Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

19 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Öze Dönüş Üzerine
Yaratılışa inananlar olarak özümüzün yaratıcı tarafından belirlendiğini kabullenmek durumundayız. Aksine tevhit ehli olmak anlamına gelen muvahhit sıfatını kazanamayız. İnsanın özü Kur-an’ın diliyle fıtrattır.

29/01/2012 - 13:35
1:1 1:1,2 1:1,5
 

Öze Dönüş platformu çevresinde Ufkumuz.com’da forum konusu edilen Öze Dönüş nasıl olmalı? Sorusunu üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir soru olarak görmekteyim. Bu nedenle de tartışmaya açılan bu konu hakkında söz söylemesi gereken herkesi sözünü söylemeye davet ediyorum. Önemli konularda fikir beyan etmek konuya verilen önemdeki samimiyetin gereğidir kanaatindeyim.

Öz kavramı felsefeciler tarafından farklı şekilde tanımlanan bir kavramdır. Her felsefeci kendi düşüncesi çerçevesinde tanımlamalar yapar.

Bir kavram tanımlanırken bağlı bulunulan zihinsel, inançsal ekolün gerektirdiği sözcük ve kavramlardan yararlanılır. Tanımlanan kavramı tanımlarken kendi düşünce çerçevesine oturan bir tanım ortaya çıkarmak için bu düşünceye uygun kelime ve kavramlardan yararlanmak zaruridir. Dolayısıyla bir kavram hakkında farklı tanımlamalarda bulunmak farklı kelime ve sözcüklerden yararlanarak bir tanım gerçekleştirmek bu açıdan gayet doğal bir durumdur. Öte yandan hiçbir tanımlama herkes tarafından kabul görecek diye bir kural da yoktur. Dolayısıyla tanımlamaların çoğu ihtilafa açık konumdadırlar.

Öz kavramını felsefi alana mümkün mertebe girmeksizin ele almakla başlamak istiyorum.

Öz denildiğinde, söz konusu edilen varlığa ait temel özellikler kastedilmektedir. Onu, o yapan ve onu diğerlerinden ayıran mahiyetine ilişkin yönü amaçlanmaktadır. Zaten özellik kelimesi de Öz’den türetilmiş bir kelimedir. Özellik denilen şey eşyanın kendine has vechini ifade eder. Özel olmak başkasında olmayanı barındırmaktır. Kendine ait olmaktır. Öz, özel olanı ifade eder. Özel ve özgün olmak özün başlıca gerektirmelerindendir.

Öze Dönüş tamlamasındaki öz neyi karşılamaktadır? Bununla amaçlanan nedir? Bunun cevabı en öncelikli husustur. Öze dönüş izafesindeki özeşyaya değil insana yöneliktir. Yani söz konusu edilen özinsanın özüdürdiğer herhangi bir eşyanın değil. O halde dönüşün yapılacağı öz insani özdür.

Yaratılışa inananlar olarak özümüzün yaratıcı tarafından belirlendiğini kabullenmek durumundayız. Aksine tevhit ehli olmak anlamına gelen muvahhit sıfatını kazanamayız. İnsanın özü Kur-an’ın diliyle fıtrattır. Fıtrat vahyin dilinde bütün eşyanın olduğu gibi insanın özünü ifade eder. O halde dönüş yapılması istenen şey fıtrattır. Dönüş fıtrata olmalıdır.

Peki, nasıl bir dönüş olmalı bu? Bu da en önemli husustur. Özün ne olduğu en öncelikli; dönüşün nasıllığı ise en önemli konudur. Takdir edilir ki her öncelikli olan en önemlidir anlamına gelmez. Öncelikli olanın genelde en önemli olması daima en önce olanın en önemli olduğu anlamını doğurmaz. Böyle bir zorunluluk yoktur.

