Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

22 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
O görkemli 'İnqılab'dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı?
Dahası, son olarak, 3 Şubat Cuma günü, sadece Humus’da yüzlerce insan daha, -tıpkı Şah’ın 33 sene öncelerde yaptığı gibi-, Allah’u Ekber feryadlarıyla tankların, top ateşleri altında can verirken, 4 Şubat tarihli İran medyasında ve internet sitelerinde Suriye’de işlenen bu korkunç cinayetler hakkında yazık ki, genelde, tek bir kelimeye bile yer verilmediği görülüyordu, stratejik müttefikliğin zayıflatılmaması adına.. Ve, bunları izah etmekte zorlanmayanlar hâlâ var ise, İslam İnqılabı’nın temel stratejisi olarak Hz. Huseyn’in zulme karşı qıyâmını gösteren anlayışı nereye koyacaklardır?

05/02/2012 - 21:31
1:1 1:1,2 1:1,5
 

Selahaddin E. Çakırgil

33 yıl öncesinin bugünlerini heyecan ve teferruatıyla hatırlayanlar, bugün yaşları artık  45-50’e dayanan nesiller durumunda..

Gerçi, 40 yaşında olanlar bile bir şeyleri hatırlayabilirler..

Çünkü, hemen bütün dünya, İran’dan yükselen ‘Allah’u Ekber!’ feryadlarıyla, yüzbinlerin mazlûmiyet feryadlarıyla sarsılıyordu.. Ve televizyon ekranlarından yansıyan görüntüler ve yükselen sesler ‘Allah’u Ekber, Khomeynî rehber..’ sözünü hemen bütün dünya insanlığına ezberletmişti.. Ve bu çetin mücadele, bir seneyi aşkın bir süredir devam ediyordu..

O günlerde İstanbul’da, ilkokula yeni başlayan kızım ve arkadaşları bile kendi aralarında, okul koridorlarında veya evlerin balkonlarından diğer balkonlara birbirlerine, mânâsını bile tam bilmedikleri, ‘Allah’u Ekber, Khomeynî rehber!’  şeklindeki bir cümleye bir de, ‘N’aaaber?’ kelimesini ekleyerek sesleniyorlar ve âdeta birbirlerine nanik yapıyorlardı.. Ve, Şah’ın İran’dan kaçtığı günün akşamı, kızım okuldan geldiğinde, hanım öğretmeniyle ilgili olarak, ‘Babaa, bizim öğretmen galiba Şah’çı.. Bugün herhalde Şah kaçtı diye gizli gizli ağlıyordu..’  demişti..

(Kimbilir hangi yüzden ağladı idiyse..) Bu anekdotu, o büyük inqılabın, ilkokula yeni başlayan çocukları bile nasıl kendi ilgi alanına cezbettiğini, nasıl derinden etkilediğini göstermesi bakımından aktarıyorum..

*

Ve dünyanın herbir yanındaki insanlar da, taraflarını ortaya koymak mecburiyetini ister istemez hissediyorlardı..

Bir tarafta, kendi iktidarını, saltanatını, rejimini korumak için, onbinleri, yüzbinleri öldürmekten geri durmayacağının işaretini veren bir Şah vardı; karşı tarafta ise, ellerinde pankartlar ve resimler dışında başka bir şey bulunmayan ve hele silahı hiç olmayan ve de kurşunları yediklerinde toprağa, ‘Allah’u Ekber!’ diyerek düşen yüzlerce- binlerce insanın cesedleri...

Hele de, (İran’da çaadur olarak isimlendirildiğini o günlerde yeni öğrendiğimiz) ‘çarşaf’lar içindeki anaların, bacıların, hanımların yükselttiği feryadlar tahammül edilmez boyutlardaydı..

Ve dönemin T.C. de iç siyasî buhran ve anarşi sarmalı içindeydi.. Hergün, ‘sağ-sol’ veya ‘ülkücü-komünist’  kutublaşması olarak ortaya çıkan bir düşmanlık çizgisiyle, sokaklarda genç insanlardan ortalama 20-25’i birbirlerini öldürüyorlardı.. Maraş Katliâmı gibi büyük facialar ise, yüzlerce insanın birbirini gerçek veya farazî düşmanlıklarla boğazlıyordu.. Ülkenin birçok büyük şehirlerinde ve hassas denilen bölgelerde Sıkıyönetim uygulaması vardı..

