Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

19 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Ufkumuz. Com olarak bir döneme düşünceleri ve aksiyoner kimliği ile derin izler bırakan ve şu an bile eserleri İslam Dünyasında büyük beğeni ile okunan Prof. Dr. Seyyid Kutub’u Yazarımız Seydayé Mustafa Naim’e sorduk. Çağın firavunlaşan sistemlerine karşı mücadelesini yılmadan sonuna kadar götüren ve kaleminin susturulduğu yerde mücadelesine kanıyla imza atan, bir şehidin fikirlerini, mücadelesini ve duruşunu bütün yönleri ile ele almaya çalıştık.

25/08/2011 - 17:14
1:1 1:1,2 1:1,5
 

Ufkumuz. Com olarak bir döneme düşünceleri ve aksiyoner kimliği ile derin izler bırakan  ve şu an bile eserleri İslam Dünyasında büyük beğeni ile okunan Prof. Dr. Seyyid Kutub’u Yazarımız Seydayé Mustafa Naim’e sorduk. Çağın firavunlaşan sistemlerine karşı mücadelesini yılmadan sonuna kadar götüren ve kaleminin susturulduğu yerde mücadelesine kanıyla imza atan, bir şehidin fikirlerini, mücadelesini ve duruşunu bütün yönleri ile ele almaya çalıştık. Bir mücadele adamının hayatını hiç şüphe yok ki bir söyleşiye sığdırmak imkânsızdır.

Seyyid Kutub’un hayatını, Fikir değişikliğini, Şehadetini, Bahsettiği İslam toplumu ve özelliklerini, ‘İslam Düşüncesi’  eserini, Dönemin siyasal ve sosyal özelliklerini, Siyasal İslam ve İslam Devletini,  Kelime-i Tevhidi,   Mısır toplumunda Seyyid Kutub ve İhvan içindeki rolünü,  ‘Yoldaki İşaretler’ eserini, Dönemin Mısır rejimi ve Müslümanların üzerindeki etkisini, Mısırda olan rejim değişikliği ve Türkiye de Seyyid Kutub’a yapılan tenkitler gibi konuları söyleşimize sığdırmaya çalıştık.  

Söyleşimiz şehidimize, 29.08.1966 Tarihinde şehit olması nedeniyle “45. Şehadet Yılı”na vefa borcumuzdur...         

N.Kaya:  Söyleşimize başlamadan önce bizlere kendinizi kısaca tanıtır mısınız? 

Öncelikle muhterem ve mahbup Ufkumuz.com sitesinin müdavimlerine saygı ve selamlarımı iletmeyi bir borç bilirim. 

1972 Bismil’e bağlı Cadê (Uğrak) köyünde dünyaya gözümü açmışım. 1980’de, köyde iki taraf arasında çıkan ve maalesef hala da aralarında sulha bağlanamayan bir kan davasına taraf olmamak için, önce Batman’ın Gırbereşk köyüne, ardından da Diyarbakır merkezine taşındık. İlköğretimden sonra Diyarbakır İHL’ye başladım. 1992’de mezun oldum. 1993 yılında Suudi Arabistan’ın Medine şehrinde Medine İslam Üniversitesi’ne başladım. 1999’da mezun oldum, Türkiye’ye nihai dönüş yaptım. Üniversite diplomama, YÖK nezdinde denklik verilmediği için çareyi yurtdışında aradım. Bilmem kaç ülkeye gitmeme veya evrak göndermeme rağmen nasip olmadı. Hayat devam ediyordu her şeye rağmen. Öğrenim yolları tıkanınca ticarete atıldım. Bunun için birkaç il dolaştım. Hala da ticaretle uğraşım devam ediyor. Bu arada karınca kadarınca da olsa okuma - yazmaya gayret gösteriyorum. Evliyim ve dört çocuk babasıyım.

 

N.Kaya:  Bir döneme ismini yazan, Seyyid Kutub’un fikirlerini, yaptıklarını, yaşantısını ve İslam Dünyasındaki yerini konuşmadan önce Seyyid Kutub kimdir?  

Mısır’da meydana gelen halk devrimi, yasaklanmış ve gizli tutulmuş arşivlerin gün yüzüne çıkarılmasıyla devrik rejimin hışmına, gadrine, işkence ve katline maruz kalmış Mısırlı âlim ve aydınların bundan sonra daha çok tanınması, araştırılması ve onlardan daha fazla istifade edilmesini, ayrıca iade-i itibarlarının sağlanmasını mümkün kılacağını ümit ediyor ve inanıyorum.

Seyyid Kutub’un tam ismi; Seyyid Kutup İbrahim Hüseyin Şazili.

  AAsyut kazasına bağlı Muşe köyünde 09.10.1906’da dünyaya gelir. Çocukluğu köyde geçer ve ilkokulu1912–1918 yılları arasında orada okur. Devrim’den ötürü iki yıl okuldan uzak kalır. 1920’de on dört yaşında Kahire’ye gider. Dayısı Ahmet Hüseyin Osman’ın yanında ikamet eder. Onun vasıtasıyla Vefd Partisi ve Abbas Mahmud Akkad’ı tanır.

Orada, 1922-1925 yılları arasında “Abdülaziz İlk Öğretmenler Okulu”nu, ardından Dar’ül Ulûm’un hazırlığını okur 1925-1929 yıllarında. 1929’da Dar-ül Ülum fakültesine başlar ve 1933’te edebiyat alanında mezun olur.

Yaklaşık altı yıl boyunca eğitim bakanlığına bağlı okullarda öğretmenlik yapar. Bu arada Helvan’da “Haydar Caddesi 42 no’lu evi kiralar. Sonradan satın alır ve erkek ve kız kardeşleriyle birlikte hayatının sonuna kadar bu evde kalır.

Ardından Eğitim Bakanlığına geçer ve orada değişik görevlerde çalışır. Bakanlık, sözüm ona eğitim-öğretim programlarına vakıf olması için 03.11.1948’de gemiyle O’nu ABD’ye gönderir. İki yıl orada kalır, 20.08.1950’de Mısır’a döner.

Bakanlıktaki önemli yetkililerle anlaşamadığından devrimden birkaç ay sonra, yaklaşık 19 yıllık hizmetin ardından istifasını sunar ve ayrılır. Tarih: 18.10.1952

Gençliğinde Vefd Partisine katılır ve 1942 yılına kadar orada partinin yayın organlarında pek çok makale ve araştırmalara imza atar.