Öz bizi biz yapan özelliklerimizdir. Bizim en önemli özelliğimiz mümin olmamızdır. İnandığı değerler etrafında o değerlere uygun yaşamak mümin olmanın gereğidir. O halde dönüş evvela mümince yaşamaya doğru olmalıdır. Mümine yakışır yaşamak, inançlı bir insana yaraşır şekilde hayat sürdürmek öncelikli hedef olmalıdır. Bundan dolayı da fert olarak sorumlu olduğumuz ferdi ibadetlerimizi, ferdi yükümlülüklerimizi hiçbir gerekçeye kurban etmeksizin ifa etmekle yükümlüyüz.

Bir sosyal gurup olmaksızın, bir topluluk gerekmeksizin yerine getirilmesi mümkün olan görevler küçümsenmemelidir. Karşılıklı hukukları gerektiren; iş bölümünün lazım geldiği disipline edilmiş organizeli faaliyetleri, ancak ferdi hayatında disipline olmuş bireylerin yerine getireceği gerçeği her zaman idrak edilmeli ve zihinlere bu bilinç kazınmalıdır. Zira kendini disipline edemeyen başkasını disipline etmekte başarılı olamaz.

Bireysel yükümlülüklerini ifa etmekten uzak olanlar toplumsal sorunlarla ciddiyetle uğraşamazlar. Öncelikli görevini ihmal edenlerin tali görevlere soyunması bir gizli arzuya binaendir. Mümin bir birey uhrevi felahını düşünmeksizin pervasız yaşamayı göze almamalıdır.

Bizim Allah’a nispetle vasfımız kul olmaktır. Kul olmanın bilincinde olarak tam bir teslimiyetle Allah’a inanmak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Onun rızası bütün diğer takdirlerden, taltif ve tebriklerden üstün olmalıdır. Rızasının olup olmadığını düşünmeksizin adım atmanın büyük bir gaflet olduğunu daima zihnimizde canlı tutmalıyız. Sınırlarımızın helal çerçevesiyle sınırlandığını harama bulaşmanın büyük bir vebal getireceğini bilerek tam bir uyanıklıkla davranmalıyız. Sınır ihlalinin yaşandığı bütün durumlarda tövbe edip derin pişmanlıklar duymalıyız.

İnananlar olarak bir birimize nispetle vasfımız kardeş olmaktır. Kardeşlik vasfını bize mümin olma sıfatımızla birlikte bahşeden Allah Teâlâ’dır. Bu vasfın gerektirdiği kardeşliği bir başka ayrıştırıcı nedenden dolayı feda edemeyiz. Bütün farklılıklara, bütün yanlışlara ve bütün günahlara rağmen inananlar kardeştir. Mümin sıfatı yitirilmediği sürece kardeşlik vasfı yok sayılamaz. Bir başkasının bu idrakten yoksun olması bizim de onlar gibi davranmamızı, düşünmemizi meşru kılamaz. Hak ihlali yapanların olması hak ihlali yapmamıza gerekçe olamaz.

İnsanlar olarak bir birimize nispetle vasfımız karındaşdünyadaş ve türdeşolmaktır.  Yüce yaratıcı hepimizi bir erkek ve bir dişiden yarattığını, bizi yeryüzünde halife kıldığını ve hepimize insan nitelemesi yaptığını vahiy yoluyla açıkça ifade etmektedir. O halde birbirimizle inançlarımız ne olursa olsun belli bir hukuk çerçevesinde yaşama zorunluluğumuzun olduğunun farkında olmalıyız. Bu dünyanın sadece bir inanç gurubuna ait bir mekân olmadığının bilinciyle ortak yaşam yollarının hukukunu keşfetmeliyiz. Çatışmaların, savaşların olmadığı bir dünyayı inşa etmenin imkânsızlığı ne kadar gerçekse her türlü farklılıktan çatışma devşirecek bir yaklaşımı da ortadan kaldırmanın mümkünlüğü de en az o kadar bir gerçektir.

Öze Dönüş Platformu Türkiye sınırları içerisinde yaşayan ya da yaşatılan, siyasi meşgalesi ve mefkûresi olan hemen herkes tarafından tanınan, keza diğer Müslüman halkların yaşadığı coğrafyalarda da az ya da çok bilinen köklü bir geleneğin bugüne yansıyan izdüşümlerindendir.

