|
Kürdistanlı Müslümanların Durumu ve Öze Dönüş Platformu
|
 |
Kürdistanlı Müslümanlar, şu anda kendilerini temsil edecek siyasi bir güce sahip değildir. Bununla beraber Kürdistan sorunu noktasında, meseleyi anlamaya dönük net bir görüşleri de mevcut değil. Farklı öbeklenmeler halinde örgütlenen Kürt İslamcı camialardan kimileri soruna, Misak-ı Milli sınırları içinde çözüm yolu üretmeye çalışırken; kimileri de bu sınırların yapaylığı realitesinden hareket ederek, farkındallık temeli üzerine ayrılıkçı politikalar üretmeye çalışmaktadır.
25/01/2012 - 21:22 |
|
|
| |
Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde Kürt halkının sağcı-milliyetçi çizgiye mensup ılıman İslamı temsil eden devletçi kanat ile, sol mantalite üzerine şekillenmiş olup seküler bir dünya görüşünü temsil eden Kürt kökenli yapı arasında bocalayıp durduğunu müşahade etmekteyiz. Üçüncü bir güç olarak umutla beklenen Kürdistan merkezli İslami referanslı oluşumun, bu iki güç arasında yapacakları oranında kendisini nasıl bir geleceğin beklediğini ortaya koymak önem arz eden bir mevzu olarak karşımızda durmaktadır.
Kürdistan’da halkın politik bilinci arttıkça, Kürt siyasal hareketi olan BDP’ye yakınlaştığını görmekteyiz. Haklı taleplerini cesur bir şekilde savunması ve bu uğurda başlarına gelebilecek her türlü musibete karşı direnme kültürünü oluşturması, bu yapıyı cazibe merkezi haline getirmektedir. Gücünü yıldan yıla arttıran BDP ve onun askeri gücünü teşkil eden PKK, Kürdistan sathında bütüncül bazda bir kimlik oluşturma çabasına girerek etki alanını yaygınlaştırma fonksiyonunu yerine getirme uğraşındadır. Özellikle şu anki süreç itibariyle Hakkâri ve Şırnak illeri ve ilçelerinde tümsel varlığını gözle görülür bir şekilde hissettirmeye çalışmaktadır. Sosyal yaşam alanının hemen hemen her kategorisinde örgütlenme çalışmalarına hız vererek mutlak dokunuş ideallerini gerçekleştirme gayretindedirler. Bununla beraber Türk merkezli İslami yapılanmalar da, Kürdistan’da kendilerine yer açmak için var güçleriyle enerjilerini harcamaktadırlar. Özellikle Fethullah Gülen hareketi, özel bir itina ile Kürdistan’daki faaliyetlerini gittikçe hızlandırmaktadır. Bu hareketin AKP ile dirsek bağı kurması ve devletin birçok kurumunda etkili olması, onları BDP/PKK nezdinde tehlikeli bir rakip haline haline getirmiştir. Kürdistan’ın yerli halkı olup İslam’ı yaşamın her alanında hakim kılmaya çalışan Kürt dindarları ise, potansiyel olarak aslında BDP/PKK çizgisine muhalif en güçlü hareket konumundadır. Bu kesim, farklı cemaatler adı altında örgütlenseler de aslında varmak istedikleri hedef aynıdır. Bu hedef Kürt halkını temsil etme idealidir. Bu ideallerini gerçekleştirme noktasında yapmaları gerekenler ve etki düzeylerinin ne olacağı teorik bazda anlaşılmaya ihtiyaç duyan bir mevzudur.
