Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu’nun 335. hafta basın açıklamasını Diriliş Saati Dergisi yaptı. Platform adına Berat Gürler’in okuduğu açıklamada İskilipli Atıf Hoca’nın Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idam kararı ile şehit edilmesi “ülke yönetimindeki tehlikeli zihniyetin halkın İslami ve insani duyguları üzerinde nasıl tezahür ettiğinin açık bir göstergesidir. Bu minval üzere değerlendirildiğinde Diyarbakır’da yapılan kazı çalışmaları esnasında ortaya çıkan insana ait kemiklerin de aynı zihniyetin son dönemlere kadar devam ettiğinin ayrı bir göstergesi olduğunu söyleyebiliriz.” ifadeleriyle değerlendirildi.“Ambargo ve Savaş Tamtamlarına Karşı İran’ın Yanındayız” pankartının taşındığıeylemde “Emperyalizm, dünya halklarının başına bela olmaya devam ediyor. Büyükşeytan Amerika’nın başını çektiği emperyal siyasetin azgın bekçileri, özellikle Müslüman halkların ensesinde nefes alıp vermeye devam ediyorlar.” denildi.
Yeni bir işgale ve savaşa hayır!
SAGİR Başörtüsü Platformu’nun açıklamasını okuyan Berat Gürler, bölge halklarıyla dayanışma mesajı verirken “Orta Doğu’da bir takım değişimler gerçekleşirken; bu değişimlerin emperyalizm karşısında köklü birer adıma dönüşmesini engellemek isteyenler, öyle ya da böyle bir şekilde olaylara müdahil olmuşlar ve mazlum halkların fitilini ateşlediği İslami Uyanış sürecine engel olmaya gayret etmişlerdir. Fakat başlarındaki kukla rejimleri devirmeye muktedir olan halklar, enselerindeki nefes kesilinceye kadar mücadeleye etmeye devam edeceklerdir.” ifadelerini kullandı ve İsrail ile ABD’nin diğer devletlerle birlikte İran’a karşı girişeceği olası bir işgale ve savaşa karşı sonuna karşıdurulması gerektiği çağrısı yapıldı.
Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu
335. Basın Açıklaması
Bugün 4 Şubat: İskilipli Atıf Hoca’nın şehadetinin 86. Yılı…
Cumhuriyetin ilanından 3 yıl sonra, 4 Şubat 1926 tarihinde toplumun alim kişilikli önderlerinden biri olan İskilipli Atıf Hoca’nın Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idam kararı ile şehit edilmesi, ülke yönetimindeki tehlikeli zihniyetin halkın İslami ve insani duygularıüzerinde nasıl tezahür ettiğinin açık bir göstergesidir. Bu minval üzere değerlendirildiğinde Diyarbakır’da yapılan kazı çalışmaları esnasında ortaya çıkan insana ait kemiklerin de aynı zihniyetin son dönemlere kadar devam ettiğinin ayrı bir göstergesi olduğunu söyleyebiliriz. En son dört gün önce yapılan kazılarda 3 adet daha kafatası bulunmuş toplamda faili meçhul cinayetlerin kurbanlarına ait olduğu düşünülen kafatası sayısı 26’ya yükselmişti. Türkiye halkının bu durumdan rahatsız olduğunu belirterek durumun bir an önce açıklığa kavuşturulmasını temenni ediyor ve yöneticilerin zalim zihniyetinin değiştiğinden emin olmak istediğimizi bir kez daha tekrarlıyoruz. Hükümeti vatandaşı emin kılacak adımlar atma noktasında hizaya gelmeye davet ediyoruz.
Ambargo ve Savaş Tamtamlarına Karşı İran’ın Yanındayız
Emperyalizm, dünya halklarının başına bela olmaya devam ediyor. Büyük şeytan Amerika’nın başını çektiği emperyal siyasetin azgın bekçileri, özellikle Müslüman halkların ensesinde nefes alıp vermeye devam ediyorlar.
Orta Doğu’da bir takım değişimler gerçekleşirken; bu değişimlerin emperyalizm karşısında köklü birer adıma dönüşmesini engellemek isteyenler, öyle ya da böyle bir şekilde olaylara müdahil olmuşlar ve mazlum halkların fitilini ateşlediği İslami Uyanış sürecine engel olmaya gayret etmişlerdir. Fakat başlarındaki kukla rejimleri devirmeye muktedir olan halklar, enselerindeki nefes kesilinceye kadar mücadeleye etmeye devam edeceklerdir.