Bu nedenle Öze dönüş izafesindeki özün bu köklü geleneğe matuf yönünün de olduğu gerçeğini ıskalayamayız.

Buradaki öz bu geleneğin mimarı olan önder şahsiyetlerin ortaya koyduğu ilkelere yönelişin ve ortaya konan bu ilkelerin yeniden günümüze uyarlanmasının gerekliliği karşısında nasıl bir yol haritası izlemenin gerektiği hususuyla bağlantılı olduğunu da düşünüyorum.

Bu minvalde ortaya konacak en öncelikli husus, bana göre bu mektebin öncülerinin üzerinde hassasiyetle durduğu nokta olan çizilecek yol haritalarının İslam fıkhına uygunluğunun tartışılmazlığı konusudur. Daha 90’lı yılların başındayken hareket fıkhını gündemine almış bir önderden  (M. Fidan GÜNGÖR (Rh.a)- İslami Hareketin Fıkhı başlıklı makalesine bakılabilir) mülhem bir platformun bu hususa azami dikkati, özüne sadık kalmanın zaruretindendir. Keza hareket metodunu fıkıh usulü çerçevesinde ele alan ve bu çalışmasıyla bildiğim kadarıyla Türkiye coğrafyasında bir ilki gerçekleştiren merhum Molla Mansur’un öncülüğünü yaptığı bu ekolün bu anlayışını sürdürmekte ısrarcı olması özgünlüğünün en önemli mihenk taşıdır.

Mazisinde tahmili olarak içine girdiği ve ağır bedeller ödeyerek yaşadığı süreçte dahi içine kapanmamış, bir coğrafyaya hapsolmamış diğer coğrafyalardaki dramlara karşı kayıtsız kalmamış ama aynı zamanda kendi coğrafyasının gerçeklerini ihmal etmeksizin gündemini renkli ve hareketli tutmuş bir anlayışın kısır bir döngüye hapsolmaması gerekliliği her zamankinden daha çok bugün de önem arz etmektedir. Zira derde deva olmak mümkün değil diye dertlere kayıtsız kalmak onları dile getirmemek kabul edilecek bir yaklaşım değildir. Yaşanılan coğrafyanın derdinden başka dertleri de dert etmek duyarlılığı azaltmaz.  Aksine eğer hissedilerek, yürekten yanarak yaklaşım gösteriliyorsa bu duyarlılıkları daha da arttıran bir sonuç doğurur. Kaldı ki derdi olanlarla dertlenmek erdem sahibi insan olmanın gereğidir. Birilerinin fantastik yaklaşımlarla gerçekliklerinden kopukça uzağındaki bir yaraya karşı bir duyarlılık içinde olmaları ve yakınındakine kayıtsız kalması ne kadar yanlışsa tersi bir yaklaşım da bir o kadar yanlıştır. Bir yanlışa karşı yanlışlık yapmak doğruya götürmez.

93-94 yıllarında çıkan Hira dergisinin o yıllardaki sayılarına bakıldığında onca zor şartlara rağmen dünya gündeminin nasıl da sıkıca işlendiğini gözlemlemek pek ala mümkün olacaktır. Hele bir sayısında Güneydoğu Bir Başka Raundamı? Kapağının ne ifade ettiği üzerinde düşünülmesi gerektiği şüphesizdir.

Yanı sıra gündeme alınan hangi konu olursa olsun ciddiyet esasına uygun olarak ele alınması gerektiği hususu asla dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Yapılacak eleştirilerin yapıcılığı ve ciddiyeti göz önünde bulundurularak kale alınmasına dikkat gösterilmelidir. Birilerinin egolarını tatmin etmek adına suçlayıcı dil kullanarak faaliyet gösteren şahıs ve çevreleri küçümseyici, emeklerini aşağılayıcı tutumlarına karşı eziklik psikolojisiyle tepkisiz kalmak ya da bu gayrı ciddi yaklaşımlara sessiz kalmak onların şımarıklıklarına prim vermek anlamına geldiği unutulmamalıdır. Verilecek tepkinin en uygun üslupla seçilmesine dikkat edilmelidir. Bu noktada meramımın anlaşılması için yine merhum M. Fidan GÜNGÖR’ün Kürt meselesine ilişkin Müslümanların geç kaldığını dillendiren dönemin hızlı duyarlısı şimdilerin hızlı ihale avcısı zata GEÇ KALMIŞIZ(!) başlığıyla verdiği cevap oldukça manidardır ve bu konuda önemli bir örnektir.