Daha sonraki 10 yıl boyunca herhangi bir parti veya cemaate bağlanmaz. 1953 yılına kadar…

Gençliğinde edebiyata, şiire ve eleştirel edebiyata önem verirdi. Bununla ilgili nice makaleler ve bazı kitaplar yayınlar.

Kırklı yıllar Seyyid için bir dönüm noktasıdır. Öncesinde “Eski Seyyid”i bulurken, sonrasında “Yeni Seyyid’i görürüz. Kırklı yıllardan itibaren Kuran merkezli araştırmalara kendini verir. Hatta bir “Yeni Kuran Kütüphanesi”ni oluşturmayı düşünür. Ardından teorik düşünce bazında İslam’ı değerlendirmeye başlar ve bununla ilgili bazı kitapları kaleme alır. Bu çalışmaları onu daha farklı bir alana; davet çalışmalarına ve mücadeleye taşır. Bununla ilgili çalışmalarını “Fi Zilal”de ele alır.

1952 yılı başlarında Başbakan Nehhas Paşa'nın, İngiltere'nin Mısır'daki varlığının devamını sağlayan 1936 tarihli anlaşmayı iptal etmesi ve savaştan sonra Mısır'ı tahliye edeceğine söz veren İngiltere'nin bu sözü tutmaması sonucunda baş gösteren olaylara alenen destek verir. Devrimin başlarında onlarla çalışmasına rağmen, İslami hedeflerle tezat teşkil ettiğini görünce onlardan ayrılır.

Bu ayrılık, devrimin adamlarının hışmına uğramasını beraberinde getirir. Öyle ki; sözde devrim mahkemeleri onu on beş yıllık hapse mahkûm eder. Göğüs, mide, bağırsak vb. rahatsızlıklarından ötürü bunun büyük bir kısmını cezaevinin hastanesinde geçirir.

                         2.png

                                   Savaş,   Seyyid ile Abdünnasır arasında

1963-1966 yılları arasında Irak devlet başkanlığını Abdüsselam Arif’in devreye girmesiyle, sağlık sorunları gerekçe gösterilerek 1964’te serbest bırakılır. Ancak aradan birkaç ay geçmez 09.08.1965’in yazında onlarca İhvan mensubuyla birlikte, Abdünnasır’a suikast ve ‘düzeni devirme’ töhmetiyle içeri alınırlar.

                             3.png

     Seyyid Kutup hapiste

Bu dönemde, İhvan’ın genel sekreteri Hasan El-Hüdeybi’nin onayıyla İhvan’ın yeni hareki organizasyonunu denetler ve İhvan’ın düşünce ve eğitim programlarına rehberlik eder.

1965’teki tutuklamada canice işkencelere maruz bırakılır. Asker kökenli mahkeme başkanı Muhammed Fuad Ed-Decwi üç gün süren soruşturma yapar. Yargılama ise 12.04.1966’da başlar. Ed-Decwi, 21.08.1966’da Seyyid Kutup, Muhammed Yusuf Hewwaş ve Abdülfettah İsmail’in idamına hükmeder. İslam âleminde büyük yankı uyandıran bu karar pek çok âlim ve aydının tepkisine yol açmasına ve Abdünnasır’dan bunun önüne geçmesi için aracılık yapmalarına rağmen, Abdünnasır, her türlü aracılığı ret ederek cezayı onaylar ve bir an önce uygulanmasını emreder.

                                               4.png

                        Seyyid Kutub’a idam hükmünü veren hakim Fuad Ed-Decwi

Bu infaz, idam cezasının verilmesinin ardından, -daha önce mahkeme tarihinde görülmemiş bir hızla- bir haftanın ardından savaş suçluları hapishanesinde, 29.08.1966M.- Cemadi-l Ula 1386 H.’da Pazartesi gününün fecri doğmadan infaz gerçekleştirilir ve Seyyid Kutup idam edilerek şehit edilir. 

                             5.png

                                  Seyyid Kutub, şehit olmadan kısa bir süre önce

Köyde kaldığı dönemde ve Kahire’deki gençlik yıllarında gönlünü kaptırdığı kızlar olmuştur. Kahire’de nişanlandığı ancak nişanı bozmak zorunda kaldığı maşukuna varamadığından bir hayli elemli yılları geçirmiştir. Bu yüzden uzun ve meşhur şiirler kaleme almıştır. En meşhurları “Eşwak” (dikenler) ve “El-K’es El-Mesmume” (zehirli bardak)’tır. İslami düşünceye eğilim göstermeye başlaması, ardından da fiilen içinde yer alması evliliği düşünmesine pek fırsat vermemiştir. 1954’te tutuklanmasından kısa bir süre önce bir bayanla nişanlanmak için hazırlıklara başlamışken kader buna müsaade etmez ve yıllarını geçireceği hapishaneye mahkûm edilir. 1964’te sağlık gerekçesiyle serbest bırakıldığında 59 yaşlarındaydı. Evliliğe niyetlenir ve salihe bir bayan da bulur. 1965’te nişanını ilan etmek üzereyken zalimler tekrar onu hapse atarlar. Kendisine böylelikle evlenmek hiç nasip olmaz. 1966’da idam edilerek şehit olur ve Rabbinin cennetinde Huri-l Ayn’lerdeki nasibine erer inşallah.

Seyyid Kutub, 59 yıl, 10 ay ve 20 gün yaşadıktan sonra Dar-ül Beka’ya “şehit” olarak irtihal eder. Geriye edebiyat, tenkit ve başta “Fi Zila-il Kuran” olmak üzere İslami düşünce alanında, 29 kitap ile kendi yaşamını, mücadelesini miras olarak bırakır.

Türkçeye çevrilen eserleri ise:

Fi-Zila-il Kuran (tefsir)(10 Cild),

Yoldaki İşaretler,

İslam’da Sosyal Adalet,

Din Budur,

İslam Düşüncesi İlkeleri-Esasları(3 cild),

İstikbal İslam’ındır,

Kadın ve Aile,

İslam ve Emperyaliz

İslam-Kapitalizm Çatışması

N.Kaya:  “Eski Seyyidve “Yeni Seyyid’ diye hayatını iki döneme ayırdınız. Öncelikle Eski Seyyid’in fikri özellikleri nelerdir?

