Anasayfa

Sitene Ekle

Foto Galeri

Video Galeri

Ziyaretçi Defteri

İletişim

Hakkımızda

Üyelik

KURDÎ

TEFEKKUR

19 Mayıs 2012

DÜŞÜNCE UFKU MAKALELER İMAN HAKİKATLERİ
 
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Yazarımız, Eğitimci Necmi Kaya ile Ali Şeriati üzerine yaptığımız Söyleşinin ikinci bölümünü sunuyoruz.

08/08/2011 - 13:06
1:1 1:1,2 1:1,5
 

Yazarımız, Eğitimci Necmi Kaya ile Ali Şeriati üzerine yaptığımız Söyleşinin ikinci bölümünü sunuyoruz. 

    ***** 

1.JPG

 

 Ufkumuz:  ‘Ali’ kitabı çağımız Müslümanları için didaktik bir mahiyet taşıyor, dediniz I. söyleşimizde, neden ‘Ali’ kitabı didaktiktir?

 Eserini yazarken ki şartlar ile şu an içinde bulunduğumuz şartlar fazla da değişmemiş. ‘Ali’ kitabının çağımız Müslümanlarına öğretici mahiyet kazandıran nedenleri sıralarsak, işin başına ezilmişliği, kültürel yozlaşmayı, haksızlığa uğramayı, bütün insanların hayat standartlarını iyileştirmeyi bırakabiliriz. Ali kitabı sadece Müslüman coğrafyaları için değil yeryüzünde despotizmin, sömürünün, entegrenin olduğu her yerde ezilen, hakkı alınan, yozlaştırılan bütün insanların adalet, hak ve inançları için insana yaraşır bir şekilde yaşaması için gereklidir. Çünkü Ali kitabında adalet ve hakkın kendisi var, fitnenin döndüğü, hakkın çiğnendiği, kapitalist zihniyetin iktidarı ele geçirip halkı sömürmesini anlatıyor. Yönetmek isteyen mantığın iktidar olmadan önceki hali ile ipleri eline alınca statükocu olmasını anlatıyor. Bu ikilemi yer yeryüzünde yaşamayan hangi iktidar var. Başa gelmeden önce devrimci olan, devirince statükoyu kendi devrimini de deviren, yerine kendi sözcüklerine hitap eden statükoyu oluşturan iktidarı anlatıyor. Devrimci ruhun statükocu olmadan önceki hali var, muhafazakârlaşmadan önceki halinden bahseder.

Ali kitabı güç ile halk arasında olması gerekendir, ne ezen ne de ezilen, adalet ve hakkın bu iki sınıf arasında olması gereken şeklini anlatıyor. Ali’yi özellikle seçmesinin sebebi de, halkı için hakkı ve adaleti savunduğu içindir. Onun deyimiyle Ali’nin hakkı gasp edilmiyor gasp edilen halkın hakkıdır, halkın hakkı için Aliyi bilmek lazım, egemenin elinden halkın hakkını almak için, ‘ şiddetle muhtaç olduğumuz halde Ali’den mahrum kalmamamız için Ali’ye bu çağda ihtiyacımız var. 

Ufkumuz: Türkiye Ali kitabının şu an neresinde, ya da Türkiye’nin geçmişi ve şimdiki halinde Ali kitabı nerde duruyor?

Türkiye’de değişen yönetimlerin hangisi Ali kitabının sayfaları içinden geçmedi ki. Türkiye’de maksimalist demokrasi olmadığı için yapılan reformlarda hiçbir zaman maksimalist düzeyle olmadı, reformlar hep minimalist düzeyde kaldılar.   Bu yüzden yeni kurulan her hükümet Ali kitabını canlandırmıştır.

DP iktidarı eline geçirince tek parti iktidarından aşağı kalmadı. Basın yasasını sertleştirdi, çok sayıda gazeteciyi tutukladı, devlet radyosunu tek taraflı kullandı, gösteri ve siyasal toplantıları yasakladı,  muhalefetin karma liste yapmasını yasakladı, önceki söylemlerinin tam tersi işler yaptı, talep ettiği reformlar, sosyal ve siyasal politikalar ve daha fazla demokratikleşme vaatlerini gerçekleştirmedi. 24 anayasasının açıklarından faydalanarak kendi iktidarını güçlendirdi. Dönemin CHP’sinden ayrı şeyler de söylemiyordu. İdeolojik yönden CHP ile DP arasında fazla da bir fark yoktu. Aralarında ki fark Amerikanın cumhuriyetçileri ile demokratlarının farkı kadardı. Aynı şekilde ondan sonra gelen hükümetlerde sadece kendi iktidarlarını kurumuşlar, güçlendirmeye çalışmışlardır, halk için halka fayda verecek sosyal ve siyasal politikalar yürütememişlerdir.  AP iktidarı dönemimde insanlar sokaklarda öldürülüyor, halk açlık ve sefalet çekiyor, dışarıya göç etmeye başlıyor ama AP zafer üstüne zafer kazanıyor, iktidarını sürekli güçlendiriyor.  Halka fayda verecek, halkın refah düzeyini artıracak, siyasal yönden kendini rahat hissedeceği bir reformu hiç yapmadı. Anavatan partisi ise sosyal yönden faydalar sağladı fakat siyasal alanlar da pekte reform yapmamış, iktidarda kaldığı süre içinde sadece 82 anayasasının garantörü olarak iş yapmıştır. İktidar süresi boyunca yaptığı anayasal değişiklikler,  seçmen yaşını yirmi birden yirmiye düşürmesi ve milletvekili sayısının dört yüz den dört yüz elliye çıkarması var. AKP ise bazı şeyleri yapmaya çalışıyor ama istenileni ve beklenileni karşılamıyor. Ona verilen oyların oranıyla yaptığı işler arasında fark var. Daha iyisini yapabilecek güçte iken yapamıyor. Türkiye’deki iktidarlar siyasal, sosyal, ekonomik,  düşünce ve inançların rahatça ifade edildiği, sosyal refahın artırıldığı bir değişimi hiç getirmediler.