Kürt meselesi bizi ilgilendiren en önemli ve en öncelikli meselelerdendir. Bu meseleye karşı duyarlılığımızı sonuna kadar açık tutma zorunluluğumuz vardır. Ancak bunu yegâne gündemimiz olarak algılamak ya da bütün meselelerin merkeziymişçesine yaklaşımda bulunmak kendimizi sınırlamak anlamına gelir. Konumlayışımızı iyi tespit etmeden, ilgilendiğimiz meselenin bütün yönlerini görmeden sebep sonuç ilişkilerini doğru belirlemeden olumlu katkılar sunamayız.

Bu meseleye dair yöneltilen eleştirilerin büyük çoğunluğu gayrı ciddi eleştirilerdir ve gayrı ciddi kimseler tarafından yöneltilmektedir. Birilerini hedef tahtasına koyup saldırmakla görev yerine getirilmiş sayılıyorsa görev olarak görülen bu ameliyenin amacı konusunda kuşkuya düşmek çok mu haksızca olur? Siyaset sahnesinde şu veya bu şekilde bulunan kimselerin eylemleri, söylemleri, tavır ve duruşları birlikte değerlendirilerek kanaatler serdedilmelidir.

Müslüman bir topluluğun yönergesi İslam kurallarıdır. Kuralsız, sorumsuz ve pervasız bir dil kullanmak hukuk gözetmeksizin kişilere saldırmak emeklerine ve çabalarına saldırgan bir dille saldırıda bulunmak bağlı olduğumuz dinin ahlakına uygun düşmez. Niyet okuyuculukla komplo teorileriyle her söyleneni kendi algılayışımız sınırlarında değerlendirip anlamlandırmak su-i zanları düstur haline getirmenin ürünüdür. Bu şekildeki yaklaşımları siyasi bir maharet ve politik bir basiret olarak görmek ancak Emevi hanedanının zihniyetiyle siyasete bakmanın sonucu olabilir. Bilerek yapılıyorsa bir amca matuftur ve bu amaç hiç de iyi bir amaç değildir. Yok, eğer farkında olmaksızın yapılıyorsa bu gidişatın iyi bir gidişat olmadığının farkında olunmalıdır.

Unutulmamalıdır ki kendini anlatmaktan çok başkasını anlatmaya ve onlara yüklenerek zaman geçirmeye çalışanlar asla çare olamazlar. Bunu yapanlardan bir umut beklemek ise ancak tükenmiş kimselerin beklentisi olur.

Kendi özgün dilini oluşturarak meselelere yaklaşımda bulunmaktır asıl önemli olan. Bir başkasının dilini ve üslubunu taklit etmek biz özgünlük sağlayamaz ve bu öze dönüş olarak addedilemez. Keyfiyeti kemiyete öncelemeksizin dahası kemiyeti asılmış gibi görerek bunun üzerinden söylem geliştirmek zihin dünyamızı oluşturan İslam anlayışının olumluladığı bir tutum değildir. Bu husustaki dengeyi en iyi şekilde oturtmak önemli konulardandır. Keyfiyet hususu bir perde olarak da önümüze çıkmamalıdır elbet. Mesajımızın muhataplarına başarılı iletilmesi keyfiyetin sonucudur. Oysa genel de keyfiyete verilen önemin sanki mesajın muhataba yeterince iletilmemesinin bir nedeniymiş olarak algılandığı çokça karşılaşılan bir gerekçe olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu paradoksu aşmak da mühim konulardan biridir.

Bu konudaki değerlendirmelerime kısa aralıklarla devam etmek suretiyle şimdilik noktayı koyuyorum. 