Seyyid’in birinci dönemi yani Eski Seyyid” dönemi, kendisinin Batılı değer, fikir, tasavvur ve felsefelerinden beslendiği ve etkilendiği dönemdir. Kahire süreciyle başlar. Köyde öğrendiği İslami değerler ile Kahire’de öğrendiği Batılı değerler arasında derin gel-gitler yaşar.  Kutup’un bu yılları pek bilinmez veya araştırma konusu edilmez. Çünkü daha çok “Yeni Seyyid” dönemi öne çıkmakta ve tüm hayatı öyleymiş sanılmaktadır.

Hayatının bu bölümü “Eski Seyyid” diye adlandırılabilecek kısımdır. 1925–1940 yılları arasındaki yıllardan müteşekkildir. Kendisi, köyde dindar bir ailenin çocuğu ve dindar bir birey olarak yetişmesine rağmen, okul için Kahire’ye gelmesinden sonra Batılı kaynaklarla tanışır, hemhal olur. Yani lise döneminden itibaren başlar bu süreç… Üniversite yıllarında artarak devam eder. Üniversitenin son iki yılında (1932–1933) zirveye çıkar. İlk iki yıllık memuriyet hayatında da bu tempoda devam eder. Bu yıllar, üstadın kayıp yıllarıdır.

Bu süreç, 1940’lı yıllara doğru zirveden zevale doğru bir seyir izlemeye başlar. 1940’tan itibaren hayatının ikinci perdesi, “Yeni Seyyid” dönemi sahne alır. Edebiyat merakından ötürü bu yıldan itibaren, edebi araştırmalar dürtüsüyle Kuran’ı incelemeye başlar. Bu dürtüyle yöneldiği Kuran, onu kolları arasına alır, çepeçevre sarar, yakin iman âlemine hicretinde rehberlik eder. (Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar.) (Enam: 125) 

1940–1945 yılları arasında artık “Eski Seyyid”in olumsuzlukları minimize olmuş, artık yerine “Yeni Seyyid” tebarüz etmiştir.

Bu yılda, hayatının sonuna kadar bağlanacağı İhvan-ül Müslimin’e fiili olarak katılır.

N.Kaya:  Konuya değinmişken kayıp yıllarından da bahsetseniz seviniriz.  Bu yıllara ‘kayıp yılları’ demenizin sebepleri nelerdir?

Asıl ve en etkili neden, Batı kültürüne yönelmesi, o kültürün değer ve fikirlerini benimsemesidir.

Öncelikle meşhur Arap edebiyatçı Abbas Mahmut Akkat’tan bir hayli etkilenmiştir. Bu zat, çok ilginç bir kişiliğe sahip… Babası Mahmûd İbrahim el-Akkad Dimyatlı, annesi ise Diyarbakırlı bir Kürt aileye mensup olan bu zat İlkokuldan başka okul okumamıştır. Daha dokuz yaşlarında iken edebiyata ilgi duymuş, ilk eseri Hz. Peygamber için yazdığı kasideler olmuştur. Çocukluğundan itibaren pek çok Batı kaynaklı edebiyat ve felsefe kitabı okumuş ve bu eserlerin tesirinde kalarak bir süre inkâra düşmüşse de, yazdığı dini eserlerinden de anlaşılacağı gibi, kısa bir müddet sonra daha güçlü olarak tekrar imana dönmüştür. O, modern Arap edebiyatının en çok eser veren şair ve yazarlarından biridir. Gazetecilik yapmıştır. Onun gazeteciliği sert bir milliyetçi kalem şeklinde gelişmiş, İngiliz yanlısı Nahas Paşa hükümetini on makalede devireceğini söylemiş ve bunu dokuzuncu makalede başarmıştır. Aynı görüşle Osmanlılar hakkındaki fikrini ‘Türk devletinin bekasını isterim, hâkimiyetini istemem’ şeklinde ifade etmiş ve II. Abdülhamid’i yalnız Meşrutiyet’in ilanında övmüştür. 1942 yılında, Hitler en güçlü döneminde iken yazdığı bir makalede, onun sonuçta mağlup olacağını söyleyerek ileri görüşlü bir yazar olduğunu ispat etmiştir.

Kırk bin ciltlik bir kütüphaneye sahip bulunan Akkad edebi, felsefi, dini ve siyasi konularda yüzden fazla eser kaleme almış,  daha ölmeden önce, hayatı, sanatı ve fikirleri üzerinde altmıştan fazla araştırma yapılmıştır.

İşte Seyyid Kutub, Akkad’ın bu muazzam kütüphanesinde telif edilmiş veya tercüme edilmiş Batılı eserlerle tanışır. Yaklaşık kırk yılını bu okumalara veren Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler’de buna değinirken şunu söyler:”… Ömründen kırk yılını bu alanda geçirmekten pişman değildir. Çünkü O, cahiliyeyi hakikatiyle, sapmasıyla, inhirafıyla… tanıdı. Ve ilme-l yakin bildi ki, Müslümanın kabul noktasında bu iki kaynağı (Batılı ve İslami) bir araya getirmesi imkânsızdır.”

Seyyid’in Batılı değerlerden etkilenmesi, yaşam şeklinden ziyade düşünsel şekildedir. Bu yüzden, bu dönemde Batılı eserler ve değerlere büyük önem atfetse de yaşam şekli olarak hayvani güdülerin ön plana çıktığı bir hayat yaşamamıştır. Bu dönemde, içki içtiği, zina yaptığı, uyuşturucu kullandığı vb. ile ilgili bir rivayet varit değildir. Kardeşi Muhammed Kutup bununla ilgili şunu der: “O günün şartlarında yaşayan Mısırlı büyük edebiyatçı ve aydınlar ve özellikle Akkad hem fikri hem de yaşam biçimi olarak Batılı değerlerin etkisindeydi. Ancak Seyyid sadece düşünce bazında bu etkiyi yaşıyordu. Bu yüzden parçalanıyor, acı çekiyor, soruşturuyor ve şikâyet ediyordu.”

Seyyid, bu dönemde çektiği acıların mütercimi hükmündeki kaside ve şiirlerini kaleme alır, “Yolu Kaybeden Şairler”in önderi Ömer Hayyam’a benzer bir durum arz eder. Onun, “Eş-Şati’ül Meçhul” (Bilinmeyen sahil) adlı kaside kitabı o yılların belgesi hükmünde. 1935 Ocak’ında ilk ve son baskısını yapar. Bu kitabı şu ana kadar kayıplardadır. Son dönemlerinde, yakın dostlarına bu kitabının cahiliyet döneminin bir eseri olduğunu, dağıtıldığı her yerdeki bütün nüshalarını toplatmak istediğini ne kadar çok arzuladığını iletmiştir.

foto 6.JPG

N.Kaya:  Abbas Mahmut Akkat gibi bir dâhinin etkisinden kurtulmasını sağlayan fikir değişiklikleri ile İslami düşünceyi seçmesinde  etkili faktörler nelerdir?