  Ali kitabında örnek verecek olursak; Genellikle dünya liderlerinin iki dönemleri vardır, birincisi devrimci dönem, bu dönem egemen güce karşı mücadele dönemidir. Devrimci bir bakış acısına sahiptir, iş başına geldiklerinde ise ikinci dönemleri başlar yani az yada çok muhafazakarlaşırlar. Sakin bir hayatın sürdürüldüğü, ulusal çıkarların korunduğu bir dönemdir. Türkiye’de ki lider ve iktidarlar hep bunu yapmadılar mı?

Fakat Ali ve yönetim anlayışı istisnadır, o iktidarda olmadığı zamanda azınlığın lideri iken bir mücadeleye gitmiyor, vahdet bozulmasın diye tahammül ediyor. Aksine iş başına gelip, hükümet onun eline geçince devrimci oluyor ve devrimlere başlıyor.  Ali ve yönetim şekli farklıdır, o geneli gibi iki aşamadan geçmiyor, Ali üç aşamadan geçtikten sonra yönetiyor;  Yirmi üç yıl mektep için Cihat,  yirmi beş yıl vahdet için tahammül ve sabır ve beş yıl adalet için devrim.

Ufkumuz: İran devrimin temellerini Şeriati gibiler oluşturuyor,  Şeriati İmam Ali’den ne kadar faydalanmış olabilir?

Şeriati, Ali’nin yirmi üç yıl mektep için Cihat dönemini benimsemiştir, o hemen olacak bir devrimden yana değildir. O bir devrim gerçekleştirilecekse sağlam temellerin üzerinde olması gerektiği savunuyor. Önceliği devrimden ziyade toplumsal bilinçlenmeye, aydınlanmaya, kültürel yenilenmeye, dünya görüşü olarak İslam’ın algılanmasına veriyor. İnsanları eğitmeden hak ve özgürlük verirsek başımıza bela alırız, diyor. Bazı kriterleri benimsemeden, bazı şeyleri öğrenmeden-öğretmeden yapılacak bir devrimin faydadan çok zarar getireceğini savunur.
 Ali’yi benimsemesinin diğer bir nedeni ise zaferleri, yenilgileri, yaşadığı toplumda sahip olduğu konumu, siyasal ve toplumsal rehberliğinin niteliği, halkla ilişkileri, özgürlükçülüğü, siyasal ve toplumsal kişiliği, siyasi rakipleriyle mukayesesi, İslam içerisinde gerek yaşadığı dönemdeki hayatı ve gerekse öldükten sonra başlayan hayatı boyunca sahip olduğu makam ve mevkisi gibi özelliklerden dolayı Ali’yi örnek almaya gitmiştir. Ona göre Ali sadece tarihi bir şahsiyet veya bir kahraman değildir, taşıdığı özelliklerinden dolayı insanlık için üzerinde durulması geren bir şahsiyettir.

 

 resmi2.JPG

 

Ufkumuz:  Ayırıcı ve çok farklı bir açıklama yaptınız. Şeriati' de insan ve din ilişkisi nasıldır?

Şeriati, insanı tanımlarken en çok Alexis Carrel’in kullandığı meçhulü kullanmayı sever. İnsana trajedi yahut kurtuluş yolu ayrımında gözü ile bakar. Ona göre insan tanımını yapmak çok zordur. Çünkü tek yönlü olmayan, düşünen, maddeden bağımsız hareket edebilen, anlık değişen varlık olarak gördüğü için tanımının da çok zor olduğu söyler. İnsanı tanımaktan ziyade onu hapseden kavram, düşünce, ekol ve sistemlerin üzerinde durur. İnsanın özüne aykırı olanları belirlemeye çalışır. Onun özgür ruhunu dört zindanda görür: Doğa zindanı, tarih zindanı, toplum zindanı ve kendi zindanın içinde tutsak olduğunu söyler. Sürgün bir hayatın içinde olduğunu belirterek, önündeki en büyük engelleri ise bu zindanlar olarak görür.

İnsanın zindanlarından çıkıp ona uygun olanı seçmesini ister, ona en uygun olanın hakiki bir din olduğunu belirtir. Sahte ideolojilerden uzak, insan ürünü olmayan, onun özgür ruhuna hitap edecek dini seçmesini ister.

Ona göre din, insanın kemali, kurtuluşu ve hayat yoludur. İnsanın en yüce ve en derin ihtiyaçlarının cevabıdır. Eğer insanı tanıyacak olursak, onun için en iyi dini de seçebiliriz. Onca öğretiler ve ekoller arasında, çeşitli ihtiyaçları olan bu insan denilen varlık için hangisinin daha uygun olduğunu anlarız, diyor. Onun din tanımı hiçbir sosyologun tanımına benzemez. O insan ile dini birbirinden ayırmaz.  Marx ve Engels gibi tesellinin ve haklılaşmanın evrensel temeli, Eliada gibi hiçbir şeye indirgenmeyen ve “din olarak din” anlayışıyla işlevleri ve toplumun diğer parçalarıyla olan ilişkileri ve toplumsal sonuçlarını ele almayan, Pace gibi “iletişim olarak din”, laikler gibi dini bir süreç değil tarih dışı bir kavram olarak gören ve seküleristler gibi dini bütün yaşam alanlarından çeken, küçülmesi gerektiğini tanımlayanlardan değildir.