*

İşte o günlerde Genelkurmay Başkanlığı’nın, TRT Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazarak, ‘İran’daki durumla ilgili haberler verilirken, dinî içerikli sloganların ve çarşaflı kadın görüntülerinin verilmemesi’ için direktif verdiğini (ve de özel radyo ve televizyon kanallarının olmadığını, sadece devlet radyo- televizyonu olan TRT’nin var olduğunu) hatırlayalım..

14 yıldır Necef’de sürgün hayatı yaşayan ve oradan verdiği mesajlarla İran’daki milyonları harekete geçiren ‘İmam Rûhullah Khomeynî’, Şah’ın Saddam’a baskısıyla Irak’tan çıkarılıp, Kuveyt Havaalanı’na bırakılıyor ve müslüman coğrafyalarındaki hiçbir ülke onu kabul edeceğini açıklayamadığından; o da, Fransa’ya gitmekte olan bir uçağa biniyor ve inqılab öncesindeki son 4 ay kadarlık bir  süreyi geçireceği Paris’e gidiyordu.. İmam Khomeynî, Paris banliyösündeki Neuphle le Chatoux’da ikamet ederken, İran’daki milyonlar onun desturlarıyla hareket ediyor; Şah M. Rızâ Pehlevî ve babası Rızâ Khan’ın bütün ülke çapındaki heykelleri bile yıkılıyor ve Pehlevî Khanedânı’nın 57 yıllık sultasını, zorba yönetimini yansıtan hemen her şeye ediliyor ve hattâ, kağıt paralardaki Şah resimlerinin gözleri bile sigara ile yakılıyor ve o paralar tedavülde öyle geçerli olabiliyordu..

Olup bitenleri kavramakta niceleri zorlanıyordu, Anadolu’da.. Müslüman halklar ve coğrafyalarının -bilgisizlik ve ilgisizlik ve tarihî taassub yüzünden- en zayıf halkası olarak görülen İran’dan güçlü bir İslamî hareket neşv’u nemâ buluyor, yeşeriyordu..

Ama, bu durumu anlamakta zorlananlardan birisi de, dönemin T.C. Başbakanı olan Süleyman Demirel idi ve ‘Bir yaşlı adam oturmuş Paris’te.. Oradan bir işaret veriyor, milyonlar ayağa kalkıyor; bir işaret veriyor, milyonlar oturuyor.. Bunun arkasında mutlaka bir super-güç vardır, bunun böyle olmadığına beni kimse inandıramaz..’ diyordu..

Bunun üzerine, o zamanlar, haftalık olarak yayımladığımız Tevhîd dergisinde, ‘Evet, Süleyman Bey, bu işin arkasında bir super güç  vardır, ama, bu sizin bildiğinizi super güçlerden değil..’ başlığıyla bir makale yazmış ve bir müslüman nazarında super-gücün, en büyük gücün, Allah olduğuna olan inancımızı dile getirmiştim.. 

*

Ve sonra.. Milyonların hançerelerinden bir gulgûle halinde yükselen ‘Allah’u Ekber..’ sadâları arasında İmam Khomeynî’nin 1 Şubat 1979 günü, İran’a dönüşü..

İmam’ın 10 günlük bir bekleyişi ve sonra.. ‘Şah’ın kalıntısı olan rejimin bütün devlet ve kamu karum / kuruluşlarının halka teslim edilmemesi halinde, cihad ederim..’ tehdidiyle gelinen yeni süreçte, 11 Şubat günü, eski sistemin bütünüyle çöküşü ve İran radyosundan dünyaya yükselen ‘Bismillahirrahmanirrahîym.. İncaaaa.. Sadâ’y-ı Cumhûri-i İslamî İran...’ cümlesinin ilk kez işitildiği anlar..

Ve daha sonra, toplumda ‘müslüman’  kimlikleriyle bilinen kimselerin, bu büyük İslamî halk hareketine, ‘Bunlar, göreceksiniz komünistlerin oyuncağı olacaklar..’ diyerek karşı çıkan ve her şeyin şeytanî güçlerin isteğine göre şekilleneceğine dair kanaatlerini bir türlü terkedemiyenlerin ‘ikaz’ları..