Az önce de ifade etmeye çalıştım; döneminin önemli şair ve edebiyatçılarıyla olan münasebeti ve kendisinin de önemli bir şair ve edebiyatçı olması onu, Kuran üzerinde edebi çalışmalara sevk etmiştir. Bu gaye ile geldiği Kuran, ona daha fazlasını vermiş, kazandırmıştır. O da kuşkusuz sahih bir İslami bakış ve tavizsiz bir İslami yaşamdır. Kuşkusuz, onun Kuran’dan bu derece etkilenmesindeki en önemli unsur –Allah’ın hidayeti nasip etmesinden sonra-, döneminin pek çok aydının aksine köklerinden kopmamış olması, ihtiva ettiği eksikliklere rağmen dini yaşantıdan kopmaması, Batı hayranlığının düşünsel boyutta kalması, yaşantısına pek etki etmemesi olduğu söylenebilir. 1940’ta daha İhvan’la herhangi bir münasebeti olmamışken başlar ondaki bu değişim.

Allah’ın muvaffak etmesi neticesinde gözleri ‘mealimu fi-t tarik (yoldaki işaretler)’e, açılır, ‘fi zilal-il Kuran (Kuran’ın gölgesinde)’ bir hayat sürdürmeye başlar. Kuran’ın Sahabe’de yaptığı değişim-dönüşümün aynısı Seyyid’de de vuku bulur.

Şimdi bu değişimin kilometre taşlarına bakalım mı? Ne dersiniz?

N.Kaya:  Böyle bir teklife hayır denilmez, son derece isabetli olur. Buyurun Seyda…

Siyasi geçmişine hızlı bir şekilde öncelikle değinelim: Saad Zağlul tarafından 1919 Devriminden sonra kurulan Vefd Partisinde ortaokul yıllarından itibaren aktif rol alır. Çünkü Kahire’ye yanında kaldığı dayısı Ahmet Hüseyin Osman ve “Eski Seyyid” döneminde idolu olan meşhur Abbas Mahmut Akkad Vefd’liydiler. Şubat 1942 yılına kadar, yani on yedi yıldan fazla bir süre bu partiyle olan bağlantısı aktif bir şekilde devam eder. Bu yılda vatan hainliği şeklinde gelişen bir olay, Seyyid’in partiden ayrılmasını ve aleyhinde çalışmalarını yürütmesini beraberinde getirir. Bu olay üzerine partiden ayrılan bazı aydınların kurduğu Öncü Veftliler partisinde yerini alır. Bu partide de 1945 yılına kadar çalışmalarını sürdürür. Bu yıldan itibaren bütün partilerle olan bağlantılarını koparır ve Mısır’daki parti liderlerine “programlarınızı düzeltin veya zamanı geçmeden önce çekilin” başlıklı keskin ve şiddetli bir makale kaleme alır. Daha sonraki makalelerinde tüm partilere savaş açar.

Artık çalışmalarını kişisel olarak yürütür. O günün gazete ve dergilerinde yazmaya devam eder. Ayrıca “Arap Alemi” ve “Yeni Düşünce” adında iki dergi çıkarmaya başlar. Helvan’daki evi önemli bir siyaset merkezi gibi çalışır.

1953 yılına kadar… Bu yılda İhavn-ül Müslimin’le yolları kesişir ve şahadetine kadar çalışmalarını bu şemsiye altında yürütür.

1951’ de Mısır’ı ziyaret eden Ebü-l Hasan Ali El-Hasani En-Nedevi Seyyid’le de bir araya gelir. Seyyid, ona, hayatının beş merhaleden geçtiğini anlatır. Bunlara yukarıda parçalı da olsa değindik. İslami hayatını ise Yusuf El-Azm üç aşamaya taksim eder:

1-      Sanatsal İslamilik: Bu dönem, Seyyid’in edebi araştırmalar için Kuran’a yöneldiği dönemdir. Bu dönem 1939’da başlar. Yazdığı bir makalede Kuran ile ilgili bu yönde çalışmaların yetersiz olduğunu, kendisinin başlattığı bu çalışmanın ise bu yolda bir işaret fişeği hükmünde olduğunu dile getirir. Ancak aradan koca bir altı sene geçmesine rağmen Kuran ve Kuran ilimleriyle ilgili olanlar bu alana el atmazlar. 1945’te Seyyid, harika eseri “Kuran’da Sanatsal Tasvir” adlı eserini okuyucularla buluşturur. Bundan iki yıl sonra 1947’de, Kuran’daki ‘sanatsal tasvirin’ konularından sadece bir konusuyla, Kıyamet’le alakalı olanını konu edinen “Kuran’da Kıyamet Sahneleri” adlı eserini kaleme alır.

Bu dönemde sürdürme düşüncesinde olduğu en önemli projelerinden olan “Yeni Kuran Kütüphanesi”ni şu başlıklarda eser vererek tamamlama düşüncesindedir:

a)      Tevrat ve Kuran arasında Kıssa

b)     Kuran’da İnsani Örnekler

c)      Kuran’da Sanatsal Sunumun Özellikleri

d)     Kuran’da Vicdani Mantık

Ancak bunlardan bir tanesini bile yazmaz. Bilakis bu düşüncesinden daha farklı bir düşünceye, fikirsel çalışmalara yönelir ki bu onun İslami hayatının ikinci merhalesi olur.

“Kuran’da Sanatsal Tasvir” adlı eserine çarpıcı bir başlıkla başlar ve der ki;”  ‘gerçekten Kuran’ı buldum.’ Devamında; ‘Bu araştırma için çalışmalarımı bitirdiğimde nefsimde Kuran’ın yeniden doğduğunu müşahede ettiğimi gördüm. Daha önce asla tanımadığım bir şekilde onu buldum’ der.

Bu aşama 1939-1947 yılları arasında yaklaşık sekiz yıllık bir süreyi kapsayan bu dönem, Seyyid’in “Kuran’ı bulma, Kuran’ı keşfetme’ dönemi olarak nitelendirilebilir.