İnsanı tanımladıktan sonra onun yanına mutlaka bir dini bırakır. İnsanın yanına bıraktığı bu dini de tek kaynaktan gelmiş gösterir. Daha sonra bu kaynağın değiştirilmiş boyutuna bakar, ilahi olan ile olmayanı ayırt eder. Âdem’den şimdiye kadar gelen dinlerin aynı kaynaktan olduğunu ve bunun İslam olduğunu belirtir. Bundan dolayıdır ki insanın fıtratına İslam’ı en uygun din olarak görüyor.

Ufkumuz:   Şeriati de diğer bahsettiğiniz düşünürlerin geçtiği sıralardan geçti, onların okuduklarını okudu, o dine gerçek bakış açısıyla bakarken diğerleri sizce neden dini bu şekilde dar anlamlara hapsediyorlar?

İnsanların fikir hayatı ile inancı değerlendirmesi yaşadığı kültürün etkilerinden beslenir.  Bir toplumun yaratıcı ile olan bağları onun inanç derecesini de belirler. Sosyal adaletsizliğin, haksızlığın, sömürgenin olduğu bir yerde insanın dine olan bakış açısı da değişir. İlahın kanunlarını hiçe sayarak, ya da onun kanunları emrediyor gibi göstererek insanlara zulüm edildiği vakit insanlar yaratıcıdan ve ilahi kanunlardan soğur. Ayrıca zulüm edenler bir dinin imtiyazlı sınıfında yer alarak sosyal eşitsizlik yaratıyorlarsa o zaman olaylar daha da karmaşık bir boyut kazanır.  Bu düşünürler, din adamlarının kanunlarından ve yerleşik din kurallarından çok çektikleri için dine farklı anlamlar yüklediler. Ellerinde hakiki bir din kanunu ve yaratıcının bildirdiği haklar yoktu ki yanlış ile doğruyu birbirinden ayırt etsinler. Muhatap oldukları din Tevhid’i bir din değildi ve geçmişi hurafelerle doluydu, temel sorunlara çözüm bulamıyorlardı, bazı değişimlere engel teşkil ediyordu, ona inananlar tıkanma yaşadıklarında çözüm olarak kendi dinlerini ürettiler.   Bu düşünürler kendi düşüncelerinin önünde dini engel olarak gördükleri için kendi tanımlarını yaptılar.  Tahrip edilen dinleri kendi ahlak, vicdan ve düşünce sistemlerinin içinde erittiler.  Bu şekilde dini eritince yaptıkları ve söyledikleri her şeye daha kolay meşruluk getirdiler.

6.    Ufkumuz: Şeriati sadece kendi toplumunun kurtuluşu için üretmiyor, bütün Müslümanların kurtuluşu için üretiyor, günümüz Müslümanlarının vahdet bilinci için üzerinde en çok durduğu kavramlar hangileridir?

Ümmet ve İmamet kavramlarını vahdetin oluşması için kullanır. İslam’ın has kelimeleri olan Ümmet ve İmameti bir birinden ayrı görmez, Ümmet kelimesinden İmametin türediğini belirtir. Günümüzde kullanılan kabile, kavim, yığın, grup, taraftar, sempatizan, hizip, üye kavramlarının daha geniş bir anlamını Ümmete yükler. Duygu, düşünce, benlik ve inanç birliğini Ümmetin içine yerleştirir. Ümmeti,  birbirinden habersiz, kopuk insan yığınından çok birbirinden haberdar olan, aynı duygu ve düşünceleri paylaşan insanlar olarak görür. Beyanatını da Kâbe’nin etrafında tavafta gösterir. Ümmet kelimesinin köküne değinerek amaç, kasıt, hedef ve bilinçli hareket etme olarak yorumlar.  Seçim, hareket, ileri ve amaç olarak da yol haritasını çizer. Ümmet kavramını birleşmenin gereği olarak gördüğü için, birbirinde bağımsız insan topluğuna değil, bilakis olgun ve birbirinden haberdar olan ıslah olmak için aynı düşünce etrafında insanların birleşmesi gerektiğine değinir. Ümmet terimini, halkın huzuru ve rahatını sağlayacak, zarar ve hastalıklardan koruyacak idare şekli ve anlayışı; inanç, toplum ve düşünce ilişkilerini değiştirme ve geliştirme; halkın beyinlerini, ruhlarını, toplumu olgunluğa doğru yöneltme ilkesi olarak tarif eder. Ümmet: fertleri, sorumsuzluğu, kayıtsızlığı, başıboşluğu, tüketimciliği; hedefsiz, kof refah düşkünlüğü,  hedefsiz, güzel ve hoş bir hayatı benimseyen toplum olarak görmez.

 İmamet terimini Ümmet teriminden ayrı görmediği için Ümmet kavramının yerine getirilmesi için İmameti sorumlu tutar. Fert ümmete üye olduğu an, yoldaş grubuna girmiş sayar.