Ahmet KAYA - Fitrat.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Kategorideki Diğerleri

Kürdistan Birleşik Federasyonları
Kürd ve Kürdistan sorunu barış içinde tüm bölge halklarının lehine olacak mahiyette nasıl çözülebilir?
Xewnên Heftreng
Xewnên me. Ango serhildana Musavî, mizgînîya İsevî, Şiyarkirina Muhemmedî. Cengawerîya İmamê Elî, Mêrxasîya Seleheddin, dilciwanîya Şex Seîdê kal. Ha
Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV
Suriye konusu hassas. Türkiye’de İslamcılık ritüelinden gelmiş olan hükümetin önce Beşar Esad’ı kardeşi ve daha sonrasında düşmanı olarak ilan etmesi
(Bir Zamanlar Ercişte)
Hiç unutmam bir gün komşularından birinin oğlunun düğünü olacaktı. Beldenin ileri gelenlerinden bir kaçı ile birlikte düğün sahibi, amcamın evine geld
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler
90'lı yılların başında faili meçhuller ve kayıplar dönemi başladı ve ölüm bir kabus gibi çöktü Güneydoğu'nun bir çok il ve ilçesinin üzerine. Adı Tek
Kutlu Doğum Peygamberi Değil Kur'an Peygamberi
Her taraf gül kokuyor, ‘kutlu doğum’ kokuyor; riya kokuyor. Gül sembolüyle Rasulullah Muhammed (sav) adeta ipeksi bir yumuşaklığa indirgenmekte, hayat
Alinasyon (Yabancılaşma)
Benin kendi özünden uzaklaşmasıyla, kendisine ve eylemlerine nesnel bir biçimde, sanki bir ustanın elinden çıkmış bir nesneye bakarcasına yaklaşımıyla
Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi
Dünya üzerinde, aynı dili konuştukları halde biribirlerini hiç anlamayan milyonlarca insan varken, bizler tek kelimesini bilmediğimiz bir dilde konuşa
'Türk iyi, Ermeni hain, Kürt zalim, Arap düşman'
Diyarbakır Türk Ocakları Müfettişi sıfatıyla 4 rapor yazan Hasan Reşit Tankut da bu tür raporlara imza atan isimlerden biri. 1925’teki Şeyh Said İsyan
YOKLUĞUMUZ NE ZAMAN FARK EDİLECEK
Siyasi gündeme çakılı kalıyoruz, dolayısıyla siyasi konjöktürün konumlandırdığı yerde buluyoruz kendimizi. Bugün suriye meselesinde olduğu gibi, dün k
Suriye Çıkmazı‏
Dibîstana Kurdî
Bir Efsanedir Diyarbekir
Suudi Arabistan: İslam alemindeki üstünlüğün sonu
‘Sol içi çatışma’ gerçeğiyle yüzleşmek
Yakup Aslan Yazdı: "Şervan'a Kız İstenecekti Hayrettin Hocam"
Mezheb taassubunun her şekli, reddedilmelidir!
1 MAYIS
Yakup ASLAN Yazdı: Asya Konvoyu ve Çelişkiler III
M.K.DILXÊRİ nivîsî : Ji Elegezê Koçberî
"AYNA"
Hasan el Benna tasavvufa nasıl bakıyor?
Lebbeyke Ya Muhammed
Haksızlığı Meşrulaştırma Bağlamında Türk Medyası
Ey Müslümanlar, Kürtler de insandır
"SELAM OLSUN"
Türk- İslam Dini:Kürtleri Yarattığı İçin Allaha İsyan Etmek Gerekir 
Kürt meselesi Hallolunmuştur 
Müslüman Olarak Yaşlanmak
Pancar Mevsiminde Roboski Tedirginliği

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Katliamdan kurtuldu Kürdistan'a Göç Etti
2 Taraf'tan Erdoğana
3 Zorda olan sensin aslanım
4 "Roboski Katliamında kimin emir verdiği önemli"
5 PKK Bitlis'te 6 Korucuyu Alıkoydu
6 AK Parti Diyarbakır Basın Sorumlusu Öldürüldü
7 Predatörler 37 dakika görüntü almış
8 Aliya'nın dublörü 15 sene sonra ortaya çıktı
9 Anayasada 2 madde tamam
10 Kıvrıkoğlu'nun ölmesi Çevik Bir’in işine yarardı