2-      Genel Fikri İslamilik: Kuran’ın edebi ve sanatsal boyutuyla ilgili yaptığı çalışmalar onu, Kuran’ın sosyal, siyasal, ekonomik vb. yönleriyle tanıştırır. Böylelikle ıslah edici İslami fikir âlemine girer. Bu aşama 1947’de başlar, resmi olarak İhvan’a intisap ettiği 1953 yılına kadar sürer. Bu dönem ise ‘Kuran’ın Seyyid Üzerindeki Tesiri’ olarak nitelendirilebilir. Bu merhalede ABD’ye gider. Ayrıca Mısır’da devrim çalışmalarına katılır, devrim olunca da ilk dönemlerinde destekler. Bu dönemin etkisiyle bazı kitaplar kaleme alır. Onlar:

-İslam’da Sosyal Adalet: Seyyid’in ilk fikri kitabıdır. 1947’de kaleme alır ve 1949’da ABD’deyken ilk baskısı yapılır.

-İslam-Kapitalizm savaşı:  ABD dönüşünde kaleme alır ve 1951 yılında basılır.

-Dünya Barışı ve İslam: 1951 sonlarında basılır.

-İslami Çalışmalar: Değişik dergilerde yayınlanmış 36 makaleden oluşan bu eser 1953 yılında bir kitap halinde basılır.

-Fi Zilali-l Kuran: 1952 Ekimi’nde ilk kısmı basılır. 1954 Ocak’ına kadar 16 cüz’ü basılır.

3-      Hedefleri Olan Hareki İslamilik: ‘Hareki İslamilik’ten kasıt; İslam’ın, Kuran ve sünnette nasılsa o şekilde kuşatıcı, sahih bir şekilde anlaşılması, bunun özellik ve dinamiklerinin idrak edilmesi, görevinin nazara alınması ve ondaki ‘etkili bir şekilde müspet olgusal hareki’ boyuta eğilmektir. İslam’ın müspet hareki anlayışın ardından düşüncede, tasavvurda, ibadette, yaşam ve muamelatta ona bağlanmak ve yaşamaktır.

Bu hal, üçüncü aşamada en güzel şekilde tahakkuk eder. Bu merhalede orijinal hareki çalışmalar ortaya koyar. Bu merhale, cihat, davet, fikir, eğitim vb. alanlarda hayatının en verimli dönemidir.

Bu merhale 1953’te Seyyid’in İhvan’a intisap etmesiyle başlar ve 29.08.1966’da şehit edilmesine kadar devam eder. Bu merhale hemen herkesin öğrendiği, tanıdığı Seyyid dönemidir. Bu dönem, “Kuran’ı özümseyerek yaşayan Seyyid” dönemi olarak nitelendirilebilir.

Bu dönemde kaleme aldığı başlıca eserleri:

-        Gözden geçirilmiş bir şekilde Fi Zilal’in tümü

-        Bu Din

-        Gelecek Bu Dinindir

-        İslam ve Medeniyetin Problemleri

-        İslami Tasavvurun Özellikleri

-        İslami Tasavvurun Dinamikleri

-        Yoldaki İşaretler

Bu dönemde Mısır içinde ve dışında toplantı ve konferanslara katılır, önemli sunumlar yapar.

Bu dönemde, 1954 yılında pek çok İhvan müntesibiyle birlikte hapse atılır, korkunç işkencelere maruz kalır. 1955’te başkanlığını Yüzbaşı Cemal Salim’in yaptığı mahkeme onu on beş yıla mahkûm eder. Bu cezanın yaklaşık on yılını geçirdikten sonra sağlık gerekçelerinden ötürü 1964’te serbest bırakılır.

Bu dönemde önce fikri anlamda, hapisten çıktıktan sonra da fiili olarak İhvan’ın liderliğini yapar. 1965’te tekrar tutuklanana kadar bu görevi yürütür. Bu tutuklamanın ardından mahkeme idamına hükmeder ve idam edilerek şehit edilir.

Amerika’ya –sözüm ona- oradaki eğitim programlarını incelemesi için gönderilirken o gemi yolculuğunda yaşadıkları, ayrıca ABD’de de görüp yaşadıkları, İslami düşüncenin zihninde ve hayatında yakin derecesinde temerküz etmesinde diğer bir önemli faktör olarak çıkıyor önümüze.

Gemide, bir taraftan küçücük bir geminin koca okyanuslarda nasıl da Allah’ın lütuf ve keremiyle menziline yürüdüğü, denizin müzikal sesleri vb, diğer taraftan istihbarat örgütlerinin onu yoldan çıkarmak için gemide ve ABD’deki ikametgâhında yarı çıplak kadınlarla baştan çıkarma gayretleri ve bunun Seyyid tarafından şiddetle ret edilmesi, ABD’de gördüğü toplumsal zafiyet ve içten çürümüşlük ve daha nice husus, onun zaten başlamış olan İslami yönelimleri üzerinde bir hayli etkili olmuş, bir o kadar da Batı’lı değerlerden uzaklaşmıştır. Ayrıca, Seyyid’in daha ABD’deyken İmam Hasan El-Benna’nın 12 Şubat 1949’da bir suikastla şehit edilmesini ABD’lilerin ve İngilizlilerin gösterdiği bayram havasında karşılamaları onun hem İslam’a ve hem de İhvan’a ilgisinin daha bir artmasının bir diğer önemli faktörüdür.

N.Kaya:  Yazdığı eserlerde çoğunlukla İslam toplumunun özelliklerinden bahseder. Bahsettiği bu özellikler nelerdir?

Üstat Seyyid Kutup, gerek İslam toplumun ve gerekse cahili toplumun tanımlamalarını ve özelliklerini eserlerinde özellikle vurgular. Soruya bağlı kalmak amacıyla Seyyid’in çerçevesini çizdiği Müslüman toplumun özelliklerinden önce bu dinin temel bazı özelliklerine işaret ediyor. Onlar şöyle sıralanabilir:

1-     Yarattıklarının tabiatını, özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilen bir İlah’ın yapımıdır bu şeriat. Yani fıtridir.

2-     Genel ve külli değerler şeklinde gelmiş olan bu şeriat, zaman ve mekânın değişimine bağlı olarak, aslından kopmayacak şekilde cüzi meselelerde ve uygulamalarda değişime kabil bir özellik arz eder.

3-     Bu genel ve külli değerler insani hayatın tüm alanlarına şamildir. Ferdi, cemaatsel, toplumsal, devletsel ve bunların arasındaki etkileşimin tümüne ihata eder.

4-     Bu dinin toplumsal değerleri üzerinde yükselen toplumlar ilerici olmuş, hala da ve kıyamete kadar öyle olmaya muktedirdir.