Kürdistanlı Müslümanlar, Kürt halkını öncelikle savunulması gereken halk olarak müdafaa etmelidir. Diğer mazlum Müslüman milletler onların ikinci gündem maddelerini oluşturmalıdır. Nasıl Filistin’deki İslami cemaatler, ellerindeki her türlü imkânı seferber ederek Filistin'in ve Filistin halkının bağımsızlığını müdafaa ediyorsa, Kürdistan'daki İslami cemaatler de Kürdistan'ın ve Kürt halkının özgürleşmesi noktasında tüm gayretlerini seferber etmelidir. Uzak diyarlarda yapılan her türlü zulme karşı yükselen gür seslerinin daha da yüksek tonunu, içinde yaşadıkları Kürdistan coğrafyasındaki baskılara karşı dillendirmelidirler. Kendi halkının sorunlarına çözüm üretemeyen bir hareketin başka halklara akıl vermeye çalışması, mantık sınırlarını zorlayan traji-komik bir durumdur. Verdikleri akıl da hiçbir zaman pratiğe aktarılamayacak ve ne ordaki halkın, ne de ordaki İslami camiaların nezdinde hiçbir kıymeti olmayacaktır. Çünkü mücadeleyi yürüten ve bu uğrunda eziyetlere maruz kalanlar, akıl verenler değil, akıl verilenlerdir. Bundan dolayıdır ki, sıkıntılı herhangi bir İslam coğrafyasındaki herhangi İslamcı bir hareketin, Kürdistan ve Kürt hukukuna dair akıl verme gibi bir endişesi pek söz konusu değildir. Hele bu mesele, kendi cemaatsal ve milli menfaatlerine zarar verecek düzeydeyse, ellerinden geldiğince bulaşmamaya çalışırlar. Şu ana kadar Kürt halkına yapılan her türlü soykırıma karşı da birkaç cılız sesin dışında sükût etmeye devcam etmişlerdir. Halbuki dünyanın herhangi bir coğrafyasında Müslümanlara yapılan zulme ilk ses çıkaranlardan biri de Kürdistan'daki İslamcılar olmuşlardır. Bundan dolayıdır ki, var olan tezatlığın bilinciyle asli sorun ile tali sorunun ayrımını yaparak yerelliğe inme başarısını gösterebilmelidirler Kürt Müslümanları.
Kürdistanlı Müslümanlar, şu anda kendilerini temsil edecek siyasi bir güce sahip değildir. Bununla beraber Kürdistan sorunu noktasında, meseleyi anlamaya dönük net bir görüşleri de mevcut değil. Farklı öbeklenmeler halinde örgütlenen Kürt İslamcı camialardan kimileri soruna, Misak-ı Milli sınırları içinde çözüm yolu üretmeye çalışırken; kimileri de bu sınırların yapaylığı realitesinden hareket ederek, farkındallık temeli üzerine ayrılıkçı politikalar üretmeye çalışmaktadır. Bu camialardan Türk-İslamcı çevrelerle sıkı bir diyaloğu olanlar, daha çok onlardan kendilerine sirayet eden sanal ümmet mefkûresiyle bütünleşme yolunda adımlar atılması gerektiğine inanırken, bu çevrelerle diyaloğu gevşek olanlar ise, reel konjoktür gereği Kürtlerin hayrına olacak en iyi çözüm yolunun ayrılıkçı bir politika olması gerektiğine inanmaktadır. Son süreçte, ayrılıkçı fikriyatın Kürdistan'da sesinin daha baskın çıktığını gözlemlemekteyiz. Bunun nedeni, Kürt İslamcılarının hayali ideallerinin determinist yaşam sahasının gerçekliğiyle bir türlü uyuşamaması yatmaktadır. Mutlak adalet ve kardeşlik söylemleriyle Türk İslamcılarıyla irtibata geçen Kürt İslamcıları, bu söylemlerin lafta kaldığını gördükçe kendileriyle onlar arasına mesafe koymaktadır. Türk İslamcılarının, Misak-ı Milli'ye Kürt-Türk kardeşliğini ayakta tutan unsur gözüyle bakmaları, Türk bayrağını bağımsızlığın simgesi olarak algılamaları ve devlet-PKK savaşımında iki tarafı da aynı kefeye koyarak suçlamaları Kürt Müslümanlarını ciddi manada bir zihin değişikliğine uğratmıştır. Bununla beraber, Türk Müslümanlarının Filistin, Çeçenistan gibi İslam diyarlarındaki baskıya karşı göstermiş oldukları duyarlılığın asgarisini bile Kürdistan'a gösterememesi, Kürt dindarları nezdinde yeni yeni rahatsızlıklara yol açmaktadır. Bu bilinç değişikliğinin son süreçte ivme kazanmasının nedeni ise, Kürdistani web sitelerinin etki alanlarını genişletmeleri ve sosyal paylaşım sayfalarında milli ve dini değerlerin birlikte yaşanmasına olan talebin fazlalığıdır.
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
YORUMLAR |
|
|
 |
|
Kategorideki Diğerleri |
 |
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
En çok Okunanlar |
Bugün
|
Dün
|
Bu
Hafta |
Bu
Ay |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|