33 yıl önce bugünlerde, mazlum İran halkı Orta Doğu’da yeni bir tarih yazmış; ABD’ye, siyonizme ve bunların bölgesel işbirlikçilerine ağır bir darbe indirmiştir. Emperyalizme ve kendi başlarındaki kukla rejime başkaldıran İran’ın Müslüman halkı, gerçekleştirdiği şanlı devrimle Orta Doğu’daki emperyal siyasetin tekerine çomak sokmayı başarmış ve geride bıraktığımız 33 yıl boyunca emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmeyi reddetmiştir.
O günden bugüne, İran birçok defa yaptırım ve ambargolarla karşı karşıya bırakılmış fakat buna rağmen hiçbir şekilde boyun eğmemiştir. İran’a karşı uygulanan yaptırımlardan bir kaçını şu şekilde sıralayabiliriz:
- Evvela daha devrimin ilk günlerinde Irak-İran savaşı baş göstermiş; bu süreçte bütün batı dünyası ve bölgesel Arap işbirlikçileri Saddam’a sınırsız destek vermenin yanı sıra İran’a her türlü silah satışının da önüne geçmişlerdi. O dönemi anlatan bir İranlı, savaşsürecinde yabancı ülkelerin kendilerine dikenli tel dahi satmadığınıbelirtiyor.
- 1995’te ABD başkanı Bill Clinton tam ekonomik yaptırımları başlattı. İran ile 20 milyon doları aşan bütçeyle ticaret yapan şirketler, yaptırımlar kapsamında boykotla tehdit edildi. Dolayısıyla gelinen süreçte İran bankalarının tamamının ismi özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerin boykot listesinde yerini almış durumdadır.
- Geçtiğimiz günlerde kendini iyice hissettiren petrol ambargosu mevzusu İran’a karşı yaptırımlarda son günlerin ana gündem maddesi haline geldi. Bu hamlenin İran’ı emperyalist siyasetin uşağı etme çabaları uğruna onu masaya oturtmak için yapılan son hamlelerden olduğunun farkındayız. Zira dünyanın bu ambargodan doğacak ekonomik buhranıkaldırabilecek düzeyde olmadığını biliyoruz.
İşte bu yüzden, ABD ve müttefikleri tarafından Basra Körfezi bölgesine askeri savaş uçakları ve türlü mühimmatlar transfer edilmesini; Katar’a Amerikan bombardıman uçaklarıyerleştirilmesini; Ürdün krallığına ait olan ve Amerikan hava üssünün bulunduğu Masira adasına binlerce Amerikan askerinin gelmesini; İsrail’de bulunan 10 bini aşkın Amerikan askerinin İsrail’in füze savunma sistemini biri dizi teknolojik testden geçirmesini; Kuveyt’e 15 bin kadar Amerikan askerinin konuşlandırılmasını; Hint Okyanusundaki Diyego-Garsiya adasında bulunan Amerikan üssüne yüzlerce adet bunker-buster cinsi ağır bombanın gönderilmesini; Basra Körfezi bölgesinde Amerikan donanmasına ait iki uçak gemisi filosunun nöbet beklemesini ve Fransa ile İngiltere tarafından da bu bölgeye askeri birliklerin kaydırılmasını endişe ile takip ediyoruz.
Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak savaş çıksın istemiyoruz; fakat takip ettiğimiz kadarıyla İran’a karşı sürdürülen kara propaganda son virajı almak üzere… Siyonist rejim savaşbakanlığının yanı sıra Kanada, Fransa ve İngiltere gibi emperyal işbirlikçilerin son dönemde İran aleyhinde sarf ettiği sözler, bu dönemecin kanıtı niteliğindedir. Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak Siyonist rejim cumhurbaşkanın “herkes İran’ın karşısında durmalı ve onu kınamalıdır” çağrısınıayaklarımızın altına alıyor; ve açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki olasıbir durumda Türkiyeli Müslüman Halkın desteği İran halkının yanında olacaktır ve emperyalizm ile savaşta İran halkı yalnız bırakılmayacaktır.
Sakarya Adalet Girişimi Başörütüsü Platformu Adına
DİRİLİŞ SAATİDERGİSİ

