Suriye Sosyalist Arap Baas Partisi, Suriye'yi 48 yıldır Saddam ve Kaddafi tarzı baskıcı bir üslup ile yönetmektedir. Rejim tarafından halka karşı uygulanan baskının dozu her geçen gün artmakta, güvenlik güçleri göstericilere karşı gerçek mermi kullanmakta tereddüt etmemektedir.
1973 yılından sonra tasfiye edildiğinden dolayı, ordunun Tunus ve Mısır'da olduğu gibi yönetime karşı tavır koyamadığı, rejimin ayakta kalabilmek için uyguladığı İsrail karşıtı politikalara rağmen, Suriye ordusunun bir düşman tanımı bulunmadığı iddia ediliyor.
1963 yılında gerçekleştirilen 8 Mart Devrimi'nden bu yana Suriye Baas Partisi tarafından yönetilmektedir. Baas ve ona bağlı partiler tarafından oluşturulan İlerici Milli Cephe, 250 sandalyeliSuriye Parlamentosu'nun üçte ikisini oluşturuyor. Geriye kalan 83 sandalye ise, bağımsız milletvekillerine ayrılmış durumda. Suriye parlamentosunda muhalefet partileri yer almamaktadır.
Suriye 1963 yılından bu yana olağanüstü hal kanunu ile yönetiliyor. 19 Nisan 2011 tarihinde Suriyehükümeti olağanüstü halin kaldırılmasını kararlaştırdı. Devlet Başkanı Beşar Esad'ın bu kararı onaylamasının ardından, 48 yıllık olağanüstü halin tarih olacağı tahmin ediliyor. Esad'ın bir hafta içinde hükümetin bu yöndeki kararını onaylaması bekleniyor.
Suriye 13 Mart 1973 yılında kabul edilen anayasa ile yönetiliyor. Anayasa iktidar partisine devletin ve toplumun partisi görevini bahşetmiştir. İktidar partisinin parlamentoda çoğunluğu elde etmesi de yine aynı anayasa tarafından garanti edilmektedir.
Devlet başkanı, Baas Partisi'nin önerisi üzerine parlamento tarafından seçilmekte ve devlet başkanının yedi yıllık görev süresi için ülkede referandum yapılmaktadır. Suriye devlet başkanı aynı zamanda ülkeyi yöneten koalisyon olan İlerici Milli Cephe ve Baas Partisi'nin genel sekreteridir. Devlet başkanı aynı zamanda başbakanı atama, savaş ve olağanüstü hal ilan etme gibi pek çok yetkiyi de elinde bulundurmaktadır. İlerici Milli Cephe, Baas partisi önderliğinde 7 partiden oluşmaktadır. Baas Partisi oyların yüzde 51'ini almaktadır.
Suriye'de 48 yıldır aleviler iktidardadır. Esad ailesi de ülkedeki alevi azınlığa mensuptur. Ülkedeki önemli makamların tamamına yakını Alevilerin kontrolü altında bulunmaktadır. Suriye'de uygulanan politikanın aynısı yıllarca Irak'ta uygulanmıştır. Irak eski devlet başkanı Saddam Hüseyin ülkede azınlıkta olan Sünni Araplara mensuptu. Diktatörlükle yönetilen ülkelerin dışa bağımlığını garanti altına almak için, o ülkenin devlet başkanının azınlık kabile ve gruplardan seçilmesi dış güçlerin yıllardır bölgede uygulandığı metotlardan birisidir.
Suriye'de 1943, 1949, 1954, 1957 ve 1961 yıllarında demokratik seçimler yapıldı. 1963 yılındaki askeri darbenin akabinde, Baas Partisi'nin iş başına gelmesinden bu yana geçen 48 yıllık süre içerisinde ülke yönetimi, demokratik seçimleri tamamen rafa kaldırdı.