KONUK YAZARLAR

 
Mehmet Ali Anşin

Anneler Günü

M.Latif YILDIZ

Devletin İtibarı

Yorum Hattı
peki İran
Neden İran'ı hesaba katmıyoruz, Doğu Kurdistan bu federasyonun neresinde yer alacak?...
evdal
Kürdistan Birleşik Federasyonları >>
"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır"Hz. Muhammed s.a.s
Yüce Rabbim bu bacımızın yar ve yardımcısı olsun.Çocuklarına ve eşine sabırlar versin. "Güçlü iken ...
hüseyin canan
Gerçek "Kardeşim" İçin.. >>
Biz site okurlar için büyük şans olduğu kesin ama tüm Türkiye için mi bilemem. Malum bazen iğneliyor...
Naim Kamer
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
yol arkadaşım
Selam sana yakub kardeşim.Çok güzel ve duygulu yazmışsın okudukça o günleri hatırladım bende biraz ...
zeki kaya
Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV >>
Bu güzelliğin emsali yok
Bu dünyada ne kadar ödül varsa, yazı, gezi, edebiyat, sanat, tarih, kültür, mimari, coğrafya, toplum...
Face arkadaşı
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
"Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, ka...
Mus'ab
Gerçek "Kardeşim" İçin.. >>
Sözde müslüman
Çünkü Bazı insanlar Allah'ın ayetlerini az bir pahaya satıyorlar.Dünya hayatını ahiret hayatına terc...
HİLAL
Uludere ve yalanlar >>
Yanlış anlamaya sebebiyet vermişim; insanın tüm bilgisi,karşısındakinin anladığı kadardır derler ya,...
fatme
Sonradan Aşılmayan Duvarlar >>
Ah ah.. Sevgili üstad.. Yüreğin ne güzel duygular menbaı olmuş. Bu cümleler insanı deli eder. Sevda ...
Şıvan
Anneler Günü >>
Selamun aleykum. Değerler elimizdeyken hakettikleri kıymeti vermeyiz,hep bizimdirler sanırız. Bunu ...
vuslat
Anneler Günü >>
fidan göngürün çocukları onun yolunu beklemiyorlarmı...
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
Allah insanlarla vijdan aracılığıyla konuşur.ama vijdanlar o kadar körelmiş,ki sesini duyuramıyor.Ç...
Hilal
Tazminat değil, adalet istiyoruz. [Video] >>
bu katliamı yapanın üstünü ortmeye çalışanın Allah bin belasını versin .......
Tazminat değil, adalet istiyoruz. [Video] >>
hocam sizi kutluyorum bu konuda herkesin destek vermesi şart özelikle meclis ortamında kulis yapılma...
peki naşat
ESKİ YER İSİMLERİ (FORUM) >>
"Böyle bir hareketin batıdaki cemaat önderlerinden ve dernek-vakıf liderlerinden onay alamaması duru...
Cendel
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
bu kitap hediye edilmeli!
Başta fıkıh prof.Hayreddin Karamana göndermeyi düşünüyorum.Sonra vicdan sahibi olduğuna inandığım Tü...
hüseyin canan
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
özellikle türklere okutun bu kitabı..........
sabiha abla kalemine ve o temiz duruşuna selam olsun.kitabın benim için bir arayış içinde olupta işt...
ibrahim
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
"Sizin gibi insanların yok sayılan ve gizlenen tepkileri nelerdi ve hangi amaçlar için tepkileriniz ...
musab
"Dünü ve Bugünüyle Yakup ASLAN" I.BÖLÜM >>
Allah'ın selamı hepimizin üzerine olsun. Sabiha ablaya bir sorum olacaktı, kitabın basımı için İslam...
evdal
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
Rabbim Razı olsun bu değerli samimi, muvahhid, mücahide müslümandan.. Sabiha Ünlü denildiğinde yüreğ...
xerip
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Ahmet ALTAN

Sakız

Orhan Miroğlu

Anne ve Oğlu’na

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com