Bu, etkili olamayınca, İran halkının şiî olduğunun hatırlanışı ve bunun üzerine bir kuşku ve düşmanlık oluşturma gayretleri..

Bizim dergimizin günlerin havasında müslüman gençlik üzerindeki etkisini kıramıyan bazı çevreleri, ‘Yahu, bu kardeşler tecrübesiz, heyecanlı kimseler.. Şiîlere âlet olacaklar..’  şeklinde zehirli bir propagandadan meded ummaları giderek artınca, bir yazının sonuna, ‘İran’da bugün olan durum bir şiî-sunnî çatışması değil ki, şiî tarafında yer almış olalım. Biz Şah gibi bir zâlime karşı qıyâm eden müslümanların, mazlumların yanında yer alıyoruz.. Eğer, gelecekte, iddia edildiği gibi, bir şiî-sünnî gibi mezhebî bir boğuşmaya girilirse, nasıl bir tavır takınacağımız ancak o zaman sorgulanabilir.. Yoksa, bugünden geleceğe dair kehanetlerle suçlanmanın mantığı yoktur..’  kabilinden bir nok yazmıştım da, İstanbul ve Anadolu’nun müslüman mahfillerinde etkili olan o zehirli propaganda kırılabilmişti.. 

*

‘Stratejik gerekçe’ler adına, cinayetlere kol-kanat germek mi?

O zamanlar, ‘dünyadan habersiz, tecrübesiz, gençlik heyecanıyla hareket ederek’ çıkardıkları dergiyle İranlı müslümanların yanında yer alan bir avuç insana karşı, nicelerinin ileri sürdükleri görüşler tamamen yersiz değildi..

Üstelik de kapitalizm/ komünizm dünyaları arasındaki Soğuk Savaş’ın bütün entrikaları, hamleleri karşılıklı olarak  en en ince yöntemlerle tezgahlanırken ve de bizim ülkemiz de kapitalist kutubdaki yerini muhkem şekilde ve NATO’nun jandarması olarak almışken..

Dünya sahnesine İslam’ın bir güç odağı olarak yeniden  çıkmakta olduğunu çoğu kimse göremiyordu..

Ve kapitalist/ komünist emperyalizm sistemleri, bu yeni gücü yok etmek için, tabiatiyle  ortaklaşa her türlü entrikayı sergileyeceklerdi..

İran içinden ve dışından..

İçerde, Mojahedeen-e Khalq (Halkın Mucahidleri) isimli ve Amerikan destekli, yarı marksist ve de İslamî terimleri kullanmakta da becerikli bir grubun körpe İslam İnqılabı nizamına karşı içerde başlattığı silahlı mücadeleler, sonu gelmez bombalamalar, suikasdler ortalığı kana bularken.. Saddam da 1980 yılının 22 Eylûlü’nde, gün ortasında, başkent Tahran’ın uluslararası havaalanı Mehrâbâd ile Abadan’daki dünyaca ünlü petrol rafinerileri başta olmak üzere, pek çok askerî ve sınaî merkezlere ve yerleşim birimlerine yaptığı saldırıyla başlayan ve 8 yıl sürecek olan savaş..

O günlerde, İslam İnqılabı Hareketi’nin başlangıç noktası olarak, hangi tarih esas alınacağı konuusu tartışılıyordu..

En güçlü akım, Muhammed Musaddıq’ın 1953 yılında İran petrollerini millileştirmesi ve ingilizlerin kovmasının İslam İnqılabı’nın kalkış noktası olarak teklif edilmesiydi.. Ve bu tarih, İran’ın müslüman kitleleri açısından da kabul edilemiyecek bir tarih değildi.. Çünkü, petrol, İran’ın en büyük, en önemli stratejik zenginliğiydi..

İmam Khomeynî, bu konuya kesinlikle karşı çıkıyor ve İslam İnqılabının temel stratejisinin, Hz. Huseyn’in hareketinden, Kerbelâ Qıyâmı’ndan başladığını bildiriyor ve o gibi maddî zengilnliklerin stratejik bir kalkış noktası olarak kabul edilemiyeceğini, zulme karşı mücadelenin esas alınması gerektiğini belirtiyordu..