Baas Partisi, güvenlik birimleri ve ordu aracılığıyla ülke siyasi hayatının tamamını kontrolü altında tutmaktadır. Baas Partisi ülkede halka karşı iki önemli baskı unsuru oluşturmuştur. Muhaberatın da içinde yer aldığı güvenlik güçlerine, insan hakları ihlali konusunda Baas Partisi yönetimi tarafından yeşil ışık yakılmış ve adeta açık çek verilmiştir. İşkence dahil bütün baskı ve yıldırma metotları Suriye güvenliği tarafından muhalif unsurlara uygulanmaktadır. Baas Partisi'nin Suriye halkına karşı uyguladığı ikinci metot dini azınlıklardır. Suriye'deki Hıristiyanlar başta olmak üzere rejim, Müslüman olmayan grupları kendi safına çekmiş ve azınlıkları ülkenin kaymak tabakası haline getirmiştir.
Beşşar Esad'ın devlet başkanı seçilmesi son derece ilginç bir senaryo gibidir. Baba Esad'ın ölümünün ardından, 10 Haziran 2000 tarihinde toplanan Suriye Parlamentosu, jet hızıyla devlet başkanlığı adaylığı yaş sınırını düzenleyen kanun maddesini değiştirdi. 40 olan yaş sınırı Beşar'ın o zamanki yaşı olan 34'e indirildi. Bu değişikliğin ardından Baas Partisi tarafından Beşar, devlet başkanlığı için tek aday olarak teklif edildi. Yapılan oylama sonucunda, milletvekillerinin yüzde 97'si Beşşar Esed'in devlet başkanlığına evet dedi.
Beşar'ın iş başına gelmesinin ardından ülkede değişim, özgürlük ve demokrasi rüzgârları esmeye başladı. 'Şam Baharı' olarak isimlendirilen bu süreçte, ülkenin çeşitli şehirlerinde seminerler ve konferanslar düzenlendi. Özgürlük ortamında yüze vuran farklı diyaloglar neticesinde, ilginç ve faydalı fikirler ortaya çıkmaya başladı.
Ancak, 'Şam Baharı' uzun sürmeyecek, özgürlük ve düşünce ortamında muhaberat tarafından kaydedilen fikirlerin sahipleri, Eylül 2001'den itibaren kendilerini zindanlarda bulacaklardır.
SURİYE MUHALEFETİ
Suriye siyasi hayatında belirleyici rol oynayan veya oynamayı hedefleyen siyasi partiler, Baas Partisi içindekiler ve Baas'a bağlı olmayan partiler olarak ikiye ayrılabilir. Genel olarak Baas'a bağlı olmayan partiler, faaliyetlerini ülke dışında sürdürmek durumunda kalmışlardır.
KOMÜNİST PARTİ
1924 yılında kurulan Komünist Parti, ülkedeki ciddi faaliyetleri ve muhalif tutumuyla öne çıkmıştır. Özellikle de 1958 yılında Mısır ve Suriye'nin birleşmesine karşı çıkan Komünist Parti'nin yöneticileri ve üyelerinin çoğu, iki ülkenin birleşmesinin ardından tutuklanmıştır.
1969 – 1972 yılları arasında ciddi iç çekişmeler yaşayan parti ikiye bölündü. Komünist Parti'nin şimdiki lideri Avukat Riyad et Türk'tür. Ülkede demokrasi çağrısı yapan en önemli şahsiyetlerden birisi olarak bilinmektedir. Suriye'nin Mandelası olarak ta isimlendirilmektedir. Eylül 2001'de tutuklananlar arasındaydı. Kasım 2002 yılında tekrar hürriyetine kavuştu.
Türk, 1982 Hama olaylarında kendi partisinin taraftarları ve üyeleri tarafından Müslüman Kardeşleri eleştirmemekle suçlanmıştır. Türk, Hama Katliamı'ndan sonra Hafız Esed yönetimini yaşanlardan sorumlu tutmuş ve Esad'ı diktatör olarak nitelendirmiştir.