 Bu gün bizler bölük pürçük yaşıyoruz, herkes bir taraftan çekiyor. Ayrı düşmemizin tek nedeni vahdetin oluşması için ümmet kavramından ayrı oluşumuzdur. Biz ümmet kavramına tabi olmuyoruz, kabile, kavim, yığın, grup, hizip gibi taraftarı olduğumuz küçük topluluğumuza ümmeti uyarlıyoruz. Parçanın içinden bütüne bakıyoruz, bütünün içinden parçaya bakmıyoruz. Değerlerimiz, fikirlerimiz, ibadet ve dünya görüşümüz parçaya göre ayarlanmış. İmameti hak edecek alimlerimiz ve bilginlerimiz de parçaların kriterine göre yol haritasını benimsedikleri için bütünlük sağlanılamıyor. Vahdete giden yol ümmetin labirentleri içinde kayboluyor.

Ufkumuz: Çağımızda sürekli ve hızlı bir değişim olmaktadır.  Müslümanlarda bu değişimden etkilenmektedirler, bu etkilenme bazen düşünce ve iman sıkıntısı da yaratıyor, Şeriati’ye göre düşünce ve iman sıkıntıları nasıl giderilmelidir?

  Düşünce ve iman sıkıntıları nasıl giderilmeliden ziyade Şeriati’nin değimiyle nasıl kalınmalı yâda nasıl devrimci olunmalı desek daha doğru olur sanırım. Düşüncesel bir yatak, bir inanç ortamı ve bir kendini yetiştirme programı olması gerekir, böylece kendisini korumak isteyen ve dolayısıyla her hakir ve değersiz olmaktan korkan kişi, ne yapması gerektiğini bilsin, diyor. Ona göre İslam’a olan bağlılığımız aşk ve sevgi safhasındadır. Duyguların,  düşüncelerin ve İslam’a olan sevginin kaybolmaması için kendisini ve ailesini birey korumak zorundadır. Sürekli uyanık olmak zorundadır. Aşk ve Tevhid ile uyanık olmalıdır, tefekkür etmesini bilmelidir, irfan ve ibadete yönelmesi gerekir. Hintli, Mecusi, Atinalı, İskenderiyeli, Yunanlı beslenmelere karşı düşüncesel bir savaş vermelidir. İş ve çalışma hayatında, kapitalist, sömürgeci ve kar için her şey meşru, kazanç ve güç varsa sorun yoktur türündeki olgulara karşı sosyal bir savaşım vermelidir.

 Çağımız sürekli değişim geçiriyor, Müslümanların yaşadığı coğrafyalara sürekli yeni şeyler atıyorlar. Gün geliyor düşüncesel kırıntılar, gün geliyor emperyalist işgaller, gün geliyor kardeş kavgalarının fitillerini çekiyorlar, kültürel ve etnik savaşları hızlandırıyorlar, bütün bunlara karşı bir Müslüman ancak ruhunu, bedenini, ailesini, çalışma hayatını İslam’ın has kaynaklarıyla koruyabilir. Yoksa Şeriatı’nın şu keşkesini daha çok söyleriz:  “Keşke Peygamber olsaydı da, bu günkü ateşleri görseydi. Bu ateşleri kucağımıza ve içimize nasıl attıklarını görseydi. Böylece en azından bu kuşağın direniş gücünü artırırdı, ıstırap ve acısını hafifletirdi.”

Ufkumuz:  Gençlerimize nasıl çözümler sunuyor, ya da onun deyimiyle gençler nasıl devrimci kalmalılar?

 Onun dönemindeki gençler ile şimdiki gençler arasında pek bir fark yok. Konuşmalarının, çalışmalarının çoğunu aslında gençlerin faydalanması için yaptı desek abartmış olmayız. “Anne Baba Biz Suçluyuz” kitabında yasaklar dini üzerinde durur. Orda söyle bir serzenişte bulunuyor.  “Siz, bana yasaklardan ve ‘hayır’lardan oluşan bir din verdiniz. Ben kızınıza gösterdiğiniz yol, tavsiye ettiğiniz yaşam biçimi ve öğrettiğiniz ahlaki değerler: Gitme, yapma, görme, söyleme, anlama, duygulanma, yazma, okuma… Gibi yasaklardan ibarettir. Hâlbuki ben ‘hayır’ dini değil, ne yapacağımı, ne okuyacağımı ve anlayacağımı söyleyen ‘evet’ dininin takipçisiyim.”

 Gençlerin her şeyden önce anlaması gereken nokta, bu dinin “evet”leri “hayır”larından fazladır. Lise sıralarında onlara öğretilen din doğmadır, değişimlere kapalıdır, eleştiriyi kabul etmez, Müslümanların içinde bulunduğu kötü şartlar dinin yüzünden olmuştur, din insanları asimile ediyor;  bu tür safsatalar Müslüman’a yakışmadığı gibi bu dine atılan iftiraların en kötüsüdür.  Acaba bunları söyleyen insanlar bu dinin neyini biliyorlar da biz bilmiyoruz, bu konulardaki delilleri nelerdir, bize de söylesinler, bizde onların söylediklerine hak verelim. İslam dini hangi teknolojik gelişmeye karşıdır,  sömürülmeyi Müslümanlara yakıştırdığı ayet hangisidir, İslam’ın hangi ayeti insanları asimile ediyor, hangi ayet ve hadiste Türk olun, Arap olun veya başka bir ırk olun diyor.  

