Şırnak, katliam ve ölüm. Aslında bu üçünün yan yana yazılması ve birlikte söylenmesi Kürtlerin aşina olduğu bir durum. Doksanlı yılların başındaki meşhur Newroz baskınını hatırlayanlar ya da unutmuş rolü yapmayan tüm vicdan sahiplerinin hatırlayacağı üzere bu bölge halkı F bilmem kaç olan Allah’ın belası bu ölüm kusan makinelerin seslerine ve kendilerine alışkın olduğunu, bilirler.
Kendi vatandaşlarıyla girdiği savaşta her türlü silahı kullanan, yakın tarihe kadar memleketinin dağında gezen tüm canlıları havadan ve karadan İMHA! etmeyi adet edinmiş bir devlette yaşamak sadece acı vermiyor aynı zamanda utanç veriyor. Ve bundan daha acı olanı ise alnı secde görenlerin değişim vaadiyle çıktıkları yolda, güçlendikçe bu zalim ve bozuk düzeni değiştirmek yerine gittikçe onun bir parçası olmaya başlamasıdır.
AKP değişim vaadiyle insanlardan almış olduğu desteği gittikçe pervasızlaşan, hatta daha ötesi bir halle kötüye kullanmaya başlamıştır. Bu hal devam ederse bu sadece değişime inanan insanların umutlarını kırmakla kalmayacak. Bu durum telafisi imkânsız yaralara yol açacaktır.
Böylesi bir durumun birinci mimarı AKP mi, yoksa onun etrafına birikmiş adına cemaat veya tarikat dediğimiz asıl iş ve işlevlerinden gittikçe uzaklaşan ve artık çıkar merkezi durumuna gelen yapılanmalar mı?
Daha önce ki yazılarımda ısrarla ima ettiğim bu hal, son dönemde artık ima etmenin yetersiz kalacağı bir hale gelmiştir. Bir kangrene dönüşmüştür. Çünkü bu durum sadece kendilerine değil bizzat İslam dinine ve hepimizin geleceğine zarar verecek bir duruma gelmiştir.
AKP iktidarıyla birlikte büyük maddi imkânlar elde eden ve özellikle kokuşmuş Türk medyasına alternatif olmaları ümidiyle kurulan cemaatlere ait televizyon ve gazetelerin eski medyayı mumla aratan tavrı artık mide bulandıracak duruma gelmiştir.
35 canın insafsızca öldürüldüğü saatlerde kendilerine bu konuda haber akmasına rağmen yandaş medya ile birlikte üç maymunu oynayan Candaş! Medya, bu saatlerde birinci haber olarak bir askerin esir aldığı bir gerillaya parkesini giydirmesini döndürüp döndürüp yayınlamaktaydılar.
Tayip Erdoğan’dan işaret almadan tek cümle konuşmayan bu dindarlar!
Başbakan konuştuktan sonra onun sözünün dışında tek cümle söz etmeyen bu dindarlar! Sonra dönüp bize şu soruyu soruyorlar; Dini bütün olan Kürt kavmi sosyalist PKK ve solcu BDP ’ye bu desteği neden veriyor? Şimdi ben soruyorum. Evet, beyler acaba Kürtler neden bu solcu ve sosyalistlere bu desteği veriyor, hem de tüm gayri insani ve İslami işlerine rağmen? Sizin yüzünüzden olmasın mı?
Ahmet Altan ismini duyunca içinde güven duygusu kabaran Kürtler neden dindar bir gazeteci için aynı hissi duymuyor? Bunun mimarı sizsiniz beyler!
Adil de olsa Zalim de olsa yöneticiye karşı hak sözü söyleyemediğinizden olmasın mı?
Bu köhnemiş düzenden hem dert yanıp hem de onu yaşatmak için elinizden geleni esirgemediğinizden olmasın mı? Hatta Allahın size yüklemediğini üzerinize vazife olarak alıp sözü eğip büküp, inancınıza karıştırdığınız haram (Milliyetçilik) buna sebep olmasın mı?
Maslahat adına, vatan millet saçmalığına neleri kurban ettiğinizin ne zaman farkına varacaksınız.