MÜSLÜMAN KARDEŞLER
1942 yılında Dr. Mustafa es Sibai tarafından kuruldu. Şimdiki lideri Riyad el Şakfa'dır. Cemaatin kökleri 1928 yılında Mısır'da Hasan el Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler'e dayanmaktadır.
Cemaat 1962 yılına kadar ülkede parlamentoya girmiş ve hükümetlere ortak olmuştur. Şubat 1982 yılında yaşananların ardından Müslüman Kardeşler, Suriye siyasi hayatından tamamen silinmiştir.
Hafız Esad yönetimi, 1980 yılında yürürlüğe giren 49 numaralı kanun maddesiyle Müslüman Kardeşleri ülkede yasaklı örgüt ilan etti. Aynı kanun maddesi gereği, Müslüman Kardeşler'e eğilim gösterenler idamla cezalandırıldı.
Beşar el Esad'ın eski yardımcısı Abdulhalim Haddam tarafından oluşturulan Milli Kurtuş Cephesi'ne katılan Müslüman Kardeşler, 2009 yılındaki İsrail'in Gazze saldırısından sonra cepheden ayrıldığını ilan etti ve Esed'e muhalefetini askıya aldı.
Tunus ve Mısır'da yaşanan devrimlerin ardından Müslüman Kardeşler, Suriye yönetiminin halka karşı takındığı uygulamalara devam etmesi durumunda sivil itaatsizlik ilan ederek, sokağa çıkma tehdidinde bulunmuştu.
Müslüman Kardeşler'in yöneticileri 1982 yılından bu yana sürgünde yaşıyor.
MİLLİ KURTULUŞ CEPHESİ
Suriye rejiminden ayrılan Beşar el Esad'ın eski yardımcısı Abdulhalim Haddam'ın girişimiyle, Müslüman Kardeşler'in yanı sıra milliyetçi ve liberal muhalif gruplar tarafından Belkiça'nın başkenti Brüksel'de oluşturuldu. Cephe Esad yönetimini barışçıl yollarla değiştirmeyi hedeflemekteydi.
Müslüman Kardeşler Milli Kurtuluş Cephesi'nden 2009 yılı Nisan ayında farklı gerekçelerle ayrıldı.
ADALET VE KALKINMA HAREKETİ
2006 yılında Londra'da imzalanan 'Şam Deklarasyonu' ile sürgündeki muhalif gruplar tarafından oluşturuldu. Hedef Suriye halkı tarafından kabul görmeyi sağlamaktı.
Hareket, özgürlükler ve yönetimin barışçıl yollarla el değiştirilmesinin sağlanmasını hedeflemektedir. Ayrıca olağanüstü halin kaldırılması, ülkede siyasi partilerin kurulması, sürgündekilerin ülkeye geri dönmesinin sağlanması ve siyasi suçluların serbest bırakılmasını istemektedir.
REFORM PARTİSİ
Suriye asıllı Amerikalı Ferid el Ğadiri tarafından 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD'de kuruldu.
Ğadiri, partisini Baas ve Müslüman Kardeşler'in alternatifi olarak sunmaktadır. ABD ile yardımlaşarak Esad yönetimini düşürmeyi ve ardından İsrail ile iyi ilişkiler kurmayı hedeflemektedir.
Suriyeliler Amerika ile işbirliği içinde olduğu için Ğadiri'nin partisine fazla rağbet göstermedi
MİLLİ DEMOKRATİK BİRLİK
Beş sol partiden oluşmaktadır. Bunlar: Arap Demokrat Sosyalist Parti, Komünist Parti, Sosyalist Demokratik Baas Partisi, Arap Devrimci İşçi Partisi ve Arap Sosyalist Partisi.
ARAP SOSYALİST HAREKETİ
Bu hareket kendi içinde ikiye bölündü. Bir grup iktidardaki Baas partisine katıldı. Diğer grup ise muhalefetti yer aldı. Hareketin liderliğini Abdulgani Ayyaş yürütmektedir.