Gençlerimiz dinlerine atılan ucuz iftiralara karşı okumalılar, yazmalılar, üretmeliler bu din onların.   Şunu idrak etmeleri gerekir, bu din onlarla güzellik kazanır.  Onların okumaları, yazmaları, üretmeleri bu dinin arka bahçesine ekilen güzellik tohumları olacaktır.  Bu dinin mirasını onlar yeri geldiğinde insanlara ulaştıracaklar.

Onlara Şeriati’nin şu kısa tahlilini tavsiye ediyorum:

“ Şimdi bu genç kuşak için şu sorun söz konusudur: O öyle şartlar içerisindedir ki; bir tarafında düşünce fakirliği, kitap fakirliği, çevre ve ortam fakirliği ve aslında iman ve düşüncenin ilham bahşedebileceği her kaynaktan yoksunluk; diğer taraftan ise, bütün kesimlerin ve egemen düşüncesel kesimlerin bir yönden gelen zenginliği, bol serveti ve diğer yönden gelen fesat ile kuşatılmış. Bir leş tipinde olan o genç, emperyalizmin tuzak ve ağlarının kucağına düşüyor.  Ciddi, aziz ve kendini bilen sorumlu bir tip olan diğer genç ise,   bize yabancı olan ideolojilerin kucağına baş koyuyor…

İşte Şeriati’nin bahsettiği ideolojilerin kucağına gençlerin düşmemesi için sürekli kendilerini kendi kaynaklarından beslemeliler, sürekli fikir cihadını yaşamalılar. Yoksa yaşadıkları coğrafyada yürürler, konuşurlar, okurlar, gezerler, yazarlar, öğrenirler, yerler, içerler, büyürler; ama faydaları, verimleri, ürettikleri, düşünceleri, duyguları bize değil başkasına hizmet eder. O başkaları da onlardan olmayacaktır, kanlarının, bedenlerinin ve kutsallarının üzerine iktidar kuracaklardır.

Ufkumuz: Kürt meselesinin güncel bir konu olması sebebiyle bunu soruyorum, Şeriati Kürdistan'da yaşasaydı acaba size göre nasıl projeler geliştirirdi?

 ‘Kürt Tarihi Araştırma ve İnceleme Kurulunu oluşturarak işe başlardı. Ne birileri gibi Kürt tarihinin ilk temellerini sadece bir mitolojik kitaba (Gılgameş) bağlayıp önce insanüstü bir varlık olan Enkidu’yu Kürt yapıp, daha sonra insanlaştırıp Gılgameş’in hizmetine sunup öldürmezdi. Kürt tarihinin köklerini mitolojik bir kitabın sayfalarına yakıştırmazdı. Ne de kendi ürünü olamayan Rus ve Avrupalı kaynakları referans alıp işte Kürt tarihi budur demezdi. Bu gün Kürt Tarihi Araştırma ve İnceleme Kuruluna şiddetle ihtiyaç duyulduğunu belirtirdi. Nerede, kim ne yapmış, geçmişin mirası nedir, neden başarısız olmuşlar bunları hakkıyla incelerdi. Çünkü bu gün Kürtler tarihlerini komisyonların yazdığı kitaplardan öğreniyorlar. Yazılan bu tarih kitapları ise dağınık, olayların kronolojisi bile karışık, o daldan bu dala sıçrama göstermektedirler. Suriye’de yaşanılan bir olayı yıllar önce İran’da yaşanılan bir olayla aynı zaman diliminde olmuş gibi gösteriyorlar.

Sanat Edebiyat ve Çeviri Kurulu oluşturup Kürtlerin her eserinden faydalanırdı. Kürtlerin sözlü mirasından yazılı mirasına kadar hepsini araştırırdı. Türkçe, Farsça ve Arapça yazılan bütün Kürt kitaplarını ve Kürtlere fayda verecek başka eserleri Kürtçeye çevirirdi.

İslami kaynaklardan ve Doğunun kaynaklarından Kürtleri araştırırdı. İslam tarihi içerisinde Kürtler ne yapmış, hangi eserler vermişler, oluşan isyanların sebeplerini, gerekçelerini tek tek araştırırdı. İslam medeniyetine fayda veren Kürt âlimlerin eserlerini Kürtçeye çevirirdi, İslam için mücadele veren Kürt liderlerin özelliklerini insanlara öğretirdi.

Kürt okullarının açılması için çalışırdı, devletin vermiş olduğu okul açma olanaklarının hepsini kullanırdı. Aydın insanların yetişmesi için bu okulların kaçınılmaz olduğu belirtirdi. Bu okullarda İslam dini ve diğer dinler, dil, siyasi ve toplumsal tarih, felsefe, antropoloji, dublaj ve çeviri, sanat, edebiyat, toplumbilim, ideal toplum, ideal insan, film ve tiyatro gibi birçok çalışmalara ağırlık verirdi. Kısaca Kürtlerin ihtiyaç duyacağı her türlü çalışmayı bu okullarda yapmaktan kaçınmazdı.

Daha sonra Kürt coğrafyalarında ekonomik kalkınmaya yardım edecek araştırmaları yapmaya çalışırdı. Var olan ekonomik kazanç getiren faaliyetlerden daha fazla nasıl verin alınmalı, yeni ekonomik kaynaklar nasıl elde edilmeli,  hangi bölgelerde daha fazla verin alınabilir, yeni iş dalları nasıl oluşturulmalı gibi projeleri yapmaya sevk ederdi.