*

Ve bugün, gelinen nokta..

Saddam’la savaş yıllarında kâfir bir rejim ve ideoloji olarak nitelenen Baas ideolojisinin Şam versiyonu altında 50 yıldır inleyen Suriye halkının çektiklerini görmezlikten gelip, Suriye’de hele de son bir yıla zamandır işlenen onca cinayetlere rağmen, stratejik müttefiklik adına, Esed rejiminin korkunç katliâm ve cinayetlerine seyirci kalınmasını hangi inqılabçı mantıkla, kim nasıl izah edecektir? Şu acı duruma bakınız ki, hemen heryerdeki müslüman halkların verdiği mücadeleler, inqılabçı halkların mücadelesi olarak selâmlanırken ve onlara psikolojik destek verirken; Suriye halkının mücadelesini ise, sadece Amerikan emperyalizmi ve siyonist odaklarca kandırılan kitlelerin hareketi olarak nitelenip geçilmesi..

Bu kanlı tablo karşısında, doğrudur ki, bir kısım devletler Amerikan emperyalizmiyle birlikte hareket ediyor duruma düşmüş olabilir.. Ama, onunla birlikte olmak tek başına suçlama vesilesi olacaksa, başkaları da Rusya emperyalizmiyle birlikte hareket ediyor duruma düşmüş olmayacak mıdır?

Dahası, son olarak, 3 Şubat Cuma günü, sadece Humus’da yüzlerce insan daha, -tıpkı Şah’ın 33 sene öncelerde yaptığı gibi-,  Allah’u Ekber  feryadlarıyla tankların, top ateşleri altında can verirken, 4 Şubat tarihli İran medyasında ve internet sitelerinde Suriye’de işlenen bu korkunç cinayetler hakkında yazık ki, genelde, tek bir kelimeye bile yer verilmediği görülüyordu, stratejik müttefikliğin zayıflatılmaması adına.. Ve, bunları izah etmekte zorlanmayanlar hâlâ var ise, İslam İnqılabı’nın temel stratejisi olarak Hz. Huseyn’in zulme karşı qıyâmını gösteren anlayışı nereye koyacaklardır?

*

Ve, İmam Khomeynî’nin İran’a geliş yıldönümünde, uçaktan kocaman bir İmam Khomeynî karton resminin indirilip ona selam durulması ise, bütün bunların üzerine tüy dikti.. (Ki, İmam Khomeynî, kendi resminin paralara konulduğunu görünce, derhal buruşturup atmış ve onların tedavülee çıkarılmasını bile yasaklamışken..)

Geçmişte, Şah’ların veya başka yerlerdeki siyasî kişilerin resimlerine, heykellerine bu şekilde bir rağbeti putperestlik olarak niteleyenlerimizden nicelerinin, şimdi bu durumu anlayışla karşılayıp sessizlikle geçiştirmeleri veya bazı askerî birliklerin resimler önünde selâm durarak geçmeleri karşısındaki izahları ne ve nasıl olacaktır?

Gelinen noktalardan hayıflanmaksızın, izah yapabilecek ve hakaret ifadelerine yer vermeden, İslamî akıl ve ahlâk ölçüleri içinde bu durumlara izah getirebilecek olanlar varsa, buyursunlar..

Kaynak: Haksözhaber

 

YORUMLAR

mehmet 06-02-2012, 17:39:37
ayna bakmak
___________________________
EDİTÖR: Bizim misyonumuzda hakkı ve hukuku savunmak,zulme ve haksızlığa karşı çıkmak vardır,siz bugüne kadar bizim yayın çizgimizden bunu anlayamamışsanız size Rabbimizden feraset ve basiret niyaz ediyoruz...
Kutbeddin Nurlubaş 06-02-2012, 11:17:20
Ölüden diri, diriden ölü çıkarılır
“Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor.” Rum Sûresi, 30:19.


Sunuhatta, Bu ayet ölüden diriyi diriden ölü çıkrtır anlamıda el hak birinci anlamı bu olmakla birlikte, sosyal hayatta da diriden ölü ölüden diri çıkartabilecek prensipleri içerdiğini de anlatır.
Mesela, salebetli yani doğru çizgideki alevlikten daha sonra bir sürü batıl mezhepler çıktı hatta rafiziliği ve inkar netice verdi. Ama Dine ilgisiz ve lakayd emevi taraftarlığı ehli sünnete dönüşü.