Bu hareketin yıldızı ellili yıllarda Suriye'deki bütün devrimlere katılan ateşli siyasetçi El Karzemi Ekrem El Havrani zamanında parlamıştı. Hareketin ikiye bölünmesi ve El Havrani'nin Mısır lideri Cemal Abdunnasır'a açıktan muhalefeti, Suriye'de hareketin zayıflamasına neden oldu.
ARAP SOSYALİSTLERİ BİRLİĞİ
1964 yılında kuruldu. Nasiri olarak bilinen Arap milliyetçiliğini hedefleyen Arap Milliyetçiliği Hareketi, Sosyalist Birlik Hareketi, Arap Birliği Cephesi ve Suriye Sosyalist Birliği'ni bünyesinde topladı.
DEVRİMCİ İŞÇİ PARTİSİ
Tarık Ebu el Hasan liderliğinde kuruldu. Marksist bir partidir.
KOMÜNİST İŞÇİ PARTİSİ
Yemişli yılların ortalarında kuruldu. Seksenli yıllarda gizlice faaliyetlerine devam etti. Baba Esed bu partiye karşı çok sert baskı uyguladı.
SURİYE KÜRTLERİ TARAFINDAN KURULAN PARTİLER
MODERNİTE VE DEMOKRASİ PARTİSİ
Laik ve liberal Kürt partisidir. Suriye yönetimi tarafından tanınmamaktadır. 1996 yılında kurulan partinin programında baskıya karşı direniş, kültürel köklere inme ve Suriye'de siyasi hayatı demokratikleştirme hedeflenmektedir.
KÜRT DEMOKRATİK BİRLİK PARTİSİ
1970 yılında Suriye'de kuruldu. Suriye yönetimi tarafından tanınmamaktadır. Kürt Demokratik Partisi'nin bir uzantısı olarak kabul edilmektedir. Suriye'de Kürtlere karşı uygulanan devlet baskısının kaldırılmasını ve Kürtlerin yaşadığı bölgeleri, ülke birlik ve bütünlüğü içinde idare etmeyi hedeflemektedir.
İnsan haklarına saygılı, demokratik, katılımcı ve kanunun üstünlüğünün hâkim olduğu bir Suriye'yi hedeflemektedir. Ayrıca ülkede Kürtçe medyanın yayın yapmasına izin verilmesini istemektedir.
ÖNDE GELEN İSİMLER
Muhalifler
RIFAT ESAD - Hafız Esad’ın Kardeşi
Hafız Esad’ın küçük kardeşi ve şu anki başkan Beşar Esad’ın amcası olan 1937 doğumlu Rıfat Esad, Uzun yıllar Suriye’yi yönetme arzusuyla çaba göstermesine rağmen bir sonuç elde edemedi.
Orduya girdikten sonra 1970’lerde kendisine ait bölümü elit bir askeri güç haline getirdi. Bu askeri gücü Rıfat Esad 1982 yılındaki Hama katliamında kullandı ve bu sebeple kendisine “Hama kasabı” denildi.
1983 yılında Hafız Esad’ın kalp krizi geçirmesini fırsat bilen Rıfat, askeri ihtilal denemesi yaptı. Ancak başarısız oldu ve Hafız görevinin başına dönünce elindeki askeri yetkileri alıp Rıfat Esad’ı üç başkan yardımcısından biri yaptı.
Bir kez daha gücünü artırmak için girişimde bulunan Rıfat Esad, bu sefer uzun bir süreliğine “diplomatik gezilere”, bir bakıma “sürgüne” gönderildi.
Halen Londra’da yaşayan Rıfat Esad’ın Suudi Arabistan’la da yakın ilişkileri olduğu bilinmekte.
ABDÜLHALIM HADDAM - Eski Başkan Yardımcısı
1932 doğumlu eski başkan yardımcısı ve Sünni kökenli olan Haddam, 1970-1984 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak, 1984-2005 yılları arasında ise başkan yardımcısı olarak görev yaptı.
