Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

22 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Ak Parti Neden Kapatılmadı
Anayasa eski raportörü Osman Can AK Parti kapatma davasının perde arka arkasını ilk kez anlattı.

04/02/2012 - 13:50
1:1 1:1,2 1:1,5
 

AK Parti davasının perde arkasında neler yaşandı? Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, Balçiçek İlter'e anlattı... 

Doç. Dr. Osman Can... AK Parti kapatma davasının raportörü olarak gündemimize girdi. Öyle zehir zemberek bir rapor koydu ki ortaya parti kapatılmadı, kapatılamadı. Kimi "Cemaatin adamı" dedi, kimi "AK Parti'den bakanlık sözü aldı" buyurdu. O ise karşılaştığı onca çarpıklığa rağmen hukukun üstünlüğüne inandı ve inanmaya devam ediyor. Bir taraftan sivil anayasa için çalışmalar yapıyor, kitaplar yazıyor, bir taraftan Marmara Üniversitesi'nde ders veriyor, bir taraftan da ihtiyacı olana işadamından siyasetçisine, medya mensubundan sokaktaki vatandaşa "Niye yeni bir Anayasa'ya ihtiyacımız var?" sorusunun cevabını anlatıyor. Yargının bağımsızlığını yine ve yeniden konuştuğumuz, "Acaba kimin vesayetinde, kimin arka bahçesi?" sorularına karşılıklı cevaplar yetiştirdiğimiz bugünlerde onun açıklamaları çok önemli. Osman Can'ın anlattıklarını okuyunca dehşete düşmemek mümkün değil. Bir zihniyetin, milletin iyiliği için darbe hayali kuran hastalıklı bakış açısının, devletin en bağımsız, en güvenilir olması gereken kurumunu,Anayasa Mahkemesi'ni nasıl yönlendirdiğini, bu uğurda resmi belgelerin içeriğinde tahrifat yapmaktan bile çekinmediğini göreceksiniz. Üzerinde daha çok konuşacağız, ama önce söz OSMAN CAN'da... 

- Önce şunu merak ediyorum, sizin gibi düşünen birini nasıl oldu da Anayasa Mahkemesi'ne raportör olarak aldılar? 

Anayasa Mahkemesi'ne geldiğim dönem Avrupa Birliği, küreselleşme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vs. bunların çok hit olduğu dönemler. Böyle olduğu için de Anayasa Mahkemesi'nde en azından raportörler nezdinde bazı muhaliflerin bulunmasına da ihtiyaç duyuluyordu diye düşünüyorum. Anayasa Mahkemesi'nin Antalya'daki sempozyumuna davetliydim, tebliğ sunacaktım. Mesleğimin daha başındayım. Almanya'dan yeni dönmüş ve Erzincan Hukuk Fakültesi'nde yardımcı doçent olarak başlamışım. Ve burada Türkiye'nin Anayasa konusunda konuşacak en yetkin insanları, anayasa hukukçuları, Anayasa Mahkemesi üyeleri var. Benden önceki oturumda özgürlük karşıtı yorumlar alkışlanınca ikilemde kaldım. Ben şimdi kalksam bunlarla çatışsam, kariyerim bitecek. Bir daha da bir yerde bir şey tutturamam. Ama kendi doğrularımı söylemezsem de kendime olan saygımı kaybederim. Uzun uzun düşündüm. Benjamin Franklin'in bir sözüyle başladım konuşmaya: "Güvenlik sağlamak için özgürlüğünden feragat eden, her ikisini de kaybeder." Konuşmada tezlerimi olduğu gibi sundum ve "Bu Anayasa değişiklikleri yetersizdir, bu Anayasa değişiklikleri ilerleme falan değildir, sadece bir anomaliyi ortadan kaldırdı. Demokratikleşme için bunun ötesine geçmek lazım" dedim.Anayasa Mahkemesi'ni de yoğun bir şekilde eleştirdim. Anayasa'nın faşizan içerikli bir başlangıç kısmı vardır. Ona dayanarak karar veriyor. Parti kapatmaları ona dayandırıyor, bütün kritik kararları ona dayandırıyorlar. Bunu da eleştirdim. Bu nasıl mahkeme diye düşünüp Erzincan'a döndüm, ancak sonra mahkeme başkanı aradı ve davet etti. AB süreci var, konjonktür muhalif isimleri istiyordu.

İKİ DEĞERLİ BAŞKAN 

- AKP'ye yakın isimler mi etkili oldu? 