Biri bir tokat vurdu mu sen öbür yanağını çevir diyen hiristiyanlık(aslı değil) celallik elde etti. Cihadı ve zülme karşı duruşu konusunda tavizsiz olması gereken müslümanlar, hiristiyanların miskinliğini becayiş yaptılar.

Daha önce çok şiddetli hareket eden gruplar yumuşamış. Çok toleranslı gruplar çık şiddetli ve acımasız konuma gelebilmişler.

Alimin oğlu cahil yetişiyor çoğu zaman , Cahilin oğlu alim olabiliyor. Çünkü alimin ağlu ilme karşı artık bir açlık hissetmiyor.

Bu servet sahibi bir babanın çocuğunun gevşek davranıp sadece tüketmesinde de gözükür. Fakirin oğlu servete karşı kendisini aç hisseder ve gözünü ileriye dikip zenginleşebiliyor.

Bir alim ben sadece Kur'anın hakikatlerini anlattıyorum. Benim söylediklerime bir cam olrak görün ve altında kuranın gerçeklerini görün dediği halde, taklitçiler onu zamala Kur'ana ayna olması gerekirken perde yapabilirler.

İşte İrandaki durum da diriden ölü çıkma prensibine örnek olabilir.

Aşağıda da 1919 da yazılan SÜNUHAT'tan bu yetin kapsamına giren sosyal prensipler:


Pek çok desatir-i külliye(genel prensiplere) ve bir kısım desatir-i ekserîyi tazammun(Çok yerde geçerli düturlar içerir) eder. Ferde, cemaate, nev’e, mesleğe şâmildir(kapsayıcıdır). Yalnız ekseri düsturların mâsadakından(tasdik edilmişinden) bir iki misâl zikredeceğiz.

"Lâkayt(ilgisiz) Emevîlik, nihayet sünnet cemaate, salâbetli(doğru çizgideki) Alevîlik, nihayet Râfîzîliğe dayandı.

Hem zâlime karşı miskinliği(acizlik) esas tutan Hıristiyanlık, nihayat tecellüd(sertlik,cesaret); cebbarlıkta ve zâlime karşı cihad, izzet-i nefsi esas tutan İslâmiyet—eyvah!—nihayet miskinliktekarar kıldı.

Hem mebdei(başlangıcı), taassup derecesinde azîmet(katı) olsa, nihayeti(sonu) müsaheleye(kolaylaştırmaya), ruhsata(dinen toleransa) taraftarsa, nihayeti(sonu) salâbete müncer(kayar) olur. Bir kısım Hanbelî, Hanefî gibi.

Hatta en garibi, bir kısım mutaassıplar, mesleklerinin zıddına olarak, küffara karşı müsamaha dostluk ve lâkayt Jönler husumet ve salâbet taraftarı çıktılar. Güya mebde-i Hürriyetteki mevkilerini becayiş ettiler.

İki âlim, bazan nâkısın oğlu kâmil, kâmilin oğlu nakıs oluyor. Güya bakiye-i iştiha-i şevki, tevarüsle velede geçiyor. Öteki kazâ-i vatar ettiğinden, veledine ilme karşı açlık hissini uyandırmıyor. Şu emsilelerdeki sırr-ı düstur şudur:

Beşerde meyl-i teceddüd var. Halef selefi kâmil görse, tezyid eylemese, meylinin tatminini başka tarzda arar, bazan aksülâmel yapar.