Haddam, Hafız Esad’ın okul yıllarından arkadaşıydı ve onun sağ kolu olarak uzun yıllar liderin arkasındaki gölge güç olarak nitelendirilen önemli bir isimdi.
Hafız Esad’ın 1990 yılında ölmesinin ardından kısa bir süreliğine geçici olarak başkanlık görevini de yürüten Haddam, Beşar Esad’ın başkanlığının önünü açan düzenlemeleri yaptıktan sonra koltuğu ona devretti.
Baas Partisi’nin kuruluşundan beri önemli mevkilerinde yer alan ve uzun yıllar rejime en üst düzeyde hizmet eden Haddam’ın, Baas rejimini her halükarda savunan bir kişi olduğu bilinmekte.
Abdülhalim Haddam, 1984 yılında başkan yardımcısı olarak göreve başladı ve Suriye’nin Lübnan’da 1982-2002 arasındaki hâkimiyetinde dönemin Lübnan yöneticisi Gazi Kenan ile birlikte çalıştı. Bu süreçte hem Hafız Esad hem de Refik Hariri ile yakın ilişkiler edindi. Aynı zaman dilimi içinde Lübnan’daki fiili durumdan büyük şahsi çıkarlar sağladığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Refik Hariri suikastından Şam yönetimini suçlu tutan Mehlis Raporunun (2005) ardından Haddam, Beşar Esad’ın bu işten sorumlu olduğu yönünde açıklamalar yaptı ve Haziran 2005’te görevine son verilerek yönetim tarafından sürgüne gönderildi.
Paris’e yerleşen Haddam uzun seneler Hariri ailesinin şehirdeki lüks malikanesinde misafir edildi. Artık muhalefet kanadına geçen Haddam, Mart 2006’da İhvan ile birlikte Milli Selamet Cephesi’ni kurduklarını açıkladı.
MUHAMMED RIYAD ŞUKFA - Suriye Müslüman Kardeşleri Genel Sekreteri
Ağustos 2010’da, Şura Meclisi tarafından Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilatı Genel Sekreterliği görevine seçilen Muhammed Riyad Şukfa, 1944 Hama doğumludur. Aynı zamanda bir inşaat mühendisi olan Şukfa, 1980’li yıllarda Suriye rejimine karşı verilen askeri mücadelede önemli roller oynadı.
Müslüman Kardeşler üyesi olmanın idamla yargılanmayı gerektirdiği Suriye Ceza Kanunu’nun 49. Maddesi sebebiyle 26 yıl Irak’ta sürgün hayatı yaşayan Şukfa, 2003 yılındaki Amerikan işgali sürecinde, aracının içinde suikaste uğramış ancak hayatta kalmayı başarmıştır. Irak’tan Yemen’e geçen ve bir süre sonra da Suudi Arabistan’a giden Şukfa, halen bu ülkede sürgünde bulunmaktadır.
Şu anki görevine seçildikten sonra yaptığı açıklamada Şukfa, Suriye yönetiminden siyasi düzenle ilgili reform beklediklerini ve bu doğrultuda parti kurma hedeflerinin olduğunu anlattı. Suriye’de Müslüman Kardeşler mensuplarının siyaset yapmaları hala yasak ve İhvan mensubu olarak yurtdışında yaşamak zorunda olan birçok kişi ülkeye dönme imkânından yoksun durumda. Şukfa, Suriye’de son günlerde yoğunlaşan rejim karşıtı gösterileri desteklediklerini, ancak amaçlarının salt rejimi devirmek olmadığını, genel anlamda özgür bir Suriye görmek istediklerini ifade etmektedir.