Hususiyetini bu temellerden alan İslam cemaatinin ilk nesline, sahabe nesline değinen Üstad Kutup şu tespitlerde bulunuyor:

Tarih boyunca bu kabilden bir topluluk yeryüzüne gelmemiştir. Fert bazında onlar gibi olanlar olsa bile bu topluluk gibi bir topluluk hala da yeryüzünde vukuu bulmamıştır. Bu seçkin neslin üç önemli kaynağı vardı. Onlar:

a)     Kuran ve Kuran olan Peygamber (s.a.s)’in hayatı. Başka bir medeniyetin veya dinin kaynaklarından değil, sadece ama sadece Kuran’dan beslenen, ondan ilham alan bir topluluk. Ömer (r.a.)’ın elinde Tevrat’tan bir sayfa gören Peygamber (s.a.s) kızarak şöyle der: (Vallahi eğer Musa aranızda olsaydı bana tabi olmaması ona helal olmazdı)

b)     Kuran’dan alma yöntemi: Uygulama ve yaşamaya yönelik bir yöntem. O neslin Kuran’dan amaçları kültürel birikimlerini arttırmak, araştırmak, haz ve tat almak veya ilmi ve fıkhi birikimlerini arttırmak için değildi. Bilakis amaçları, Allah’ın kendi şahıslarıyla bir taraftan, diğer taraftan da toplumlarıyla ilgili emirlerini almaya matuftu. Duyar duymaz ve duydukları şekilde onunla amel etmekti. Bu yüzden onu öğrenmede çokluktan ziyade yaşayabildikleri kadar ondan alıyorlardı. İbnu Mesut (r.a.)’ın onar ayet alıp onunla amel ettikten sonra diğer bir on ayete geçmesiyle ilgili hadisi bunun çarpıcı örneklerindendir.

c)      Kişi, İslam olduktan sonra cahiliyeye ait ne varsa geride bırakırdı. İslam olduğu lahzadan itibaren yepyeni bir döneme girdiğinin şuurundaydı. Ticaret vb. yollarla cahili toplumla ilişkileri sürse bile, inanç ve bilinç noktasında cahili çevreden nihai bir şekilde kopmuş, İslami çevreyle de nihai bir şekilde birleşmiş olarak hayatını dizayn ederdi.

Binaenaleyh; öyle bir neslin yeniden nevş-u nema edebilmesinin yolu  bu yol haritasından geçmektedir.

Üstadın İslami toplumdan kastettiklerinin hülasasında yatan şudur: Gerek fert ve gerekse cemaat düzeyinde olsun sahih akideyi idrak etmek ve bu akideyi de sahih bir şekilde yaşamaktır. Bu cemaat, eşitlik ve sevgi bağları üzerine, insanın insaniyetini, insani özelliklerini ibraz edip güçlendirmek ve yerleştirmek için vardır.

                             (Devam edecek)

RÖPORTAJ: Necmi KAYA Ufkumuz com 

 Röportajin II.Bölümü İçin tıklayınız

YORUMLAR

sevdalı yürek 04-09-2011, 01:58:57
vay anam vay
yeni gördüm bu çalışmayı, dostlar gene mısralar sizden kaçmaya başladı sanırım, nede hoş yazıyorsunuz yazınca, bin kitabın anlatmadını bir söyleşi kapatıyor, maşşallah, bakıyorum hızlısınız, helal size dostlar helal size kardeşler. Necmi hocam bu günlerde senin sitde çalışmaların baya falalaşıyor, bu ne beyindir, bu ne şevktir, bu ne rüzgardır, kaptırmışsın kendı yazmaya, helalı hoş olsun, seyyid mı oluyorsunuz, seydamı mı anlamadımkı, aman dikkat nazar değmesin. bir de dostlar bu calışmanın diğer kısmını ne zaman yayınlayacaksınız merak ediyorum, el cevap yakın olsun lütfen. bakılım diğer çalışmada seyyidi nerelere getireceksiniz. inanın bu çalışmadan sonra insanın seyyidi yenıden okuması gelyor, başarılarınızın devamını Allahtan niyaz ederım.
murat bozdemir 30-08-2011, 13:14:51
seyyid kutubu defalarca tekrar okumama rağmen ropörtaj seyyid kutupla ilgili bilmediklerim olduğunu gösterdi.
ayrıca ikinci bölümü merakla bekliyorum. seyyid kutupun gerek kurdistanda gerekse türkiyede nasıl algıladığı, onun okumaları üzerine nelerin bina edildiği üzerinde çok dikkatli durulması gereken bir husus. maalesef seyyid kutup da ciddi bir eleştiriye tabi tutulmadan, kritiği yapıldan, bizlere kazandırdıkları ve kaybettirdikleri noktasında hakkı verilmeden sesiz sedasız unutuluşa terk edilen büyük bir şahsiyet. allah şehadetini kabul etsin. ayrıca ropörtajın ikinci bölümünden çok beklentimiz olduğunu bilinmesi dileğiyle.
yaşar 27-08-2011, 13:10:16
elinize ve ağzınıza sağlık seyda.Bu doyumsuz çalışmalardan dolayı siz ufkumuz.com çalışanlarına ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun.Bu arada necmi hocam naim hocayı yakalamışken çabuk bırakma.selamlar..
kalayhan 27-08-2011, 01:59:04
diriliş muştusu.
Ellerinize nur insin bu gecenin hürmetine,
Yüreğinize ilham insin şehitlerin hatrına,
Komşusu olun bütün nebilerin mekanına,
Alnınıza deysın güzel be kayda değer olanlar,
Sizleri bize çok görmesin kaymet bilmeyenler,
Muştu sabahlarda komşumuz olun imani duygularla.
Ve siz çok yaşayım GÜZEL DOSTLAR,
Ve siz görün GÜZEL İNANLAR,
Ve siz bizeler hep ışık saçın, NAİMLAR; NECMİLER, MUHACIRLER,AHMETLER, ZEKİLER,AZADLAR, SEDİYANİLER, FERAŞİNİLER, ZÜLFİKARLAR VE DİĞER BÜTÜN GÜZEL DOSLAR.... DUA İLE KALIN
26-08-2011, 14:12:00
''yetmiyor dilimiz... 29 ağustos 1966. yusuf'un tanıdığı zindandan, mısır'dan. hücrelerin tek tek ışıkları söndü. şehadet nakışlı kefeniyle, ey şanlı seherde darağacına gülümseyen şehid. dilinde zafer ayetleri, zalim firavun nasır mahluk. ölümü ölümsüzlüğe, mazlumluğu direnişe çeviren, şimdi rabbinin katında rızıklar içinde seyyid kutup.