Ufkumuz:  Son olarak I. röportajımıza dönmek istiyorum, Düşünce savaşı yaşayan biri için “İslam Bilim”  kitabı lokman hekim reçetesidir, dediniz bunu biraz açıklarsanız sevinirim?

Şeriati her şeyden önce Müslüman bir din toplumbilimcidir. Batıyı çok iyi tanımaktadır, her yaşta herkesin düşünce bunalımı yaşacağını ve yaşadığını bilmektedir. O dine toplumsal temel, faal bir öğe olarak bakmaktadır. Yetiştiği dönem Avrupa’da sosyalizmin zirve yaptığı dönemdir.  Çoğu insan gibi Batıyı ve Sosyalizmi Doğudaki bilginlerden öğrenmemiştir. Batıda okuduğu dönem batının tanınmış aydınlarıyla tanışmış, Sosyalizm ve diğer ideolojileri onlardan öğrenmiş. Bir sosyalistin size vereceği sosyalist bilgiyi Doğuda ondan iyi anlatan olmaz sanırım. İslam Bilim kitabı, Batıda öğrenmiş olduğu bilgilerin İslam süzgecinden geçirilmiş halidir. Karşılaştırmalı bir analizin sonucunda, Batının oluşturduğu düşüncelerin bizdeki karşılığını anlatır. Bize neden bazı kavram ve düşüncelerin ters olduğunu anlatır. Bunu yaparken öncelikle bize has düşüncelerimizi tanıtır. Dünya görüşü olarak Tevhidi anlatır, tarih felsefesine Habil ve Kabil’i yerleştirir, ideoloji olarak İslam’ı tanıtır, ideal insan olarak ta Allah’ın Halifesi olarak insanı tanımlar. Ondan sonra diğer Batı düşüncelerini tek tek açıklar. Onların oluşturmaya çalıştıkları ideal toplumdan-ideal yaşantıya, ideal ideolojiden-ideal devlete ve ideal insana kadar ki fikirlerinin bizdeki örneklerini anlatır. Geçmişte İslam toplumunda Batının bahsettiği örneklerin olduğunu söyler. Onlar ideal toplumu oluşturmaya çalışırken, biz ise Asr-ı Saadeti yaşamış ve bunu ümmi olan bir toplulukla başarmışız.  Bu tür açıklamalarından dolayı, düşünce savaşı yaşayan insanlara açık cevapları İslam Bilim kitabi veriyor.

(Muhacir Erkam - UFKUMUZ)

Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - I

YORUMLAR

mehmet ali 11-08-2011, 11:17:42
tebrikler
elinize sağlık guzel olmu
serfırazbun 10-08-2011, 02:37:21
güzel olmuş
Şeriati'yı baya okumuş bir yazara benziyorsunuz, hemen hemen okuduğum bütün kitaplarından çağrışım yapan cevaplar vermişsiniz. bende diyordun benden iyi okuyan yok ama bu iki röportaj tekrar tahlili yapmam gerektiğini söylüyor sanırım. aslın da biz Müslümanlar çalışmalarımızda pek şeriatiyı işlemediğimiz için olacak içimizde şeriati gibileri çıkmıyor. herde bir manyak varsa bize vaaz veriyor bizde ağzımız açık bakıyoruz. sonrada diyoruz abi ne güzel konuştu. Valla ben bu abi dedikleri insanlara bakıyorum on yıl öncede aynı seyi söyluyorlardı şimdi de aynısını. hep aynı nakarak çalıyorlar. artık Necmi hocam gibi insanlarda var piyasada maşallah yaşıda geç, gıpta edılecek biri sanırım. bizim abilerimiz yaşları olmuş kırk kırk beş ha derli toplu bir konuda yazamıyorlar, konuşamıyorlar. artık cekilsinler köşelerine meydanı gençlere bıraksınlar. emekli olsun nedir hep aynı şeyi çalıyoralr söyluyorlar, biliyorum belkıde bunu yayınlamazsınız ama gercek bu be dostlar. Selamun aleykum.
muzaffer 09-08-2011, 13:41:33
tebrik,
Allah sendenrazı olsun Necmi hocam kaç gündür böyle rahat ve güzel bir söyleşi okumamıştım. Özellikle bu söyleşiden sonra sanırım Seriatiyı bir daha okumam gerekecek, çok ince noktalrın üzerinde durmuşsunuz, ümmet ve imamet kitabını bir kaç yıl önce okumuştum dedim böyle sizin bahsettiğiniz gibi değil fakat dün gece baktım gercektende doğruymuş. Sizin gibi güzel dostların sayesinde fark etmediklerimizi bize gösterdiğiniz için teşekkürler, bu coğrafyaya lazımsınız. dua il kalın
vanlı ali'den 08-08-2011, 17:36:51
basarılarrrrrrrrrr
Öncelikle emeği geçen bütün kardeşlerin ellerine sağlık, çok güzel bir çalışma olmuş.Diğer röportajdan daha güzel olmuş, UFKUMUZ yönetim kurulu ve özellikle yazarları son günlerde baya atık çalışıyorlar, bu vefakarca çalışlarınızı taktir ediyorum, Rabbım yolunuzdaki engelleri kelimelerinizle eritmenizi sizlere nasıp etsin. Bu güzel çalışmalarından dolayı UFKUMUZ ailesi ve bu güzel röportajı hazırlayan Muhacir ERKAM'a ve sorulara cevap veren mutfak elemanı ve yazarmız Necmi KAYA 'ya teşekkür ederiz... Kulaklarımızın pası silindi, , bütün islam alemıne hayırlar getirsin.Ramazanınızda bu arada mübarek olsun Allah yar ve yardımcınız olsun.. DUA ile kalın.
sigortacı 08-08-2011, 14:37:11
tebrikler
helal olsun hocam yazdığın ve söylediğin herşeh bi tarih gibi inşallah bu mükemmel söyleşilerinin devamını diler gurrumuz olduğunu söylemek isterim seni seviyoruz.senin gibi değerli zihniyetlere bu ülkenin çok ihtiyacı var başarılarınn devamını dilerim.kardeşin sigortacı saygılarımla