Son günlerde Suriye’de dökülen kandan Beşar Esad rejiminin sorumlu olduğunu savunan Şukfa, kendilerine eğer bir ülkeyi model alacaklarda bu ülkenin İran değil Türkiye olduğunu söyledi.60
FIDA HORANI - Şam Deklarasyonu Ulusal Konseyi Başkanı
Fida Horani, Baas Partisi’nin önemli figürlerinden olan Ekrem Harrani’nin kızıdır ve aynı zamanda Şam Deklarasyonu Ulusal Konseyi Başkanı’dır. Hamalı olan Horani, daha önce Arap Ulusal Kongresi’nde de genel sekreter olarak görev yaptı. Horani’nin bu göreve seçilmesi, Suriye’deki kadınların ve kadın haklarının durumu açısından önemli bir adım oldu. 16 Aralık 2007 tarihinde Horani, başkan seçildiği Şam Deklarasyonu’nun ilk toplantısından sonra tutuklandı; Filistinli olan kocası da kısa bir süre sonra tutuklandı ve Suriye’de oturma izni iptal edildi.
Şam Deklarasyonu’nu imzalayan 12 aktivist, Ekim 2008’de devlete zarar vermek suçundan 30 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1996’dan beri kanser teşhisiyle tedavi gören Horani de hapis cezasına çarptırılan muhaliflerden birisiydi, ancak Haziran 2010’da serbest bırakıldı.
Devlet Görevlileri
MAHIR ESAD -Başkanlık Muhafızları Komutanı
Hafız Esad’ın en küçük çocuğu olan Mahir 1968 yılında Şam’da doğdu. Makine mühendisliği okumasına rağmen en büyük ağabeyi Basil gibi askeri kariyerde ilerlemeyi seçti. Basil’in emri altında da teğmen rütbesiyle görev yapan Mahir, özellikle fevriliği ve gaddarlığıyla Basil’e benzetilir.
Mahir, Der ez-Zor’un bilinen Sünni ailelerinden birisine mensup olan Manal Cadaan ile evlidir. Beşar Esad gibi Sünni bir eş tercih ettiğinin de altı çizilmelidir. Beşar Esad’a en yakın isimlerden birisi olan Mahir Esad, başkanlık sarayını ve Şam’ı iç ve dış tehditlerden korumakla vazifeli olan elit Başkanlık Muhafızlarının ve Suriye ordusunun prestijli 4. mekanize tümenin komutanıdır.
1994 yılında Basil Esad’ın trafik kazasında ölümüyle birlikte kısa süreliğine de olsa ismi başkanlık için gündeme gelmiş ama hem genç olması hem de dengesiz kişiliği sebebiyle Beşar tercih edilmişti.
Beşar Esad’ın başkanlığa gelmesinin akabinde Baas Partisi’nin merkez yürütme komitesinin üyesi oldu ve yine Beşar döneminde general rütbesine yükseltildi. Uzun askeri kariyeri sebebiyle ordu içerisindeki etkin nüfuzu ile ön plana çıkmakta.
Beşar Esad’ın göreve gelmesinden sonra Şam Baharı diye tabir edilen ülkedeki nispi özgürlük döneminin sona ermesinde ve akabinde yaşanan baskı döneminde etkili olan Mahir, 2003 yılında İsrail ile barış görüşmelerini devam ettirmek amacıyla İsrailli yetkililerle Amman’da görüştüğü iddialarıyla gündeme geldi.
Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastını inceleyen Birleşmiş Milletler komisyonunun hazırladığı Mehlis raporunun basına sızan ilk versiyonunda eniştesi Asıf Şevket ile birlikte suikastin sorumlusu olarak gösterildi.