Tam tersine... Benim oraya girmemi sağlayanlar AKP'ye yakın olan insanlar değil. Mustafa Bumin, Tülay Tuğcu gibi birlikte çalışacağım iki çok değerli başkan vesair üyeler... O zaman 16 raportör vardı, başladım çalışmaya. Eleştirel olduğumu herkes biliyor. Yalnız bu eleştirellik bilimsel bir eleştirellik oldu. Yargıda partizanlığı hiç hazzetmedim. 

- Kurumda en ateşli tartışmalar hangi dönemde yaşandı? 

AK Parti kapatma davasında... 

- Gelelim o davaya... Anlamadığım nokta şu, madem sizin hakkınızda aileye zarar veriyor diye düşünülüyor nasıl oldu da bu davayı size bıraktılar? 

Başörtüsü ve AK Parti'yle ilgili davalarda mahkemede raportör kadrosu itibarıyla bir genel devlet ideolojisi ve algısına uygun olan, eski dönemden alınanlar vardır. Bir de daha sonra, zaman içerisinde gelen, siyasal tutum ve yaşam tarzları itibarıyla onlardan farklılaşanlar, mütedeyyin, muhafazakâr vs. vardır. Böyle bir durumda Anayasa Mahkemesi Başkanı, üyelerin de üzerinde tarafsız olacağını düşündükleri bir raportöre davayı vermek durumundaydı. Sanırım dava bu yüzden bana verildi.

ÇANKAYA'DAKİ SAVAŞ 

- Şimdi gelelim AK Parti davasına... Nasıl bir atmosfer vardı Anayasa Mahkemesi'nde? 


367'den sonra Türkiye ciddi bir kriz sürecine girdi ve bir savaş başladı. Devlete kimin egemen olacağına dair bir savaş mı dersiniz, ne derseniz deyin. Bu tabii her şeyi etkiledi ama 2005-2006'dan itibaren bütün bunların en yoğun yaşandığı yer Çankaya'dır. Bizim çalıştığımız ve oturduğumuz mekânlar Çankaya'da. Ve siz orada nasıl sertleşmelerin yaşanmaya başladığını, hareketliliğin ortaya çıkmaya başladığını çok net olarak gözlemleyebiliyorsunuz. Çünkü bütün yüksek bürokratlar, yüksek hâkimler, Anayasa Mahkemesi üyeleri, üst düzey subaylar, generaller falan orada oturur. Ciddi hareketlilik vardı o dönemlerde. 

- Nasıl bir hareketlilik? 

Derin devlet harekete geçiyor kısacası. Onu çok net görüyorsunuz.

PERİNÇEK'İN KİTAPLARI 

- Biraz açar mısınız? 


Yani yargıçlarla subaylar arasındaki ilişkiler, sosyalleşmeler, lokaller, mahkeme ziyaretleri vs. bunları net olarak görüyorsunuz. Yılda sayısız resepsiyon olur, orada iletişimi rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz. Bir bakıma gazetelerin Ankara temsilcilerinin gördüklerini biraz da içeriden görme fırsatı diyelim buna... Tam o dönemde bütün bu hareketliliklerin sizin karşınıza davalar olarak gelmeye başladığını görüyorsunuz. 367 davasıyla başlıyor, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anayasa değişikliğiyle devam ediyor... Örneğin 367 konusunda düşüncelerin ortaya çıkmaya başladığı dönemlerde hemen otomatik olarak bazı kurumların harekete geçtiğini, sempozyumlar ve toplantılar yapmaya başladığını görüyorsunuz. "Nasıl bloke ederiz?" diye. 

- Hissediyordunuz kapatma davasının geldiğini... 

Çok net olarak hissediyorduk. Başörtüsü ile ilgili Anayasa değişikliği yapılmasa dedim. Bir de şu var Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı vardır, rejim açısından önemli bir mekândır. Ve kimlerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandığını, kimlerin örneğin siyasi parti bürosunda çalıştığını ve nasıl bir kadrolaşmanın yaşandığını gördüğünüzde zaten aşağı yukarı renk bellidir ve bazı şeyler olacak demektir. Savcıların masalarında Perinçek'lerin veya Poyraz'ların kitaplarını görünce, anlıyorsunuz. 

- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki siyasi parti bürosu ne iş yapar? 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nda farklı bürolar vardır. Bunlardan bir tanesi de siyasi parti bürosudur. Ve Türkiye'de bir parti hariç tüm partiler hakkında orada dosya tutulur. 