Kategorideki Diğerleri

"Dünü ve Bugünüyle Yakup ASLAN" I.BÖLÜM
Yakup ASLAN’ı bu gün yazmada etkili kılan unsurların neler olduğunu öğrenmek için gezdiği yerleri yeniden tazeler gibi bu röportajımızda elimizden gel
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine  [ II ]
Daha önce belirttiğimiz gibi, sürgün olarak sekiz yıl kalacağı Isparta’nın Barla nahiyesine sürüldüğünden bahsetmiştik. İşte ilk ciddi Risale yazımı v
Yazarımız Kutbeddin  NURLUBAŞ ile SAİD-İ KURDİ Üzerine
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'e 80 küsur yaşında olduğu halde, Kürt ve Kürdistan kavramlarını kullanarak en yetkili makamlara s
Molla Mansur Güzelsoy'un Eşi Lamia Hanımla Röportaj 
Ne yazık ki Seyda Molla Mansur hakkında elimizde fazla bilgi yok. Ancak arkadaşları, eşi ve dostları yaşıyorlar; maalesef onlarla da bugüne kadar bir
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"-IV:Akide ve Tevhid
Tabii elbette, Seyyid’in töhmet altında bırakıldığı, hakkında ileri geri konuşulduğu konuların başında akidesi etrafında yapılan tartışmalar gelmekted
Bi Pîreka Seydayê Mele Mansur Lamîa Xanimê Re Hevpeyvin
Mixabin di derheqê Seydayê Mele Mansur de di destê me de pirr malumat tune. Belê hevalê wî pîreka wî dostên wî saxin lê heya îro xebatek li ser nehatî
'Ulus devlet zulmünün en acı faturasını Kürtler ödemiştir'
Gün geldi Sarıkamış’ta iliklerimize soğuğu işledi, gün geldi kutsalımıza kara çizgi çekti, gün geldi tahtını kıyımların üzerine dikti, gün geldi sırtı
İkbal Der Başkanı Akbaş: "Kürt sorunu, başörtüsü kadar haktır "
Gençlik bize göre debisi yüksek bir ırmaktır. Doğru kanallara aktı mı faydası tahminlerin üzerindedir. Yanlış kanallara yönlendirilince zararı tahmin
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 8 (ÖZEL BÖLÜM)
Bu sekizinci buluşmamızda, masanın diğer tarafında Yeni Akit Gazetesi Yazarı ve Ortadoğu Uzmanı Gazeteci Ahmet Varol, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin
Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub Siyasal İslam ve İslam Devleti’ne" dair (III)
Şehadetinin 45. Yılında, yazarımız Seydayê Mustafa Naim ile Seyyid Kutub üzerine yaptığımız söyleşinin üçüncü kısmını “Siyasal İslam ve İslam Devlet
Seydayê Mustafa Naim ile "Seyyid Kutub’a dair"- II (Söyleşi)
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 7
  Mustafa Naim ile Şehadetinin 45. Yılında:  'Seyyid Kutub'
Mazlumun dini sorulmaz
Necmi Kaya İle Şeriatiye Dair - II (Söyleşi)
Necmi KAYA:"Bugünün Müslümanları için Şeriati çağdaş bir İbrahim’dir."
"Özerk yerler vergi vermeyecek, devletten yardım alacak"
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 6
Ekinci: DTK özerklik ilan etse ne olacak?
Laçiner: BDP, Tıpkı Doğu’nun CHP’si Gibi
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 5
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri-4
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri - 3
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 2
Sediyani ile Masa-yı Esma Sohbetleri – 1
Adnan FIRAT ile “Demokratik Özerklik” üzerine
Raşid Gannuşi ile Söyleşi
Miroğlu: Kürtler Türklere güvence versin
"Birlikte yaşam paktını kurmalıyız"
 Ayrılırsak iki faşist devlet oluruz

DUYURULAR

 

FACEBOOK

 

EDİTÖR

 

YAZARLAR

 
Zülfikar FURKAN

Dibîstana Kurdî

Azad SERHILDAN

Günah ve Tövbe

RÖPORTAJ

 

En çok Okunanlar  Bugün  Dün  Bu Hafta  Bu Ay  
1 Katliamdan kurtuldu Kürdistan'a Göç Etti
2 Zorda olan sensin aslanım
3 "Roboski Katliamında kimin emir verdiği önemli"
4 Taraf'tan Erdoğana
5 Predatörler 37 dakika görüntü almış
6 Aliya'nın dublörü 15 sene sonra ortaya çıktı
7 Anayasada 2 madde tamam
8 Kıvrıkoğlu'nun ölmesi Çevik Bir’in işine yarardı
9 19 Mayıs törenine katılan albaya gözaltı