RAMI MAHLUF - Beşar Esad’ın Kuzeni & İşadamı
1969 doğumlu Rami Mahluf, Beşar Esad’ın anne tarafından birinci dereceden kuzeni ve Suriye’nin en güçlü iş adamıdır. Sahibi olduğu Ramak Holding bünyesinde ülkenin ana GSM operatörü SyriaTel’e, bir bankaya, inşaat ve havayolu şirketine, serbest ticaret alanlarına, duty free mağazalarına sahip olan Mahluf, lüks araba ve tütün ithalatının yanı sıra Suriye’nin en büyük özel şirketi olan Şam Holding başkan yardımcılığını yürütmektedir ve iki özel televizyon kanalı vardır. Ayrıca Al Mashrek Global Invest Ltd aracılığı ile İngiliz petrol şirketi Gulfsand Petroleum’un %6’sına sahiptir.
Mahluf’un zenginliğinin kökeninde iki Nusayri aile arasında kan bağının ötesine geçen ilişkiler ağı yatmaktadır. Rıfat ve Hafız Esad arasındaki rekabet sırasında Hafız Esad’dan yana tavır alan Mahluf ailesi karşılığında zenginlik ve güçlü bir pozisyon elde etmiştir. Ayrıca Mahluf ailesinin zenginleşmesinde, Hafız Esad’ın Mahluf ailesi aracılığı ile Şam’ın güçlü Sünni işadamları ile Nusayri azınlık arasında ittifak kuma amacı yatmaktadır.
Aynı zamanda Mahluf ailesinin ülkede kurduğu iktisadi imparatorluk, Esad ailesinin Suriye’deki hâkimiyetinin de boyutlarını yansıtmaktadır. Beşar’ın 1970 yılında iktidarı ele geçiren komutan babası Hafız Esad, başkent Şam’da kendisi gibi Nusayri bir azınlık ve Sünni işadamlarıyla bir ittifak inşa etti ve eşinin ailesine, yani Mahluf ailesine birçok ayrıcalık sağladı. Önce baba Mahluf Şam istihbaratının başına geçti.
Yolsuzluktan adam kayırmaya kadar hakkında pek çok suçun merkezindeki isim haline gelen Mahluf’un onayı olmadan yabancı bir şirketin Suriye’de iş yapmasının imkânsız hale gelmesi kendisini ülkenin en zengin ve güçlü figürü haline getirmiştir. Yabancı şirketlerden aldığı %10’luk rüşvet nedeniyle “Bay yüzde on” diye anılan Mahluf, ABD şirketlerinin Suriye pazarına girmesi önündeki en büyük engel haline gelince 2008 yılında ABD Maliye Bakanlığı tarafından Amerikalı şirketler veya şahıslarla iş yapması yasaklandı. Yapılan açıklamada Mahluf, Suriye yargı sistemini manipüle etmekle, Suriye istihbarat teşkilatını rakiplerini sindirmek için kullanmakla, bu yollarla yabancı şirketleri temsil için gerekli olan lisanları ele geçirmekle suçlanmış ve Mahluf’un ABD’de bulunan mal varlıkları dondurulmuştur.
Mahluf, Suriye’de protestoların başladığı günden itibaren öfkenin yönlendirildiği hedeflerin başında gelmektedir. Dera’daki protestolar sırasında ilk olarak saldırılan yerlerden biri “Hırsız Mahluf” sloganları arasında SyriaTel’in bölgedeki şubesidir.
Muhalefetin web sitesi Mahluf’u Suriye’de ve dışarıda düzenlenen hükümet yanlısı gösterilerde katılımcılara bayrak, yemek ve para sağlayarak destek olduğunu ileri sürmektedir. Reform çabaları kapsamında Esad’ın yabancı yatırımları yer açacak şekilde Syriatel’in de bağlı olduğu holdingdeki şirketlerin bir kısmını bırakması için Mahluf’a baskı yapmayı planladığı ileri sürülmektedir.