- Hangi parti o? CHP mi? 

Evet CHP hariç bütün partiler hakkında dosya vardır. Ve sürekli olarak o dosyalara yeni bir şeyler eklenir. Ama CHP hakkında bir sayfa yok. 

- Yani o dönem AK Parti için o büroda dosyalar çoğalıyordu... 

Tabii, siz bunu gazetelerde yüksek yargıç olan bazı figürlerin veya yüksek yargıda iyi bağlantıları olanların yazdığı yazılardan da anlayabilirsiniz. Derin devlet harekete geçmişti. Resepsiyonlarda görüyorsunuz, sonra mesela adliye muhabirlerinin o resepsiyonlarda kümelenme biçimleri, kimlerin etrafını sardığından da bunu okuyabiliyorsunuz. Yargıtay ve Danıştay'da verilen bazı kararlardaki sertleşmeyi görüyorsunuz.

"MAHKEMEDE KAMPLAŞMA VARDI AMA NEZAKET DE VARDI" 

- Sizin hakkınızda o dönem ne düşünüyorlardı kurumda? 


Kanaat şudur muhtemelen: "Kimsenin adamı değil, nevi şahsına münhasır" veya "Avrupa'da okumuş, Türkiye'nin kendine özgü şartlarını anlamıyor." 367 ile ilgili tartışmalardan sonra eski güzel günler geçti. Statükonun devamından yana olanlar, yazılı Anayasa'yı bir kenara itmeye başlayınca, haliyle onlarla aynı merkezde durmam söz konusu olamazdı. Artık aileden değildim. Aileden falan değilse ne olacak? Mümkün olduğunca davaların ona gelmemesi gerekir. Ya da onun ürettiği ne kadar argüman varsa ona karşı argüman üretilmesi lazım... Benim için "O ideolojimize, hâkimiyetimize zarar veriyor" kanısı egemen olmaya başladı. Bu şekilde politik bir kamplaşmaya ya da çatışmaya doğru gittiAnayasa Mahkemesi. Ancak kurum içinde nezaket ve saygı işlemeye devam etti.

"BAŞLANGIÇTA HAŞİM KILIÇ'LA BİRÇOK KONUDA ÇATIŞTIK" 

- Haşim Kılıç ile önceden tanışıyor muydunuz? 


Mahkemede tanıştım, başlangıçta çok çatıştık. Örneğin TÜBİTAK'taki kadrolaşma iddiasıyla bağlantılı bir kanun değişikliği vardı. Bu kanun yürürlüğünün durdurulmasını önerdiğimde böyle bir tartışmamız olmuştu. Kadın-erkek eşitliği veya sosyal haklar konusunda da ayrıştığımız durumlar oluyordu. AncakHaşim Kılıç'ın orada olması büyük bir şans oldu. Anayasa Mahkemesi için. Bazen görüşlerimiz farklılaşmış olsa dahi bu çok önemli. En özgürlükçü, en liberal sayılabilecek kararların önemli bir kısmının altında Haşim Kılıç'ın imzası vardır. 

- Başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliği dosyasını Kılıç verdi size... 

Evet. Burada artık bir kamplaşma vardı ve kamplaşmada dengeyi bulabilmek ve güven yaratabilmek çok zordur. Ve Haşim Kılıç o zaman bana şunu söyledi: "Bu dosyanın altından sen kalkabilirsin. Çünkü duruşun belli ve merkezde... 2007'de de Anayasa değişikliği dosyasına baktın. Bu davada her tür soruya cevap verebilecek durumdasın. Bu yük senin omuzlarında, ne dersin?" Ben de "Siz bu şekilde takdir ettiyseniz, heyetin güveni varsa, ben bu yükümlülüğün altından kalkarım, Anayasa ve uluslararası standartlar çerçevesinde raporumu hazırlarım" dedim. Ve aldım o davayı. Asıl kırılmalar da o davayla başladı. 

- Ne gibi? 

125 sayfalık raporda "Bu Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi inceleyemez ve inceleyememesi de gerekir" dedim ve gerekçemi anlattım. İncelerse Anayasa'yı ihlal eder. Anayasa'yı ihlal etmek demek Anayasa dışına taşmak demektir ve bu durumda mahkemenin hukuki meşruiyeti biter. Başörtüsüne ilişkin tek satır yoktur bu raporda. Çünkü işin esasını incelememiz Anayasa gereği yasaktı... İşte buna ilişkin raporu hazırlarken o arada AK Parti davası geldi. 2008'in Mart ayıydı, AK Parti hakkında iddianame Anayasa Mahkemesi'ne ulaştı. İddianame de başörtüsü ve laiklik bağlantılıydı. İkisi bağlantılı olunca da bu dava bana verildi.