KONUK YAZARLAR

 
Mehmet Ali Anşin

Anneler Günü

M.Latif YILDIZ

Devletin İtibarı

Yorum Hattı
"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır"Hz. Muhammed s.a.s
Yüce Rabbim bu bacımızın yar ve yardımcısı olsun.Çocuklarına ve eşine sabırlar versin. "Güçlü iken ...
hüseyin canan
Gerçek "Kardeşim" İçin.. >>
Biz site okurlar için büyük şans olduğu kesin ama tüm Türkiye için mi bilemem. Malum bazen iğneliyor...
Naim Kamer
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
yol arkadaşım
Selam sana yakub kardeşim.Çok güzel ve duygulu yazmışsın okudukça o günleri hatırladım bende biraz ...
zeki kaya
Asya Konvoyu ve Çelişkiler IV >>
Bu güzelliğin emsali yok
Bu dünyada ne kadar ödül varsa, yazı, gezi, edebiyat, sanat, tarih, kültür, mimari, coğrafya, toplum...
Face arkadaşı
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 21 >>
"Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, ka...
Mus'ab
Gerçek "Kardeşim" İçin.. >>
Sözde müslüman
Çünkü Bazı insanlar Allah'ın ayetlerini az bir pahaya satıyorlar.Dünya hayatını ahiret hayatına terc...
HİLAL
Uludere ve yalanlar >>
Yanlış anlamaya sebebiyet vermişim; insanın tüm bilgisi,karşısındakinin anladığı kadardır derler ya,...
fatme
Sonradan Aşılmayan Duvarlar >>
Ah ah.. Sevgili üstad.. Yüreğin ne güzel duygular menbaı olmuş. Bu cümleler insanı deli eder. Sevda ...
Şıvan
Anneler Günü >>
Selamun aleykum. Değerler elimizdeyken hakettikleri kıymeti vermeyiz,hep bizimdirler sanırız. Bunu ...
vuslat
Anneler Günü >>
el insafffff
Sayın FATME kardeş... yav yazar bu kadar uğraşmış, bazılarının incinmemesi için alt altan yazmaya ...
muselman
Sonradan Aşılmayan Duvarlar >>
fidan göngürün çocukları onun yolunu beklemiyorlarmı...
Amed'te bir Kayıp Annesi: Hayatın Tadı Tuzu Anneler >>
Allah insanlarla vijdan aracılığıyla konuşur.ama vijdanlar o kadar körelmiş,ki sesini duyuramıyor.Ç...
Hilal
Tazminat değil, adalet istiyoruz. [Video] >>
bu katliamı yapanın üstünü ortmeye çalışanın Allah bin belasını versin .......
Tazminat değil, adalet istiyoruz. [Video] >>
hocam sizi kutluyorum bu konuda herkesin destek vermesi şart özelikle meclis ortamında kulis yapılma...
peki naşat
ESKİ YER İSİMLERİ (FORUM) >>
"Böyle bir hareketin batıdaki cemaat önderlerinden ve dernek-vakıf liderlerinden onay alamaması duru...
Cendel
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
bu kitap hediye edilmeli!
Başta fıkıh prof.Hayreddin Karamana göndermeyi düşünüyorum.Sonra vicdan sahibi olduğuna inandığım Tü...
hüseyin canan
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
özellikle türklere okutun bu kitabı..........
sabiha abla kalemine ve o temiz duruşuna selam olsun.kitabın benim için bir arayış içinde olupta işt...
ibrahim
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
"Sizin gibi insanların yok sayılan ve gizlenen tepkileri nelerdi ve hangi amaçlar için tepkileriniz ...
musab
"Dünü ve Bugünüyle Yakup ASLAN" I.BÖLÜM >>
Allah'ın selamı hepimizin üzerine olsun. Sabiha ablaya bir sorum olacaktı, kitabın basımı için İslam...
evdal
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>
Rabbim Razı olsun bu değerli samimi, muvahhid, mücahide müslümandan.. Sabiha Ünlü denildiğinde yüreğ...
xerip
Sabiha Ünlü İle "Bizim Toprağın Dili"ne Dair.. >>

YORUM/ANALİZ

 

IKTIBAS

 
Ahmet ALTAN

Sakız

Orhan Miroğlu

Anne ve Oğlu’na

Remzî PÊŞENG

Özerklik

DOSYA

 

LİNKLER

GAZETELER

Yeni Asya Yeni Şafak
Türkiye Vakit
Star Sabah
Taraf Zaman
bugun Hürriyet
Radikal Vatan
Akşam Milliyet

Video Galeri

Diğer Videolar

Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 3.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 2.Bölüm
Öze Dönüş Platformu Hakkari Kutlu Doğum Haftası Etkinliği 1.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat 12.Bölüm (SON)
Son Darbe 28 Şubat - 11.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 10.Bölüm
Son Darbe 28 Şubat - 9.Bölüm

Foto Galeri

Diğer Galeriler

KARİKATÜR
KAR TANELERİNDEKİ MUHTEŞEM SANAT
"KAÇAK UMUTLAR"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI "SON YOLCULUK"
ŞIRNAK - ROBOSKİ KÖYÜ KATLİAMI (2011)
İRAN İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİ BASKININDAN KARELER
DERSİM KATLİAMI DÖNEMİN GAZETE MANŞETLERİ
 
New Page 1

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Hakkımızda

Copyright © 2007 UFKUMUZ
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı SITEMAP
İrtibat E-mail:bilgi.ufku@hotmail.com - bilgi@ufkumuz.com