ABDULFETTAH KUDSIYYE - Askeri İstihbarat Şefi
Suriye’nin en önde gelen istihbarat örgütü olan askeri istihbaratın şefliği görevini sürdüren Abdulfettah Kudsiyye, daha önce hava kuvvetleri istihbaratının şefliği görevini yapıyordu. Askeri istihbarat çatısı altında sadece askeri meselelerle değil ülke içi emniyet ile de ilgilenmekte. Askeri İstihbarat Şefi Kudsiye, Suriye’nin ilişkide olduğu ülke dışı örgütlere askeri ve lojistik destek sağlamakla birlikte ülke içinde de emniyet meselelerinde en önde gelen isimdir. Beşar Esad’ın özel kalem müdürlüğünü de yapan Kudsiyye, Asıf Şevket’in hariç tutulduğu İmad Mugniye suikastini soruşturmakla görevli komitenin de başkanlığını yaptı. Diğer birçok istihbarat şefi gibi Nusayri olan Kudsiyye, ABD’nin yaptırım uyguladığıSuriyeli yetkililer arasında yer almakta.
ALIHABIB MAHMUD - Savunma Bakanı,
Suriye siyasetinde adı fazla duyulmasa da Başkan Esad’a en yakın isimlerden birisi olan Ali Habib, 1939’da Asıf Şevket’in de doğum yeri olan Tartus’ta doğdu. Esad ailesi gibi Nusayri olan Ali Habib askeri kariyeri boyunca Özel Kuvvetler Komutanlığı, Genelkurmay Başkan yardımcılığı ve Genelkurmay başkanlığı görevlerinde bulundu. 1973 Savaşı’nda ve İsrail’in 1982 Lübnan işgalinde İsrail’e karşı savaşa katıldı. 3 Haziran 2009 tarihinde Savunma Bakanlığı görevine getirildi. 14 Nisan’da Adil Sefer başkanlığında kurulan yeni kabinede pozisyonunu koruyan 4 bakandan birisi olan Ali Habib, aynı zamanda Baas Partisi’nin Merkez Yürütme Komitesi’nin de üyesidir.
VELID MUALLEM - Dışişleri Bakanı
1941 yılında doğan Dışişleri Bakanı Velid Muallem, özellikle İsrail ile gerçekleştirilen barış görüşmeleri ile tanınmış tecrübeli bir diplomattır. İlk olarak 1991’de Madrid Konferansı’nda Suriye adına görüşmeleri yürüten heyette yer almış, 1994’ten 2000’de tamamen kesilene kadar ise İsrail ile gerçekleştirilen görüşmelerde Suriye heyetlerine başkanlık etmiştir. İsraillileri barış görüşmelerinde zorlayan tavrı ve diplomatik yeteneği ile dikkat çekmiştir. Velid Muallem, 1990-1999 yılları arasında Suriye’nin Washington Büyükelçisi olarak görev yapmış ardından 2000 yılında Dışişleri Bakan yardımcılığı görevine getirilmiştir.
Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin ölümü sonrasında 2005 yılında Lübnan ilişkilerin yürütülmesi sürecinden sorumlu olmuş ve bu önemli görevin ardından 11 Şubat 2006’da Faruk el-Şara’nın Cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirildiği kabine değişikliği sırasında Dışişleri Bakanı olarak atanmıştır.
Dış politikadaki tecrübesi ve Beşar Esad’ın çevresindeki yakın isimlerden biri olarak dikkat çekmesine karşın Velid Muallem’in hem daha çok Esad’ın kararları doğrultusunda şekillenen Suriye dış politikası üzerinde hem de iç siyasetteki etkisi son derece sınırlıdır. Protestolar sürecinde dış basında daha çok yer alan Muallem, Suriye’de yaşanları rejimi yıkmak isteyen unsurların protestocuların içine sızmalarına ve polise ateş açmalarına bağlamış, protestocuları ülkeyi şiddet ve kaosa sürüklemekle suçlayarak Esad yönetiminin politikasını savunmuştur.45 Siyasi bir figür olarak gücü sınırlı olan Muallem, doğrudan protestoların hedefindeki isimlerden değildir. Nitekim Esad’ın 14 Nisan 2011’de gerçekleştirdiği son kabine reformu sonrasında yerini koruyan nadir isimlerden biridir.
Dunyabulteni