Kategorideki Diğerleri

Dünya;Kalbimizde mi Elimizde mi?
Dünyaya verilecek değer, Peygamber'in (s) verdiği değeri aşması halinde bizim Müslümanlığımızı yeniden gözden geçirmemizi gerektirir. Bunun için de pe
ALİ...
Ali Şeriati… Müstehzi gülüşüyle ‘’Sizi rahatsız etmeye geldim’’diyen Kahek Köyü’nün fakiri.Düşünce,eylem,fikir,feraset zengini. Dost,sırdaş,yoldaş y
Dava Ve Hayal Kırıklıkları
1980’ler ve 1990’larda yürüyüşlerin ön safında bulunanlar, en ateşli sloganları atanlar, sabahlara kadar İslam devrimini gerçekleştirmek için zihinsel
Rahmet Kapısı ''Üç Aylar'' Başlıyor
Müminlerin heyecanla beklediği `üç aylar` 22 Mayıs Salı günü (yarın) başlıyor.
Kürdistan Birleşik Federasyonları
Kürd ve Kürdistan sorunu barış içinde tüm bölge halklarının lehine olacak mahiyette nasıl çözülebilir?
Xewnên Heftreng
Xewnên me. Ango serhildana Musavî, mizgînîya İsevî, Şiyarkirina Muhemmedî. Cengawerîya İmamê Elî, Mêrxasîya Seleheddin, dilciwanîya Şex Seîdê kal. Ha
Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV
Suriye konusu hassas. Türkiye’de İslamcılık ritüelinden gelmiş olan hükümetin önce Beşar Esad’ı kardeşi ve daha sonrasında düşmanı olarak ilan etmesi
(Bir Zamanlar Ercişte)
Hiç unutmam bir gün komşularından birinin oğlunun düğünü olacaktı. Beldenin ileri gelenlerinden bir kaçı ile birlikte düğün sahibi, amcamın evine geld
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler
90'lı yılların başında faili meçhuller ve kayıplar dönemi başladı ve ölüm bir kabus gibi çöktü Güneydoğu'nun bir çok il ve ilçesinin üzerine. Adı Tek
Kutlu Doğum Peygamberi Değil Kur'an Peygamberi
Her taraf gül kokuyor, ‘kutlu doğum’ kokuyor; riya kokuyor. Gül sembolüyle Rasulullah Muhammed (sav) adeta ipeksi bir yumuşaklığa indirgenmekte, hayat
Alinasyon (Yabancılaşma)
Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi
'Türk iyi, Ermeni hain, Kürt zalim, Arap düşman'
YOKLUĞUMUZ NE ZAMAN FARK EDİLECEK
Suriye Çıkmazı‏
Dibîstana Kurdî
Bir Efsanedir Diyarbekir
Suudi Arabistan: İslam alemindeki üstünlüğün sonu
‘Sol içi çatışma’ gerçeğiyle yüzleşmek
Yakup Aslan Yazdı: "Şervan'a Kız İstenecekti Hayrettin Hocam"
Mezheb taassubunun her şekli, reddedilmelidir!
1 MAYIS
Yakup ASLAN Yazdı: Asya Konvoyu ve Çelişkiler III
M.K.DILXÊRİ nivîsî : Ji Elegezê Koçberî
"AYNA"
Hasan el Benna tasavvufa nasıl bakıyor?
Lebbeyke Ya Muhammed
Haksızlığı Meşrulaştırma Bağlamında Türk Medyası
Ey Müslümanlar, Kürtler de insandır
"SELAM OLSUN"

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Mehmet Ali Anşin

Anneler Günü

Yorum Hattı
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
BEN BU KARDEŞİ SEVİYORUM GÜZEL ÇALIŞMALAR YAPIYOR....
MURAT
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
yazılarınız elimden geldiğince takip ediyorum fakat anlamadığım bazı hususlar var.örneğin kürt gerçe...
MURAT
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
iran nerede
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran. malum gasp edilen kurdista...
fatih.y
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
keşke dinlemeye takatı olsa.. tarih boyunca din kisvesinin arkasına gizlenenler müslümanlara neler ...
rıdvan
Hocam hakkımız ne... >>
Birde Kendimize bakalım !
Sayın Latif bey, A.Altan bizim İsrail düşmanlığımızdan hoşlanmıyor mu acaba? Roboski katliamını gü...
Oktay Korkmaz
Dindar Faşistlik >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>
hilale katılıyorum
ruyi mahşerde benimde iki elim buzulmü yapan ve sürdürenlerin hemde kardeşiz diye sürdürenlerin yaka...
heval
Guldexwîn Beşa 3. (Sêvên Gundê Me Sor Bûn) >>
ZAVALLILAR!
Ölçümüz efendimizdir,"haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." varsın siz haksızlığı destekleye...
hüseyin canan
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com