Doğru sözü sadece zarar görmeyeceğiniz zamanlarda söylemekten ne zaman vaz geçeceksiniz?
Hükümetin kasten öldürmedik bu yüzden “özür” dilemeye gerek yok açıklamasına Ahmet Altan ‘dan önce ne zaman itiraz etmeyi düşünüyorsunuz? Ya da ondan sonra da olsa sormaya cesaret edecek misiniz?
Neden hükümete; ‘kasten de olmasa 35 gencecik fidan toprağa düşmüş özür dile’ diyemediniz?
Neden İstanbul belediye Başkanına yılbaşında yaptığı kutlamalardan dolayı ‘dur’ diyemediniz?
Kürtlerin canı bu kadar değersiz mi? Sizin soramadığınızı, söylemediğinizi, söyleyemediğinizi Ahmet Altan söyledi. Neden biriniz çıkıp bu yılbaşı kutlama zırvalığını en azından bu sene bu çocukların hatırına yapmayalım diyemediniz?
Bu soruyu sadece size değil tüm medyaya, Belediye başkanlarına ve hükümete soruyorum. 35 can devlet bombalarıyla bilerek veya bilmeyerek toprağa düşmüşken utanmadınız mı o kutlamaları yapmaya? Yuh olsun hatta Tüh olsun ve de hepinize yazıklar olsun. Aynaya bakın ve utanın kardeşlikten bahsederken yüzünüz kızarsın burnunuzun kemiği sızlasın o zaman belki yeniden kardeşlikten söz edebiliriz.
Ahmet Altan hükümetin, Türk Silahlı kuvvetleri kasten vatandaşlarını bu şekilde öldürmez açıklamasından sonra şu soruyu sordu; “siz paşaları kendi halkına karşı hazırladığı katliam eylem planı suçundan şu anda tutuklu olarak yargılamıyor musunuz”? Bu soru hiç birinizin aklına mı gelmedi yoksa içine girdiğiniz kirli ilişkiler yüzünden sormaya mı cesaret edemediniz? Aslında hepimiz bal gibi gerçeği bilmekteyiz değimli!
Ya da başbakana dönüp, yahu daha dün sen gözyaşları içinde devlet Dersimde bilerek ve de isteyerek halkını uçaklarla öldürmüştür ve ben özür diliyorum dediniz. Neden bugün dilemiyorsunuz. Kasten yapmadık cevabına istersen birde kasten yaptık diye itiraf edin demediniz.
Neden Başbakana; Hani siz her şey şeffaf olacak demiştiniz? Eğer öyleyse bu yanlış dediğiniz istihbaratı kim verdi? Yoksa öyle biri olmadığı için mi açıklamıyorsunuz? Ben size söyleyeyim Kürt coğrafyasının her köşesinde, kahvesinde, sokaklarına ve de evlerinde bu sorular sorulurken sizin aklınıza gelmemiş ise derhal gidin evlerinizde oturun.
Aliya İzzet Begoviç’ in şu sözleri çok manidardır; “Allah’ım hatalıysam beni affet, ama dürüst bir Hıristiyan’a kötü bir Müslüman’dan daha çok saygı gösteriyorum; sırf Müslüman(İslam değil) olduğu için bir şeyi savunmam, yine sırf başkasına ait diye iyi bir şeyi göz ardı edemem.”
Bu eleştiriler sırf eleştirmek için yapılmamıştır. Çoğunluğun bu tavrı iyi işler yapmaya çalışan Müslümanların çabalarına verdikleri zararın ve toplumda derinleşen ayrışmanın ve ahretimize vereceği zararların toplamından kaynaklanmaktadır.
Vahim olayın vuku bulduğu andan itibaren olayın takipçisi olan Ufkumuz Com, Öze Dünüş platformu ve diğer İslami ve insani Stk’ ların mücadelelerinin daha güçlü ve daim olması, böylesi bir acıyı Rabbimin bir daha yaşatmamasını dilerim.
Şehit(İnşallah) düşen 35 cana rabbimden rahmet dilerim.
Muhammed YILDIRIM