Bugün Garzanın yiğidi,civan merdi Gıyaseddin'inimizin Şehadet yıldönümü,bugün şehidimizin Rabbi ile olan vuslatın en güzel şekilde sonlandığı gün..Bugün cesaret ve iman abidesi Gıyaseddin'i yitirdiğimiz gün..Ona ve onun yolunun yolcularına minnetarız...
İlahi sen bütün şehitleri rahmetinle sevindir.Bizede onlara kavuşmayı ve onlar gibi bir hayat ve son nasip et...
*******
(21 Ocak 1994 Şehadeti)
Şehid Gıyaseddin bir volkandı, ateş püsküren değil, iman püsküren bir volkandı, cesaret fışkıran. O’na öldürüleceği söylendiği zaman hep aynı cevabı verirdi … “Benim yolum bu…!”
Doruğa ulaşan cesaretiyle kafirlerin ve zalimlerin gözünde çok daha büyüktü. Davasını iyi bilen ve bildiğini anlatabilen yapısı ve bununda ötesinde davasının hakk ve doğru olduğuna sonuna kadar güvenen bir kişiliği vardı.
Kendisi için Hayatın hedefini şöyle dile getiriyordu:
"Allah’ın rızası arzumuz
Muhammed mürşidimiz
Kur’an’î hayat davamız
Şehidlerin kabristanı mekanımız..."
O kadar çok iftiraya ve manevi işkenceye uğratıldı ki o, tüm bunlara karşı cevap vermek yerine, kendinden eminliğiyle alnı açık bir şekilde yılmadan durdu ve bu yalnızlığı onu keskin bir kılıç gibi biledi…
Ve hayatı baştan başa direnişti…
Ve Garzan şimdi mahzun, tasa kederden sisler kaplamış Garzan’ı…
Garzan toprağı vefalıdır.
Bize geri verecek binlerce, hayat dolu binlerce lâleyle…
Şehid Gıyaseddin, Orhan hocanın (kulp) da, şehid edilmesinden sonra şunu diyordu, bize kalan yadigarda;
“Gözün arkada kalmasın
Biz arkandayız
Davanı sürdüreceğiz!
Senin yolundan ve izinden geliyoruz…”
Orhan hocaya verdiği sözü tuttu ve şimdi dostlarına kavuştu…
Ey şehid Gıyaseddin. Senin öpülesi alnın ve mübarek yüzün, zalimlerin hafızasına nakşoldu… Bir daha unutmayacaklar… Kime el kaldırdıklarını er- geç anlayacaklar…
Sen ki bir karıncayı dahi incitmedin.
Sen ki sana yıllar yılı zulmeden katillerin bir tevbesiyle onları bağrına basacak kadar merhametle doluydun…
Sen ki, yumuşaklığın cesaretin, izzettin, bilincin, merhametin, dostluğun zirvesinde taht kurmuştun.
Sana şahidiz.
Senin sıdkına şahidiz.
Senin şahidliğine şahidiz…
(Bünyamin DOĞRUER)
****************
Bizi Ayakta Tutacak Davandır Ancak
(Şehitlerin anısına…)
Ey!
Bir zamanlar;
Rahmet yağmurlarından yoksun kalmış
Ve çoraklaşmış gönül toprakları,
Hatırla , yine hatırla..
Topraklarına rahmet bulutlarını getiren,
Üzerine bereket yağmurları yağmasına vesile olan
Ve çorak topraklarını yeşertip FİDAN’lar ekenleri
Artık yeter! Bu derin uykular!
Uyan ve göz yaşlarına boğul! FİDAN’lar kurumasın!
Bağrında ekilmiş FİDAN’ları yeşertip büyütmek için:
Suyunu batmanın YEŞİLIRMAK’larından al,
Çünkü ,suyu bol ve serindir bu ırmakların…
UĞUR’unuda garzanın dağlarından al
Bu UĞUR’la;
Orada koca çınarlar dal budak vermiş,
Üzerine bülbüller konsun
Ve tevhid nağmeleri okusun diye…
Korkularını yen! Cesaretli ol…
Cesaretin timsali bülbüller KORKMAZ ,
İşkencelere rağmen ,
Nağmeler söyler pasur dağlarından…
Güzel kokulu NERGİZ çiçekleri ,
Açar AMED’in en kuytu yerlerinde…
Güzel kokularını salar bu NERGİZ’ler
FİDAN’larımız büyüsün diye…
Zifiri karanlıkları,
AYDIN’lık bir nurla yırt ve at!
Ki daima aydınlık günler doğsun diye..
Artık büyüsün bağrındaki FİDAN’ların
Ve zozınçten gelen azim ve fedekarlığın timsaliyle
Bu mazlum coğrafyanın dört bir yanına
Hicret edip , dağılsın… FİDAN’ların!
Orada koca çınarlar var FİDAN’larına eşlik edecek
Orada YEŞİLIRMAK’lar var FİDAN’larını sulayacak
Orada karanlıklardan KORKMAZ yiğitler var
AYDIN’lığıyla bu karanlıkları boğacak.
Yardım et YA RAB , yardım et
Bizleri ayakta tutacak olan , kutlu davandır ancak.
İdris Fidan