KİMLİK KARTI 

DOÇ. DR. OSMAN CAN... 

DOĞUM TARİHİ: 1968 

DOĞUM YERİ: Iğdır 


EĞİTİMİ: Ortaöğrenimini Ankara'da tamamladı. 1992'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Köln Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1997'de yüksek lisans; 2000'de doktora yaptı. 2006'da doçent oldu. 

GÖREVLERİ: Çeşitli üniversitelerde Anayasa Hukuku, Devlet Teorileri, Anayasa Yargısı, Temel Hak ve Özgürlükler dersleri verdi. 

- 2002'de Türk-Alman Kamu Hukukçuları Forumu'nu oluşturdu ve halen Türkiye koordinatörü. 

- 2002'de Anayasa Mahkemesi Raportörlüğü'ne getirildi ve 2012'ye kadar bu görevini sürdürdü. Halen Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku öğretim üyesidir. 

YORUMLAR

yadiyaman 04-02-2012, 14:59:48
HAkkı Söylemek İçin Sadece Dindar Olmak Yetmez
HAkkı Söylemek İçin Sadece Dindar Olmak Yetmez""" Yeterki insan VİCDA

Kategorideki Diğerleri

Gerekçe: Gizli tanık!
Poşu davasında Cihan Kırmızıgül için 11 yıl 3 ay mahkumiyet kararı veren mahkeme, gerekçeli kararını açıkladı. Mahkeme gerekçeli kararında"Gizli tanığ
Uludere: 145 gün, 10 soru, 0 cevap
Hükümet izin verdiyse sorumluları ne yapacak? Hükümet izin vermediyse, Genelkurmay izinsiz bir sınırötesi operasyon mu planlamıştır?
Demirtaş: Diyalog kapılarını kapatmadık
BDP Genel Başkanı Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın 'Samimiyseniz oturur konuşuruz' sözlerine yanıt verdi: Diyalog kapılarını kapatmadık ama Başbakan'ı sa
Ağrı'da bir imam öldürüldü
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Yaygınyurt Köyü imamı Mehmet Uzun öldürüldü. Evinden dışarı çıkarılarak, eşi ve çocuklarının önünde öldürülen Uzun
Ergin 'Sayın Öcalan' kararını değerlendirdi
Adalet Bakanı Sadullah Ergin Yargıtay'ın 'Sayın Öcalan' nitelemesine özgürlük kapsamına alma kararını değerlendirdi.
Baydemir RTÜK'e dizileri şikayet etti
Diyarbakır Belediye Başkanı "Şüphesiz iyi diziler var. Sıkıntılı, hemde çok sıkıntılı bir dil kullanan dizilerde var" dedi ve o dizileri RTÜK Başkanın
A.A Kürtçe yayına başlayacak
Türkiye'nin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı, 92 yaşında müthiş bir ilke imza atıyor. Mustafa Kemal’in, 'Türkiye’nin sesini bütün dünyaya duyuracaktı
Erdoğan memurlar için son sözü söyledi
İmzaların atılmasına saatler kala masadan kalkan memur konfederasyonları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan haber bekliyordu..
Asker, AK Parti ve Uludere karartması
Askerin topuk selamı Türk insanını kendinden geçirir.
Devletin skandal Dink yazışması!
“Kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma yapılmadığı” eleştirileri sonucunda Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanlığı yetkililerinin yaptığı toplant
"Süper Başkanlar" Geliyor
İşte TSK'da başörtü yasağının mimarı
Burkay: 12 Eylül Anayasası, deli gömleği!
“Aziz Yıldırım Ergenekon 'un finansörü"
Çocuk Meclisi: "Andımız Okullarda Okutulmasın"
"Artık Silahla Mücadele Dönemi Geride Kaldı."
"Hatayı da açıkladık özrü de açıkladık"
Yargıtay'ın İzin Verdiği 'Gerilla'ya Danıştay Yasağı
Başörtülü Öğrenciye Ödül 'Geçmişe Takılmış(!)'
İHH, kaçırılanlar için Kandil’e gider mi?
Hükümetin son teklifi de komik oldu
Yargıtay Mehir'i kabul etti
'Sayın Öcalan' demeyi normal karşılamak gerekir
Vicdan Nöbeti Başladı! [Video]
Kürdistan Petrolü Türkiye Üzerinden Akacak
Diyarbakır'da Çatışma: 1 Ölü
Van'da son durum
Gül, Erdoğan ve Özel'e suç duyurusu
İşte hükümetin memura yeni teklifi
Gürsel Tekin'e çifte soruşturma