ceylanlarım boğazından vurulur her nedense... o zaman içimdeki denize kan ırmakları dökülür. söz vermişim ölümün beyaz duvağını kaldırmaya. dağ başlarına çıkarmaya. har?i hapishanesinden yaralı kuşlar kaçıyor, kan damlıyor sehpalardan, zindan duvarlarının nabzı atıyor, duyuyorum. yalın yürek şahlanırım o zaman. vahye muhalif inkarlara sığınılan coğrafyada, ayaklar suskunluktan dokunmuş kilimlerde geziniyor. sırtımızda işkence izleri yok. çocuksu kaygılarmızla ortasında otağ kurduk iğreti dünyanın. yalnız kara bir habere ağlıyor olduk yapmacık. yas değil, korku bayrakları asılmış damlara. bilinmeyen milyonlarca kafa dolaşıyor sokaklarda. dünya baş üstünde, baş midelerde tutuklu. günde kaç mevsimi yaşıyorum bilmem. doya doya susmaktan yoruldum. karanlıkları bir güzel tutuşturmanın vaktidir; konuşmanın, haykırmanın, adanmanın, vuslatın... ayaklanır içimizdeki acılar. gün döner, çatılmış silahları kavrar ellerimiz, toplanır peygamber ordusu, bir savaşçının gözlerinde, aydınlık bir bedir gecesi.

29 ağustos 1966... har?i hapishanesinin meydanından uğultular saçarak geldi, yanı başımda durdu zaman. bir güvercin havalandı, bulutlar paramparça. görmedin mi, görmedin mi, görmedin mi kayan yıldızları. yüreği şehadete sarılı şehidleri görmedin mi? suçsuzu suçlu kılan hürriyet mahkemelerini başlarına geçireceğimiz günler gelmedi mi, gelmedi mi, gelmedi mi?''
ismimi vermeyeceğim:)))) 26-08-2011, 00:44:53
Korkarım yakınım da olursun...
hocalar gene dağıtmışsınız ortalığı, bir rahatımızı buzmaya geliyorsunuz, bir eski defterleri karıştırıyorsunuz, ah Necmi hoca ah nedir senden çektiğimiz, Her şey senin başının altında çıkıyor, Naim hocayıda pisaya çıkardın ya, kim bilir bundan sonra ne yapacaksın... en iyisi seni uzun süreli bir haca göndermek ve ayakla göndermek gerek yolculuğun uzun sürsün, korkarım hac yolculuğunda Kabeyi sırtına alıp gelirsin, bu sefer ne yapacağız sana.... sevi seviyoruz hemde krallara yakışır sekilde. Not sakın peşime düşme bir dost, eski maratoncuyum...
hira'dan doğan güneş 25-08-2011, 23:24:21
tebrikler
Aziz şehidin şehadet yıldönümünde böyle güzel bir çalışmayı,güzel ve değerli bir insanla yaparak bizlere tekrar hatırlattığınız içi Allah razı olsun sizden...Harikasınız bir çırpıda okuduk,Değerli seyda Naim Hoca'ya da Allah uzun ve bereketl bir ömür nasip etsin,o bizim için çok önemli bir değerdir.Allah yar ve yardımcınız olsun...
halıt serdani 25-08-2011, 20:21:27
güzel olmuş
Değerli site yönetimi, öncelikle bu güzel röportajınızdan dolayı sizleri tebrik ederim, kim ne derse desin bu tür çalışmalarınız sizleri diğer sitelerden ayıracak en önemli farkınız olacak, Mustafa Naim hocaya ve roportajı yapan Necmi Kaya ya diyecek bir sey yok. Eksiklik olacak, hata olacak ama eğer düşünce doğru ise hiç bir sıkıntı yoktur.Çok özel ve harika sorular seçmişsiniz. ismarlama röportaj olmadığı belli, okurken şunu anladım sanki Necmi hocanın yerinde benim ve Mustafa naim hocaya soru soruyorum. Çok hoş olmuş sade olmuş güzel olmuş, emeğinize sağlık şunu ispat ettiniz yapınca farklı yapıyorsunuz, hakkını iyi veriyorsunuz. biz bir çırpıda okuyoruz ama asıl tebriki hak edenler sizlersiniz.. dua ile kalın ve merak ediyorum Mısırdaki devrimdende bahsedeceksiniz bekliyorum nasıl bir anlatım olacak ve nasıl bir farklılık meydana cıkaracaksınız. lütfen fazla bekletmeyın.
Kadircan 25-08-2011, 18:22:12
Ne bawer
Kardeş ismin bawer ama hiç bir seye bawerin yok sanırım. İkbal Ne demiş Bardağa kusur bulma içindekinin tadına bak. DOST ANLAMA DÜŞMAN İMLAYA BAKARMIŞ:))))))9)9
bawer 25-08-2011, 18:09:55
şu hale bak
güzelim röportaj ne hale getirmişsiniz,insanın okuyası yok,yamuk yumu,kah italik kah kırmızı kah siyah,gözü yoran berbat bir hale sokmuşsunuz,necmi kardeş biraz daha özen göster...seni bu konuda uyarman ve düzeltmeyen editör de görevini yerine getirmemiş.....