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  

KONUK YAZARLAR

 
M.Latif YILDIZ

Dindar Faşistlik

Mehmet Ali Anşin

Anneler Günü

Yorum Hattı
neden iran yok
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran kürdistanı....
fatih
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
Murat Kardeşe
MURAT KARDEŞE Allâh da sizi sevsin, kardeşim. ...
İbrahim Sediyani
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
Asıl Sorun Nedir?
Ümmet 200 yıldır uyuyor. İslamı hurafecilerin eline bırakmış. Onlarda müslümanları gassalın elinde...
Oktay Korkmaz
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
kör sevda
Sayın miroğlu kendinize ve yeni çevrenize göre çok haklısınız. Ama bizde kör ve sağır değiliz. AKP'n...
amed
Kürdistan’ın başbakanı >>
Sayın Savaş'ın önceki yazılarından ''mekkeden bakarak medineyi anlamak ne kadar mümkün'' paylaşımınd...
fatme
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
BEN BU KARDEŞİ SEVİYORUM GÜZEL ÇALIŞMALAR YAPIYOR....
MURAT
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
yazılarınız elimden geldiğince takip ediyorum fakat anlamadığım bazı hususlar var.örneğin kürt gerçe...
MURAT
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
iran nerede
sayın hocam elinize ve kaleminize sağlık ama bence eksik olan nokta iran. malum gasp edilen kurdista...
fatih.y
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
keşke dinlemeye takatı olsa.. tarih boyunca din kisvesinin arkasına gizlenenler müslümanlara neler ...
rıdvan
Hocam hakkımız ne... >>
Birde Kendimize bakalım !
Sayın Latif bey, A.Altan bizim İsrail düşmanlığımızdan hoşlanmıyor mu acaba? Roboski katliamını gü...
Oktay Korkmaz
Dindar Faşistlik >>
adamlar haklı 150 ye yakın bombalı eylem yapmış birisini tutanlar o eylemlerinde ortağıdırlar ya değ...
MURAT
Irak'tan Rest: Haşimi İade Edilmezse... >>
Tespitler Eksik Tedavi Yok!
Böylesi Kadir Şinas bir meselenin gündemde tutulması ve değerlendirilmesi kayda değer. Bu değeri kay...
Sinan KARA
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
Selam
Değerli Panelistlerin bütün konuşma/ tebliğ metinleri bu ise Panel faciaya dönüşmüştür. Yok eğer bu ...
Şeref
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
islamcılara haksızlık paneli
yavuz delal ne zamandan beri islamcıdır da islamcılara ayar verme hakkına sahip olmuştur. ne islamcı...
mustafa
"Neo-Kemalizm ve İslamcılık kıskancında Kürt Sorunu" >>
SELAMUNALEYKUM GÜZEL KARDEŞLERİM. MOLLA MUSTAFANIN HAYATINIIN ÜÇ KESİTİNİ VERDİNİZ, BUNDAN DOLAYI AL...
Molla Mustafa Barzani - Hayranlık uyandıran bir tarih (2) >>
bin yıllık kardeslık bu mu dur......
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>
Hikmet ve Korku
Fidan Güngör'ün ismini söylemeken korkanlar oldukça; maalesef kardeş...Ve buna da HikmeTLİ yaklaşma ...
İdris Çelik
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
tam cumhuriyete yakışan bir başlık ancak cumhuriyet gazetesi gibi zihniyetler böyle düşünüyorlar yaw...
peki naşat
Namaz kılan öğrenci hala haber olabiliyor!!! >>
hilale katılıyorum
ruyi mahşerde benimde iki elim buzulmü yapan ve sürdürenlerin hemde kardeşiz diye sürdürenlerin yaka...
heval
Guldexwîn Beşa 3. (Sêvên Gundê Me Sor Bûn) >>
ZAVALLILAR!
Ölçümüz efendimizdir,"haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." varsın siz haksızlığı destekleye...
hüseyin canan
Yeni Akit'den Uludere için tartışılacak sözler! >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com