Kategorideki Diğerleri

"Dünü ve Bugünüyle Yakup ASLAN" I.BÖLÜM
Yakup ASLAN’ı bu gün yazmada etkili kılan unsurların neler olduğunu öğrenmek için gezdiği yerleri yeniden tazeler gibi bu röportajımızda elimizden gel
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine  [ II ]
Daha önce belirttiğimiz gibi, sürgün olarak sekiz yıl kalacağı Isparta’nın Barla nahiyesine sürüldüğünden bahsetmiştik. İşte ilk ciddi Risale yazımı v
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'e 80 küsur yaşında olduğu halde, Kürt ve Kürdistan kavramlarını kullanarak en yetkili makamlara s
Molla Mansur Güzelsoy'un Eşi Lamia Hanımla Röportaj 
Ne yazık ki Seyda Molla Mansur hakkında elimizde fazla bilgi yok. Ancak arkadaşları, eşi ve dostları yaşıyorlar; maalesef onlarla da bugüne kadar bir
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"-IV:Akide ve Tevhid
Tabii elbette, Seyyid’in töhmet altında bırakıldığı, hakkında ileri geri konuşulduğu konuların başında akidesi etrafında yapılan tartışmalar gelmekted
Bi Pîreka Seydayê Mele Mansur Lamîa Xanimê Re Hevpeyvin
Mixabin di derheqê Seydayê Mele Mansur de di destê me de pirr malumat tune. Belê hevalê wî pîreka wî dostên wî saxin lê heya îro xebatek li ser nehatî
'Ulus devlet zulmünün en acı faturasını Kürtler ödemiştir'
Gün geldi Sarıkamış’ta iliklerimize soğuğu işledi, gün geldi kutsalımıza kara çizgi çekti, gün geldi tahtını kıyımların üzerine dikti, gün geldi sırtı
İkbal Der Başkanı Akbaş: "Kürt sorunu, başörtüsü kadar haktır "
Gençlik bize göre debisi yüksek bir ırmaktır. Doğru kanallara aktı mı faydası tahminlerin üzerindedir. Yanlış kanallara yönlendirilince zararı tahmin
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 8 (ÖZEL BÖLÜM)
Bu sekizinci buluşmamızda, masanın diğer tarafında Yeni Akit Gazetesi Yazarı ve Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Ahmet Varol, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub Siyasal İslam ve İslam Devleti’ne" dair (III)
Şehadetinin 45. Yılında, yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin üçüncü kısmını “Siyasal İslam ve İslam Devlet
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"- II (Söyleşi)
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 7
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Mazlumun dini sorulmaz
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Necmi KAYA:"Bugünün Müslümanları için Şeriati çağdaş bir İbrahim’dir."
"Özerk yerler vergi vermeyecek, devletten yardım alacak"
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 6
Ekinci: DTK özerklik ilan etse ne olacak?
Laçiner: BDP, Tıpkı Doğu’nun CHP’si Gibi
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 5
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri-4
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri - 3
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 2
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 1
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Raşid Gannuşi ile Söyleşi
Miroğlu: Kürtler Türklere güvence versin
"Birlikte yaşam paktını kurmalıyız"
 Ayrılırsak iki faşist devlet oluruz

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Katliamdan kurtuldu Kürdistan'a Göç Etti
2 Zorda olan sensin aslanım
3 "Roboski Katliamında kimin emir verdiği önemli"
4 Taraf'tan Erdoğana
5 Predatörler 37 dakika görüntü almış
6 Aliya'nın dublörü 15 sene sonra ortaya çıktı
7 Anayasada 2 madde tamam
8 Kıvrıkoğlu'nun ölmesi Çevik Bir’in işine yarardı
9 19 Mayıs törenine katılan albaya gözaltı

KONUK YAZARLAR

 
Mehmet Ali Anşin

Anneler Günü

M.Latif YILDIZ

Devletin İtibarı

Yorum Hattı
"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır"Hz. Muhammed s.a.s
Yüce Rabbim bu bacımızın yar ve yardımcısı olsun.Çocuklarına ve eşine sabırlar versin. "Güçlü iken ...
hüseyin canan
Gerçek "Kardeşim" İçin.. >>
Biz site okurlar için büyük şans olduğu kesin ama tüm Türkiye için mi bilemem. Malum bazen iğneliyor...
Naim Kamer
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
yol arkadaşım
Selam sana yakub kardeşim.Çok güzel ve duygulu yazmışsın okudukça o günleri hatırladım bende biraz ...
zeki kaya
Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV >>
Bu güzelliğin emsali yok
Bu dünyada ne kadar ödül varsa, yazı, gezi, edebiyat, sanat, tarih, kültür, mimari, coğrafya, toplum...
Face arkadaşı
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
"Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, ka...
Mus'ab
Gerçek "Kardeşim" İçin.. >>
Sözde müslüman
Çünkü Bazı insanlar Allah'ın ayetlerini az bir pahaya satıyorlar.Dünya hayatını ahiret hayatına terc...
HİLAL
Uludere ve yalanlar >>
Yanlış anlamaya sebebiyet vermişim; insanın tüm bilgisi,karşısındakinin anladığı kadardır derler ya,...
fatme
Sonradan Aşılmayan Duvarlar >>
Ah ah.. Sevgili üstad.. Yüreğin ne güzel duygular menbaı olmuş. Bu cümleler insanı deli eder. Sevda ...
Şıvan
Anneler Günü >>
Selamun aleykum. Değerler elimizdeyken hakettikleri kıymeti vermeyiz,hep bizimdirler sanırız. Bunu ...
vuslat
Anneler Günü >>
el insafffff
Sayın FATME kardeş... yav yazar bu kadar uğraşmış, bazılarının incinmemesi için alt altan yazmaya ...
muselman
Sonradan Aşılmayan Duvarlar >>
fidan göngürün çocukları onun yolunu beklemiyorlarmı...
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
Allah insanlarla vijdan aracılığıyla konuşur.ama vijdanlar o kadar körelmiş,ki sesini duyuramıyor.Ç...
Hilal
Tazminat değil, adalet istiyoruz. [Video] >>
bu katliamı yapanın üstünü ortmeye çalışanın Allah bin belasını versin .......
Tazminat değil, adalet istiyoruz. [Video] >>
hocam sizi kutluyorum bu konuda herkesin destek vermesi şart özelikle meclis ortamında kulis yapılma...
peki naşat
ESKİ YER İSİMLERİ (FORUM) >>
"Böyle bir hareketin batıdaki cemaat önderlerinden ve dernek-vakıf liderlerinden onay alamaması duru...
Cendel
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
bu kitap hediye edilmeli!
Başta fıkıh prof.Hayreddin Karamana göndermeyi düşünüyorum.Sonra vicdan sahibi olduğuna inandığım Tü...
hüseyin canan
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
özellikle türklere okutun bu kitabı..........
sabiha abla kalemine ve o temiz duruşuna selam olsun.kitabın benim için bir arayış içinde olupta işt...
ibrahim
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
"Sizin gibi insanların yok sayılan ve gizlenen tepkileri nelerdi ve hangi amaçlar için tepkileriniz ...
musab
"Dünü ve Bugünüyle Yakup ASLAN" I.BÖLÜM >>
Allah'ın selamı hepimizin üzerine olsun. Sabiha ablaya bir sorum olacaktı, kitabın basımı için İslam...
evdal
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
Rabbim Razı olsun bu değerli samimi, muvahhid, mücahide müslümandan.. Sabiha Ünlü denildiğinde yüreğ...
xerip
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Ahmet ALTAN

Sakız

Orhan Miroğlu

Anne ve Oğlu’na

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com